Turkish-English translations for portakal:

orange, oranges · orange tree · other translations

portakal orange, oranges

Bu portakal suyunun tadı berbat. Korkunç! Sadece yeni bir şeyler denemeye çalışıyordum.

This orange juice tastes terrible. Oh! It tastes horrible! I was trying something new.

Portakal suyu ile birlikte üç numarayı alacağım.

I'll take a number three with orange juice.

Bu çocuk daha önce hiç portakal görmemiştir.

This little boy has never seen an orange before.

Click to see more example sentences
portakal orange tree

Bir portakal ağacı var

There's an orange tree

Önce portakal ağacı, şimdi de bu.

First the orange tree, now this.

Pekâlâ dâhi, arka bahçede bir portakal ağacı var.

Well, genius, there is an orange tree in the backyard.

Click to see more example sentences