Turkish-English translations for rahatsız:

bothered, bothering · disturbance, disturbed · uncomfortable · troubling, troubled · annoyed · harassing · offended · sick · bad · offensive · uneasy · indisposed · distracting · unwell · ill · poor, poorly · bothersome · other translations

rahatsız bothered, bothering

Bayan Lee, tekrar rahatsız ettiğim için üzgünüm, ama size birkaç sorumuz daha var.

Mrs. Lee, I'm very sorry to bother you again, But we have a few more questions.

Bu olayla ilgili beni rahatsız eden bir şey var.

There's something that's bothering me about this shooting.

Ve hayır, beni rahatsız etmiyor.

And, no, it doesn't bother me.

Click to see more example sentences
rahatsız disturbance, disturbed

Bir şey daha söylemem gerekiyor gibi hissediyorum bu yüzden bu tablo çok rahatsız edici!

And I feel like I need to say one more thing, so that painting is very disturbing!

Rahatsız edici başka bir haberim daha var Sayın Başkan.

I have another piece of disturbing news, Mr. President.

Bana bir iyilik yapın ve arkadaşımı rahatsız etmeyin, çok yorgun.

And do me a favor Don't disturb my friend. He's dead tired.

Click to see more example sentences
rahatsız uncomfortable

Bak, çok tatlısın ve dürüst olmak gerekirse bu beni biraz rahatsız ediyor.

Listen you're being very sweet and to be honest it's making me a little uncomfortable.

Bu beni gerçekten rahatsız ediyor.

It makes me really uncomfortable.

Bu seni rahatsız ediyor mu?

Does this make you uncomfortable?

Click to see more example sentences
rahatsız troubling, troubled

Lütfen artık bizi rahatsız etmeyin.

Please don't trouble us anymore.

Açıkçası bu infaz emri konusunda beni rahatsız eden bir şeyler var.

Clearly something about this execution order is troubling to me.

Bu çok rahatsız edici bir zayıflık.

That is a troubling weakness.

Click to see more example sentences
rahatsız annoyed

Çok rahatsız edici, ve çok tehlikeli.

Very annoying and very dangerous.

Çok rahatsız edici bir ses

A very annoying noise

Şimdi beni rahatsız ediyorsun.

Now you're here annoying me.

Click to see more example sentences
rahatsız harassing

O zaman beni neden rahatsız ediyorsun?

Then, why are you harassing me?

Bu adam beni rahatsız ediyor.

This man is harassing me.

Sanırım bu çocuklar Memur Ramsey'i rahatsız ediyorlarmış.

I think those kids are harassing officer ramsey.

Click to see more example sentences
rahatsız offended

Ama Vladimir Lenin'in portresi bir çok kişiyi rahatsız eder. Özellikle de babamı.

But a portrait of Vladimir Lenin will offend many people, in particular my father.

Sizi rahatsız ettim, Dr. Troy?

Have I offended you, Dr. Troy?

Ona karşı hislerim seni rahatsız ettiyse özür dilerim.

Do my feelings for him offend you? I'm sorry.

Click to see more example sentences
rahatsız sick

Rahatsız küçük bir çocuk.

He's a sick little boy.

Hayır Roger. Bu çok rahatsız edici bir alışkanlık ve bıktım artık!

No, Roger, it's a disgusting habit, and I am sick and tired of it!

Bu çok rahatsız edici bir alışkanlık ve bıktım artık!

It's a disgusting habit and I'm sick and tired of it.

Click to see more example sentences
rahatsız bad

Bizi rahatsız etmek için çok kötü bir zaman.

This is a very bad time to bother us.

Rahatsız ettiğim için üzgünüm ama bu gece büyük bir hata olmuş.

Sorry to bother you, but a bad mistake has been made.

Onu rahatsız etmek için kötü bir zaman.

It's a bad time to interrupt him.

Click to see more example sentences
rahatsız offensive

Ama gerçekten o kadar da rahatsız edici değil, Sir Denis!

But it's really not that offensive, Sir Denis!

Bizim için çok rahatsız edici.

It is very offensive to us.

Video o kadar rahatsız edici miydi?

The video was that offensive?

Click to see more example sentences
rahatsız uneasy

Davranışların beni ve diğerlerini son derece rahatsız ediyor.

Your behavior is making me and the others extremely uneasy.

Ama bu beni daha çok rahatsız etti.

But this made me even more uneasy.

Ne oldu? Ben rahatsız olmadım, Shimmer.

What happened? I'm not uneasy shimmer

Click to see more example sentences
rahatsız indisposed

Birinci General Burroughs bu durumdan rahatsız.

First General Burroughs indisposed, now this.

Hanımefendi bu akşama kadar biraz rahatsız.

Madame is indisposed until this evening.

Kral geçici olarak rahatsız.

The King is temporarily indisposed.

Click to see more example sentences
rahatsız distracting

Kapı açıktı ve ben bunu rahatsız edici buldum.

The door was open and I found it distracting.

Ama çok rahatsız edici bir durum.

But it's so distracting and annoying.

Bu biraz rahatsız edici.

It's a bit distracting.

Click to see more example sentences
rahatsız unwell

Rahatsız hissediyorsun, Jonas Quinn?

Are you feeling unwell, Jonas Quinn?

Ama sen hasta ve rahatsız mısın?

But, are you uncomfortable or unwell?

Bayan Rose? rahatsız mısınız?

Miss Rose? Are you unwell?

Click to see more example sentences
rahatsız ill

En küçük kız kardeşim biraz rahatsızlandı.

My youngest sister, she was little ill,

Öyle bir adam ki O kafadan rahatsız!

A man who I He is mentally ill!

rahatsız poor, poorly

Zavallı kadını rahatsız etmeyin.

Don't bother the poor woman.

Neden o zavallı kadını rahatsız edip kendine de işkence ediyorsun?

Why are you bothering that poor woman and torturing yourself?

rahatsız bothersome

Odamda rahatsız edici bir ses var.

There's a bothersome noise in my room.