Turkish-English translations for patlamak:

explode · bomb · burst · blast · blow · pop · erupt · detonate · boom · to explode · blow up · go off · bust · die · spring · crack · break · go up · fulminate · to burst · other translations

patlamak explode

Derler ki, bir gün aşırı derecede hassas ve pahalı bir donanım parçası patlamış.

So they say, one day an extremely sensitive and expensive piece of equipment exploded.

Nükleer bir bomba patladığında milyonlarca insan ölecek. Öyle değil mi?

Million people will die when a nuclear bomb explodes, right?

Daha çok patlayacak gibi görünüyor.

Looks more like it's gonna explode.

Click to see more example sentences
patlamak bomb

Bomba patladı bebeğim. Ama bir şey yok.

There was a bomb, baby, but you're okay.

Sanki bir bomba patlamış gibi.

Looks like a bomb went off.

Bu sabah soyunma odanda bir bomba patladı.

A bomb exploded in your dressing room this morning.

Click to see more example sentences
patlamak burst

Yumuşak bir iniş mi olacak yoksa balon patlayacak mı?

Will there be a soft landing or will the bubble burst?

Eğer bir zamansal alan yaşıyorsak, bir takiyon patlaması onu dağıtacaktır.

If we're experiencing a temporaI field, a tachyon burst might disperse it.

Dün gece su borusu patladı.

A water pipe burst last night.

Click to see more example sentences
patlamak blast

Bu daha çok, hızlandırılmış şifa, ya da ağrıyı kapsayan bir dopamin patlaması gibi.

That's more like accelerated healing, or like a blast of dopamine that covers the pain.

Bu bir krater patlaması değil.

This is not a blast crater.

Bu bir fazer patlaması mıydı?

Was that a phaser blast? Negative.

Click to see more example sentences
patlamak blow

Ben aslında orada bir kurşun var O patlayacak vay, ah geniş bu durumda!

I actually got a lead in there that's gonna blow this case wide oh, whoa!

Sence Parlamento'yu patlatmak bu ülkeyi daha iyi bir yer mi yapacak?

You really think blowing up Parliament's going to make this country a better place?

Her zaman patlatmak daha kolaydır.

Always easier to just blow it.

Click to see more example sentences
patlamak pop

Şimdi bana ihtiyacın var babalık ve bu sana pahalıya patlayacak.

See, now you need something from me, pops, And it's gonna cost you.

Şarap bir bira değil, ve patlamış mısır kesinlikle bir yemek değil.

Wine is not beer, and pop corn is definitely not food.

Ama benim salak kardeşim tüm balonları patlattı.

But my stupid brother popped all the balloons.

Click to see more example sentences
patlamak erupt

O bir güneş patlaması.

It's a solar eruption.

Dört yıI önce Kolombiya'da bir volkan patladı.

Four years ago, a volcano erupted in Colombia.

Nathan bir hayalet ve sen de patlamak üzeresin.

Nathan's a phantom, and you're about to erupt.

Click to see more example sentences
patlamak detonate

Evet, bir fünye yani, bir şeyi uzaktan patlatmak için.

Yeah, a detonator, so you can blow something up by remote.

Eğer o füze yabancı bir toprakta patlamış olsaydı

If that missile had detonated on foreign soil,

Üç dakika içinde patlayacak.

Detonation in three minutes.

Click to see more example sentences
patlamak boom

Ve sonra, bir şey patladı.

And then, something went boom.

Top patladı, bum-bum Top "Buraya gel, buraya gel" dedi

Cannon answered, boom-boom, cannons said Come here, come here,

Bu tarihteki en hızlı nüfus patlaması.

That's the fastest population boom in history.

Click to see more example sentences
patlamak to explode

Daha büyük ve tehlikeli bir biçimde kararsız bir yıldız. Ama bu seferki patlamak üzere.

An even bigger dangerously unstable star but this one is about to explode

Küçük bir beynim var ve o da patlamak üzere.

I have a small brain, and it's about to explode.

Patlamak üzere olan bir bomba var!

There's a bomb about to explode!

Click to see more example sentences
patlamak blow up

Sence Parlamento'yu patlatmak bu ülkeyi daha iyi bir yer mi yapacak?

You really think blowing up Parliament's going to make this country a better place?

Evet, bir fünye yani, bir şeyi uzaktan patlatmak için.

Yeah, a detonator, so you can blow something up by remote.

Christian ve takımı farklı bir yaklaşım deniyor yıldızları çok güçlü süper-bilgisayarlar içinde patlatmak.

So, Christian and his team are trying a different approach blowing up stars inside powerful supercomputers.

Click to see more example sentences
patlamak go off

Bir bomba ya da birşeyler patlayacak.

A bomb or something's gonna go off.

Ama yarın o bomba patlayacak.

But tomorrow that bomb's going off.

Belki gidiyordur. Ama yarın o bomba patlayacak.

Maybe you do but tomorrow that bomb's going off.

patlamak bust

Patlamış bir ampül.

A busted light-bulb.

Joystick'in mi patladı?

Your joystick's bust?

Kıçını patlatmak mı, evet.

To bust your ass, yeah.

patlamak die

Bu yüzden annem o patlayan arabada öldü.

That's why my mother died in that car bomb.

Nükleer bir bomba patladığında milyonlarca insan ölecek. Öyle değil mi?

Million people will die when a nuclear bomb explodes, right?

Pat Wickham da birkaç ay önce öldü, geriye sadece George kaldı.

Pat Wickham died a couple months ago, that leaves George.

patlamak spring

Palm Springs'in dışında bir hortum, Jersey'de bir depo patlaması, Michigan gölünde bir tsunami.

A tornado outside Palm Springs, a warehouse explosion in Jersey, a tsunami on lake Michigan.

Engellenmiş bir fıskiyem var ve pa-pat-patla-patlamak için hazır.

I got a coiled up spring ready to boi-oi-oi-oi-oing.

patlamak crack

Hiçbir şey, arkadaşım bir espri patlattı.

Nothing, my friend cracked a joke.

patlamak break

Rahat bırak beni Pat.

Give me a break, Pat.

patlamak go up

Sence Parlamento'yu patlatmak bu ülkeyi daha iyi bir yer mi yapacak?

You really think blowing up Parliament's going to make this country a better place?

patlamak fulminate

Patlamış bir osteomiyelit en önemli belirtisi.

Number one sign of fulminating osteomyelitis.

patlamak to burst

Bu adamın anorizması patlamak üzere

This man's aneurysm's about to burst.