Turkish-English translations for pek:

so · well · right · very · much · really · hard, hardly · quite · most · ever so · awfully · other translations

pek so

Pekâlâ, iyisin ama o kadar da iyi değilsin.

All right, so you're good, but you're not that good.

Peki ne biliyor musunuz?

So, what do we know?

Ama şimdi pek emin değilim

But now I'm not so sure

Click to see more example sentences
pek well

Tamam, peki, ne var biliyor musun?

Okay. Okay, well, you know what?

Peki öyleyse. Onları geri ver.

Well, then, give them back.

Peki biz burada ne yapıyoruz?

Well, what are we doing here?

Click to see more example sentences
pek right

Pekâlâ, iyisin ama o kadar da iyi değilsin.

All right, so you're good, but you're not that good.

Peki, o zaman sana bir soru sorayım.

All right, let me ask you a question, then.

Şimdi mutlu musun peki?

Are you happy right now?

Click to see more example sentences
pek very

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Oh, selam, canım. pek iyi gitmedi değil mi?

Oh, hi, honey. It didn't go very well, did it?

Pek bir şey değil.

They're not very much.

Click to see more example sentences
pek much

Ve biliyorum, pek bir şeye benzemiyor. ama bu konuda çok özel bir şey var.

And I know, it doesn't look like much, but there is something very special about it.

Söyleyecek pek bir şey yok.

Well, there's not much to say

İçinde pek bir şey yok.

There's not much of it.

Click to see more example sentences
pek really

Ve Sizin için yapabileceğim pek bir şey yok, yani Pekala o zaman, efendim.

And there's really nothing I can do for you, so all right, then, sir.

Pekâlâ, bu gerçekten önemli.

Okay, this is really important.

Peki, Gerçekte ne oldu?

Well, what really happened?

Click to see more example sentences
pek hard, hardly

Evet, bugün pek çok iyi insan için zor bir gün.

Yeah, well, it's been a hard day for a lot of good people.

Senin hakkında pek bir şey bilmiyorum.

I hardly know a thing about you.

Pek zor olmadı.

Wasn't that hard.

Click to see more example sentences
pek quite

Bir şey gördüm ama ne olduğundan pek emin değilim.

I saw something, but I'm not quite sure what it was.

Ne olduğundan pek de emin değilim.

I'm not quite sure what happened.

Fakat pek emin değilim

But I'm not quite sure

Click to see more example sentences
pek most

Pek çok insan bu tür bir şey hakkında konuşmazdı ama orada kendim hakkında çok şey öğrendim.

Most people wouldn't talk about this kind of thing but I learned a lot about myself there.

Ama pek çoğu burada değil.

But most of all not here.

Peki, tamam, bir avcı tarafından yaralandığını söyledi, ki bu büyük ihtimalle bizim keskin nişancı.

Okay, well, he said that he was hurt by a hunter, which is most likely our sniper.

Click to see more example sentences
pek ever so

Peki, şey Sen evlendin mi hiç?

So, uh, have you ever been married?

Peki hiç oldu mu?

So, have you ever?

Peki artık ağlıyor mu hiç?

So does he ever cry now?

Click to see more example sentences
pek awfully

Biz pek Kulağa berbat geliyor.

Well we're not That sounds awful.

Peki, bu çok kötüydü.

Okay, that was awful.

Şaşırtıcı, evet, ama pek korkunç değil.

Surprising, yes. But hardly awful.