Turkish-English translations for sınıf:

class · grade · rate, rating · classroom · type · quality · sort · order · caste · degree · range · category · race · rank · other translations

sınıf class

Bak Keith. İkimiz de Dan'in birinci sınıf bir pislik olduğunu biliyoruz. Ama o hâlâ senin kardeşin.

Look Keith, we both know that Dan is a world class jerk but he's still your brother.

Ama birinci sınıf olmaz.

But not for first class.

Güvenlik seviyesi: kıdemli ajan, sınıf bir, J.

Clearance level senior agent, class one. J.

Click to see more example sentences
sınıf grade

Geçen haftaki yumurta salatası yoksa ters giden dördüncü sınıf bilim deneyi mi?

Last week's egg salad, or fourth grade science experiment gone wrong?

Çok komik Dördüncü sınıf.

Very funny. Fourth grade.

Evet, gerçekten, onu ilk sınıftan beri tanırım.

Yeah, actually, I've known her since grade school.

Click to see more example sentences
sınıf rate, rating

Şimdi ise birinci sınıf bir psikopat ve beni insanların hayatlarını yok etmek için kullanıyor.

Now he's a first-rate psychopath, and he's using me to destroy people's lives.

Birinci sınıf bir dansçı, tıpkı benim gibi.

He is a first-rate dancer, just like me.

Ama bu birinci sınıf.

But this is first-rate.

Click to see more example sentences
sınıf classroom

Korkunç bir şey oldu. Sen ve Shakespeare sınıfta işi pişirmeden duramıyormuşsunuz.

Something terrible has happened you and Shakespeare doing it in the classroom!

Burası senin sınıfın değil, Kenny.

This isn't your classroom, Kenny.

Güzel hapishane. Kütüphanesi, sınıfları basketbol sahası, bilgisayar odası var.

Nice prison a library, classrooms, basketball court, computer room.

Click to see more example sentences
sınıf type

Birinci sınıf bir sosyopattır.

He's a type-A sociopath.

İşletmeci sınıfı avukatların hepsi aynı.

Manager-type attorneys are all like that.

Bu bir yazarak sınıf oldu.

It was a typing class.

Click to see more example sentences
sınıf quality

Bayan Smith'in birinci sınıf özellikleri var.

Miss Smith has first-rate qualities.

Birinci sınıf, en üst kalite.

First quality, top drawer.

Löser, Wolf, Berlin, Elbing. Tüm tatlar için birinci sınıf.

Löser and Wolf, Berlin, Elbing, top quality for all tastes.

sınıf sort

Bu önümüzdeki iki hafta için sınıflandırılmış sosyal hayatım.

That's my social life sorted for the next two weeks.

Bir tür sınıf atlama.

Sort of an upgrade.

Sanki bir tur gibi, küçük bir keyif turu: birinci sınıf bir otelde kalmak, hoş bir yemek yemek, güzel bir bardak şarap içmek, büyük kardeşimi görmek.

It's sort of a more like a tour, a little tour of pleasures: stay in a first-class hotel, eat an agreeable meal, drink a nice glass of wine, see my big brother.

sınıf order

Birinci Sınıf Er Cole emredildiği gibi rapor verecek efendim.

Private first class cole reporting as ordered, sir.

Plesiosauria'nın alt sınıfı geniş ve değişkendi.

The order Plesiosauria was large and varied.

Gilderoy Lockhart Merlin Nişanı, Üçüncü Sınıf Karanlık Sanatlar Savunma Birliği Onur Üyesi ve beş kez üst üste Cadı Gündemi'nin En Büyüleyici Tebessüm Ödülü'nü kazandım.

Gilderoy Lockhart Order of Merlin, Third Class honorary member of the Dark Force Defense League and five times winner of Witch Weekly's Most-Charming-Smile Award.

sınıf caste

Savaşçı bir sınıf.

A warrior caste.

'Natha'yı ziyaret eden, çağdışı sınıf lideri Pappulal

'By visiting Natha, the backward caste leader Pappulal

sınıf degree

Ve bu birinci sınıf bir cinayet.

And that's murder in the first degree.

sınıf range

Yük gemisi, sınırlı hız ve menzilde Antares sınıfı eski bir gemi.

The freighter is an old Antares-class vessel with limited speed and range.

sınıf category

Biz A Sınıfı mahkumduk tecavüzcüler ve katillerle birlikte en yüksek güvenlik sınıfı.

We were Category A the highest-security class along with the rapists and murderers.

sınıf race

Irk, sosyoekonomik sınıf.

Race, socioeconomic class.

sınıf rank

Adın, sınıf derecen sosyal güvenlik numaran.

Your name, class rank, social security number.