Turkish-English translations for rezalet:

disgrace · outrage · mess · ridiculous · shame · dishonor · scandal · disaster · ignominy · degradation · infamy · other translations

rezalet disgrace

Bu bir ulusal rezalet!

It's a national disgrace!

Bu bir rezalet!

It's a disgrace.

Çok büyük bir rezalet olur.

The disgrace would be too great.

Click to see more example sentences
rezalet outrage

Bu bir rezalet, komutan!

This is an outrage, commander!

Bu tam anlamıyla lanet olası bir rezalet.

That is a complete and bloody outrage.

Tamara, bu bir okul tanıtımı, okul rezaleti değil.

Tamara, this is school outreach, not school outrage.

Click to see more example sentences
rezalet mess

Ve bu tip bir yargılama sen ve ailen için tam bir rezalet olur.

And these types of trials can be a mess for you and your family.

Lanet olsun. Şu rezalete bak.

God damn, look at that mess.

Bu onun rezaleti, benim değil!

That's her mess, not mine!

Click to see more example sentences
rezalet ridiculous

Bence bu rezalet bir fikir. Neden?

I think it's a ridiculous idea.

Bu bir rezalet efendim.

This is ridiculous, sir.

Bu kasaba rezalet bir yer!

This town is ridiculous!

Click to see more example sentences
rezalet shame

Ben evet diyorum çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it I see shame, dishonor ignominy, disgrace.

Diyorum ki, evet çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it l see shame, dishonor ignominy, disgrace.

O olay utanç verici, rezalet. Ama aşk değildi.

That was shameful, disgraceful, but it was not love.

rezalet dishonor

Ben evet diyorum çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it I see shame, dishonor ignominy, disgrace.

Diyorum ki, evet çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it l see shame, dishonor ignominy, disgrace.

rezalet scandal

Evet, tam bir rezalet.

Yes, it's quite the scandal.

Rezaletler, cinayet, delilik, intihar.

Scandal, murder, insanity, suicide.

rezalet disaster

Bu bir halkla ilişkiler rezaleti.

It's a public relations disaster.

Tamam Meg, tam bir rezalet!

Okay, Meg, it's a disaster!

rezalet ignominy

Ben evet diyorum çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it I see shame, dishonor ignominy, disgrace.

Diyorum ki, evet çocuğun bir geleceği var ve bunda utanç, onursuzluk alçaklık, rezalet görüyorum.

I say, yes the kid has a future and in it l see shame, dishonor ignominy, disgrace.

rezalet degradation

Bu ne rezalet!

This is degrading!

rezalet infamy

Rezalet biraz daha uzun sürer.

Infamy lasts a little longer.