Turkish-English translations for söz:

promised, promise · word · talking, talk · saying, say · mentioned · lyrics · allegation · quote · commitment · pledge · remark · expression · engagement · question · voice · faith · tongue · vow · term · verbalism · speech · sentence · assurance · covenant · utterance · other translations

söz promised, promise

Kulağa tuhaf geliyor biliyorum ama şimdi bu önemli değil. Bana söz ver.

I know it sounds strange, but that's not what's important right now, so promise me.

Affet beni, ben sana söz veriyorum, bir dahaki sefere yalnız olacağız.

Forgive me, I promise the next time we go out we'll be alone.

Sadece beş dakika, söz veriyorum.

Just five minutes, I promise.

Click to see more example sentences
söz word

Bu sözler senin için kötü olabilir ama o benim oğlum o da kızım.

It may be a bad word to you but he's my son. She's my daughter.

Şuna da bak, bana karşı benim sözlerimi kullanıyor.

Look at you, using my own words against me.

Bir söz lütfen!

A word please!

Click to see more example sentences
söz talking, talk

Evet, ama sana söz veriyorum, bu konu hakkında daha iyi olacağım.

Yeah, but I promise I'll be better at talking about this.

Baba, sen neden söz ediyorsun?

Dad, what are you talking about?

Tam olarak neden söz ediyoruz, doktor?

Exactly what are we talking about, doctor?

Click to see more example sentences
söz saying, say

Dinle, tek söylediğim, ne olursa olsun söz veriyorum bekliyor olacağım.

Look, all I'm saying whatever happens I promise I'll be waiting.

Sadece doğru sözleri söyle lütfen.

Just say the right words, please.

Lütfen, Don, hiçbir şey söylemeyeceğine söz ver.

Please, Don, promise you won't say anything.

Click to see more example sentences
söz mentioned

Ve benim annem bir daha ne olduğundan hiç söz etmedi.

And my mother, she never mentioned what happened again.

Bir daha asla benden söz etme.

Don't ever mention me again.

Hayır, kızdan söz etmedi, ama

No, he hasn't mentioned her, but

Click to see more example sentences
söz lyrics

Şarkı sözleri birinin geri dönmesi için yalvarıyor derin bir etki bırakmış.

The lyrics begging for someone's return left a deep impression.

Çalıntı şarkı sözleri, yepyeni bir dolap kıyafet ve uydurma bir geçmiş.

It's stolen lyrics, a whole new wardrobe, and a fake past.

Onlar Beatles sözleri değil mi? Bilmiyorum.

They're Beatles lyrics, aren't they?

Click to see more example sentences
söz allegation

Evet, hayır, aslında, bir bale dansçısı olabilir hamle bizim sözde ninja gibi yaptım.

Yeah, no, actually, a ballet dancer could move like our alleged ninja did.

Salı gecesi Vicky Park'ta ve ortada "sözde" olan bir şey yok.

Vicky Park. Tuesday night, and there ain't nothing "alleged" about it.

Oğlunuzun sözde intihar girişimi.

Your son's alleged suicide attempt.

Click to see more example sentences
söz quote

İşte sana yeni bir özlü söz, tamam mı?

Well, here's a new quote for you, all right?

Ama bu bir özlü söz.

But that's a quote.

Um, Bir alıntı söz ile başlamak istiyorum.

Um, I'd like to begin with a quote.

Click to see more example sentences
söz commitment

Çünkü, ben bir kez söz verince o zaman ben bile kendimi durduramam.

Because, once I've made a commitment then even I can't stop myself.

Söz kadar büyük bir şey bu.

That's just as big a commitment.

Bir kadın olarak verilmiş sözlerim var.

I have some commitments as a woman.

Click to see more example sentences
söz pledge

Bugün, sahnemiz bir erkek ve kadın arasındaki hüzünlü bir söz hakkında.

Today, our scene is about a sad pledge between a man and woman.

Ama ben onun dostu olacağıma söz verdim ona Hayır, ben onun dostuyum

But I have pledged myself his friend no, I am his friend.

Demin, Geçici Başkan olarak kendime söz verdim.

Just now, I pledged myself as the Provisional President.

