Turkish-English translations for sürü:

lots, lot · plenty · bunch · load · herd · pack · ton · whole lot · flock · swarm · school · troop · run · horde · shoal · trail · train · cloud · gang · army · drove · flight · fold · pride · other translations

sürü lots, lot

Sen bir sürü istedi, Daha sonra farklı şeyler ve bir çok Senin için her şeyi yapamadı.

You asked for a lot, a lot of different things and then I couldn't do it all for you.

Bir sürü bu.

It's a lot of work.

Bu gece, bir sürü şey oldu. Bu yüzden, bence birkaç kelime laf etmeliyiz.

Um, a lot happened tonight, so I think we should have some words.

Click to see more example sentences
sürü plenty

Bir sürü arkadaşım var, bir sürü güzel bayan arkadaş, ve ve hala bu evliliğin iyi bir fikir olduğunu düşünüyorum.

I've got plenty of friends, lots of lovely women friends, and I still think this marriage is a good idea.

Bu uçakta da bir sürü değişik insan var.

There's plenty of interesting people on this plane.

Şimdi bir sürü zamanımız var!

We got plenty of time now!

Click to see more example sentences
sürü bunch

Tamam, dinle; birkaç adam geldi, ve bana bir sürü para verdiler.

Okay, listen, some guys came to me. They gave me a bunch of money.

Ve benim dostum orada bir sürü aptal balık için hayatını riske atıyor!

And my guy is out there risking his life for a bunch of stupid fish.

Evet, bir sürü mesajın var. Teşekkürler.

Yeah, you got a bunch of messages.

Click to see more example sentences
sürü load

Biraz önce bir yüz milyon bin pound ve bir sürü zırva kazandın.

You've just won a hundred million thousand pounds and loads of stuff.

Burada bir sürü şey var.

There's loads of stuff here.

Bir sürü saçı var, aynı senin gibi.

He has loads of hair, like you.

Click to see more example sentences
sürü herd

O korkunç Bay Walker bugün mustang sürüsünün bir kısmını yakaladı.

That creepy Mr. Walker captured part of the mustang herd today.

June, sen sadece sürüyü takip eden bir koyunsun.

June, you are a sheep just following the herd.

Bu sürü bana da bunu öğretti

That's what this herd has taught me

Click to see more example sentences
sürü pack

O insan ama yine de sürünün bir parçası, değil mi?

He's human. But he's still part of the pack, right?

Bu sürünün bir üyesi değilsin sen.

You ain't a member of this pack.

Bir zamanlar bir kurt sürüsünün içinde bir Rus varmış.

Well, sometimes in a pack of wolves, there's sometimes a Russian.

Click to see more example sentences
sürü ton

Ve bir sürü öğrenci borcu var, yani bu onun için, para kazanmak adına mükemmel bir yol olur.

And she has a ton of student debt, so this would be a great way for her to earn some money.

Bir sürü duygularım ve hislerim var.

I have tons of feelings and emotions.

Hadi gel, bir sürü şey var.

Come on, there's tons of stuff.

Click to see more example sentences
sürü whole lot

Bu işin içinde bir sürü insan var.

There's a whole lot of people in this one.

Hatırladığım bir sürü şey var.. .ve sen bu ev için asla bir ödeme yapmadın.

There are a whole lot of things I remember. And you never paid for this house.

Bazen de bir sürü insanı öldürmek demektir.

Sometimes. it means killing a whole lot of people.

Click to see more example sentences
sürü flock

Bir kaç gün sonra bir kuş sürüsü gelmiş ve bütün ürünleri yemişler.

A few days later, a flock of birds arrived and ate all the crops.

Kuzuları olmayan bir çoban, sürüsü olmayan bir çoban.

Lambs without a shepherd, shepherd without a flock.

Bir çobanın tanımı gereği bir sürüye ihtiyacı var.

Well, a shepherd by definition, needs a flock.

Click to see more example sentences
sürü swarm

Bir katil arı sürüsü bu tarafa geliyor.

A swarm of killer bees is coming this way.

Bir çekirge sürüsü gibi.

Like a swarm of locusts.

Fransız ordusu bir çegirge sürüsü bulutu gibi Roma'ya üşüşmüş.

The French armies swarmed through Rome like a cloud of locusts.

Click to see more example sentences
sürü school

Ama bir sürü çocuk her gün oradan okula geliyor.

