Turkish-English translations for süre:

while · time · notice · deadline · run · period · continuance · time period · stretch · period of time · term · duration · length · space · season · stint · other translations

We also found translations for word sure in English.

süre while

Sadece bir süre için, belki bir yada iki yıl, geri dönmek için güvenli olana kadar.

Uh uh Just for a while, maybe a year or two, until it's safe for us to come back.

Bir süre sonra, belki.

Maybe after a while.

En azından bir süre.

At least a while.

Click to see more example sentences
süre time

Bir zamanlar bir arkadaşım vardı fakat uzun süre önce öldü.

I had a friend once but she died a long time ago, sir.

Belki uzun süre için değil.

Maybe not for a long time.

Bu kadar süre sonra, onu buldunuz.

You found him after all this time.

Click to see more example sentences
süre notice

Anne, bu kadar kısa sürede geldiğin için çok teşekkür ederim.

Mom, thank you so much for coming by on such short notice.

Ve bu kadar kısa sürede geldiğin için de sağ ol.

And thanks for coming down on such short notice.

Bu kadar kısa sürede geldiğin için teşekkürler, Stan.

Thanks for coming on such short notice, Stan.

Click to see more example sentences
süre deadline

Ama süre konusunda kimse bir şey söylemedi.

But nobody said anything about a deadline.

Ben bir süre olduğunu biliyorum.

I know you're on a deadline.

McKeen'in verdiği sürenin bitmesine dört saat kaldı.

There-There's four hours left on McKeen's deadline.

Click to see more example sentences
süre run

Senden tam olarak ne kadar süre önce kaçtı?

Exactly how long ago did she run away from you?

sen hala o restoranı çalıştırıyorsun? epey bir süre oldu şimdi.

You're still running that restaurant? It's been quite a while now.

Sen çalışan edilmiştir ki San Diego ofisi Şimdi uzun bir süre için.

You've been running that San Diego office for a long time now.

Click to see more example sentences
süre period

Evet. Bir kez, çok kısa bir süre için.

I mean, one time, for a short period of time.

Kısa bir süre için bile olsa.

even for a short period of time.

Ama kısa bir süre için.

For a short period of time.

Click to see more example sentences
süre continuance

Lütfen bir süre bensiz devam edin beyler.

Please continue without me for a while, gentlemen.

Vücudu bir süre daha devam etti ama ruhu ölmüştü.

His body continued on a while, but his spirit was dead.

Bu süre zarfında, sürekli bir yüzey taraması istiyorum.

In the meantime, I want continuous scans of the surface.

Click to see more example sentences
süre time period

Evet. Bir kez, çok kısa bir süre için.

I mean, one time, for a short period of time.

Kısa bir süre için bile olsa.

even for a short period of time.

Ama kısa bir süre için.

For a short period of time.

Click to see more example sentences
süre stretch

Bu uzun bir süre.

That's a long stretch.

Bu uzun bir süre fakat işe yarayabilir.

That's a stretch, but it just might work.

Herkes böyle der, ama süre üç-dört yıla kadar uzar.

Everybody says that but it'll stretch to three-four years.

Click to see more example sentences
süre period of time

Evet. Bir kez, çok kısa bir süre için.

I mean, one time, for a short period of time.

Kısa bir süre için bile olsa.

even for a short period of time.

Ama kısa bir süre için.

For a short period of time.

Click to see more example sentences
süre term

Ama kısa bir süre için park etmiş ve bir bilet almış.

But he parked in short term and he got a ticket.

Bir aşı değil ama, kısa süre için yeterli koruma sağlıyor.

It's not a vaccine but it offers adequate protection in the short-term.

Kısa süre için hayır.

Not for the short term.

süre duration

Süre ve şiddetine göre büyük ihtimalle patolojik ve bence ciddi bir durum.

With this duration and intensity, most likely pathological, and it could mean it's serious.

Sadece numara ve süre.

Just number and duration.

Arama süreleri değişiyor.

Call durations varied.

süre length

Herod onu bir süre sorguladı,.." "ama İsa ona cevap vermedi.

Herod questioned him at some length, but Jesus gave him no answer.

Bu oyun için belirlenmiş bir süre var mı?

Is there a predetermined length for this game?

süre space

Bir aylık süre dahilinde, bir düzine çocuk kayboldu.

Within the space of a month, a dozen children disappeared.

Uzay ajansının uzun süreden beri hesapladığı bir kurtarma sistemi

A-Any rescue system the space agency has long since calculated

süre season

Ama ada halâ değişiyor, her yıl, her mevsim. Ve resifin kendisi asla uzun süre aynı kalmıyor.

But the island still changes, every year, every season, and the reef itself never stays the same for long.

Otoku, kısa bir süre için Osaka'da olacağım.

Otoku, I'm in Osaka for a short season.

süre stint

Sanırım Amerika'da uzunca bir süre, sonra da Paris.

I believe a long stint in America, then Paris.