Click to see more example sentences
söz remark

Svend Age Saltum, Özgürlük Partisi Laugesen'in sözlerini alkışlıyor.

Svend Åge Saltum, the Freedom Party applauds Laugesen's remarks.

Prenses Elizabeth bu sözlerden küçük bir hisseye sahip olacak.

Princess Elizabeth will be having a small portion for that remark.

Patrick Henry'nin en ünlü sözü nedir?

What was Patrick Henry's famous remark?

Click to see more example sentences
söz expression

Bu bir Çin Ata sözü değil.

That's not a Chinese expression.

Bilirsin, eski bir söz vardır.

You know, there's an old expression.

Evet. Eski bir söz vardır:

There's an old expression:

Click to see more example sentences
söz engagement

Özür dilerim efendim ama verilmiş bir sözüm var ve iptal edemem.

I'm sorry Sir but I have a prior engagement and I can't cancel.

Çok özür dilerim, ama bir yemek için verilmiş sözüm var.

I'm awfully sorry, but I do have a prior dinner engagement.

Daha önceden verilmiş bir sözüm var.

I've, uh, got a previous engagement.

Click to see more example sentences
söz question

Her şey için özür dilerim ama söz veriyorum bu son soru.

I'm sorry to do this to you right now, but last question, I promise.

Bir soru daha, söz veriyorum.

Just one more question, I promise.

Hayır, bak, söz sadece Mendel ve McClintock'la ilgili sorularda kopya çekeceğim.

No, listen, I promise I'll only copy questions on Mendel and McClintock.

Click to see more example sentences
söz voice

Sesin için bana söz vermiştin.

You promised me your voice.

Kurt harika bir söz yazarıydı, çok güzel bir sesi vardı ve gerçekten çok sade şarkılar yazdı.

Kurt was a great lyricist, he had a beautiful voice, and he wrote really simple songs.

Ama seslerim bana söz verdi.

But my voices, they promised me.

Click to see more example sentences
söz faith

Her zaman sadık ve seven bir olacağıma söz veriyorum.

I promise to always be a faithful and loving wife and old lady.

Bugün evliliğim ve senin için söz veriyorum sadık, sevgi dolu ve dürüst olacağıma

Today, I promise myself to you and this marriage."To be faithful, loving, and true,

Burada olacak, inan, söz verdi.

He'll be here, Faith. He promised.

Click to see more example sentences
söz tongue

Sözlerine dikkat et, genç bayan.

You watch your tongue, young lady.

Şimdi, akıllı ol ve sözlerine dikkat et.

Now be smart and watch your tongue.

Hey, sözlerine dikkat et.

Hey, watch the tongue.

Click to see more example sentences
söz vow

O yüzden sana tek bir söz vermeye karar verdim çünkü gerçekten önemli olan tek şey o.

So I've decided to make only one vow to you, Because it's the only one that really counts.

Senin sahte yeminlerin ve sözlerin.

Your false vows and promises

Bu söz Kutsaldır" turu

These vows are sacred" tour

Click to see more example sentences
söz term

Bu bir saygı sözcüğü.

It's a term of respect.

Basit sözler, ama doğru.

Simple terms, but it's true.

Öyle mi? Yoksa bu bir sevgi sözcüğü mü?

Or is it just a term of endearment?

söz verbalism

Bu bir sözlü satış sözleşmesi.

That is a buying verbal contract.

Bu sadece sözle bir uyarıydı.

It was a verbal warning only.

Süslü sözler, Bay Smith.

A verbal flourish, Mr. Smith.

söz speech

Bayanlar ve Baylar söz verdiyim gibi, bir konuşma olmayacak.

Ladies and gentlemen as I promised, I will not give a speech.

Güzel sözler, David.

Nice speech, David.

söz sentence

Daha çok hapishane sözü gibi.

That's more like a prison sentence.

söz assurance

Seni temin ederim ki, sana söz verdiğim her şeyi yaptım.

I assure you I did everything I promised you.

söz covenant

Hristiyan kadınlar ve söz vermis erkekleri!

Christian women and their covenanted men!

söz utterance

Ama söz veriyorum bu son söyleyişin olacak.

But I promise it isthe last you will utter.