But many children come every day to school from there.

Orada binaların bir sürü var, ama sadece bir lise terk.

There's a lot of buildings there, but only one abandoned high school.

Okul dışında da bir sürü şey öğrenebilirsin.

You can learn loads of stuff outside school.

Click to see more example sentences
sürü troop

Genç bir dişi katılmak için yeni bir sürü arıyor.

It's a young female, looking for a new troop to join.

Bir sürüde tek bir gümüş sırtlı goril vardır.

There's only one silverback gorilla in a troop.

Başka bir sürü bu uçurumları kışla olarak kullanıyor.

Another troop is using these cliffs as a barracks.

Click to see more example sentences
sürü run

Bu yeni biri ve bir sürü test yapıyor ve iyimser görünüyor.

Um, this is somebody new and she's run lots of tests and seems optimistic.

Bir sürü sarı ve kırmızı Yenilmezler'in etrafta koşuşturmasından değil, ama

Not that there a ton of yellow and red avengers running around, but

Büyük bir çiftligi, koca bir sürüsü var.

Owns a big ranch, runs a lot of cattle.

Click to see more example sentences
sürü horde

Evet, Sürü kana susamış, ve kontrol edilmesi neredeyse imkansız

Yes, the Horde is bloodthirsty, and almost impossible to control

Bu sırada Spartacus ve onun katil sürüsü özgür geziyor.

While Spartacus and his murdering horde roam free.

Saruman'ın sürüleri yağmalar ve yakar.

Saruman's hordes will pillage and burn.

Click to see more example sentences
sürü shoal

Bu resif boyunca, kubera, köpek ve etli çinekoplar devasa sürüler oluşturuyor.

Along this one reef, cubera, dog and mutton snapper form huge shoals.

O tarafta bir şimşek çakmış bu yüzden balık sürüsü geliyor.

There was a flash of lightning, so a shoal of fish is coming.

Eğer sürü dağılırsa yarasa su yüzeyini tarayarak

If the shoal scatters, the bat trawls the surface,

sürü trail

Ama buralarda bir sürü patika var.

But there's plenty of trails around here.

Evet bir sürü batik tişörtü, karışık çerezi ve Kelt meditasyon CD'si var ama silahı yok.

Yeah, a lot of tie-dye t-shirts, trail mix, and, uh, Celtic meditation CDs. No gun.

Sonunda tanıdık bir şey görüyorlar. Bir enkodus sürüsü peşlerinde diğer doliler

Finally, they see something familiar a school of Enchodus trailed by other dollies

sürü train

Yani, daha bir sürü eğitim ve tapınak olayı var, ama

I mean, there's still tons more training and there's a temple, but

Bir sürü SWAT eğitimi aldım, tamam mı?

I had a lot of SWAT training, all right?

Kuzey Kutbu. Noel Baba, bu tren hepsi bir sürü saçmalık.

North Pole, Santa Claus, this train it's all a bunch of humbug.

sürü cloud

Bugün bir sürü bulut var.

Lot of cloud coverage today.

Fransız ordusu bir çegirge sürüsü bulutu gibi Roma'ya üşüşmüş.

The French armies swarmed through Rome like a cloud of locusts.

sürü gang

Yani kısaca bir sürü çete tecrüben oldu.

So you've had a lot of gang experience, basically.

Sen, bir psikopatlar sürüsü tarafından aforoz edildin.

Us"? You were excommunicated by a gang of psychopaths.

sürü army

Bu bir ordu. Çapulcu sürüsü değil.

This is an army, not a rabble!

Fransız ordusu bir çegirge sürüsü bulutu gibi Roma'ya üşüşmüş.

The French armies swarmed through Rome like a cloud of locusts.

sürü drove

Sürüleri güdüyorum çünkü bu benim işim.

I go droving 'cause that's my job.

Sürüleri o yüzden güdüyorsun.

That's why you go droving.

sürü flight

Bu hava sahasına bütün gün, bir turna sürüsü dışında hiçbir şey girmedi.

Except for a flight of cranes, nothing entered that airspace all day.

sürü fold

Sen de sürüye geri döndün, Jeff.

You're back in the fold too, Jeff.

sürü pride

Aslan sürüsünün genç erkekleri en büyük tehlike.

The pride's young males are in the greatest danger.