sürede

Sadece bir süre için, belki bir yada iki yıl, geri dönmek için güvenli olana kadar.

Uh uh Just for a while, maybe a year or two, until it's safe for us to come back.

Yani, üç ay çok uzun bir süre ve ben sadece seninle olmak istiyorum.

I mean, three months is too long. And I just want to be with you.

Bir zamanlar bir arkadaşım vardı fakat uzun süre önce öldü.

I had a friend once but she died a long time ago, sir.

Hayır, yani bu çok uzun bir süre önceydi.

No well yeah, but that was a long time ago.

Biliyorum ama bu çok uzun bir süre değil.

I know, but that's not very long.

Ne yaparsan yap, uzun bir süre için senin baban, seni desteklemek için orada olacak.

Whatever you do, for a long time to come, your father is gonna be there to support you.

Eğer gerçekten düşünecek olursan, dört gün o kadar da uzun bir süre değil.

Well, if you really think about it, I mean, four days is not that long.

Uzun bir süre için onun için tek kadın oydu.

For a long time she was the only woman for him.

Bu gerçekten uzun bir süre.

That's a really long time.

Ben olmuş bir kadın değilim Bu anı bekliyor çok uzun bir süre için.

I'm a woman who has been waiting for this moment for a very long time.