sağlamaya

Ve bu da bir köye sonsuza kadar temiz su kaynağı sağlamaya yeter.

And that's enough to provide that village with a source of clean water forever.

O para Kinaho kabilesine ait ve benim işim de o parayı sağlama almak.

That money belongs to the Kinaho tribe and it's my job to safeguard that money.

Evet, geçici bir uyum sağlama süreci olabilir.

Yes, there might be a temporary adjustment process.

Danny, arka kapıyı sağlama al.

Danny, secure the back door.

Yani, o sadece uyum sağlamaya çalışıyor.

So, she's just trying to fit in.

Danny, Toby, onu sağlama alın.

Danny, Toby, make her secure.

Onları sağlama al ve kapat.

Let's secure them and close.

Ufak bir uyum sağlama periyodu bu.

There's a slight adjustment period.

Danara ile daha fazla zaman geçirdikçe programım daha fazla uyum sağlamaya devam ediyor.

The more time I spend with Danara, the more my programming continues to adapt.

Ursus maritimus, ya da kutup ayıları. çok güçlü bir hafıza ve uyum sağlama özelliğine sahiptirler.

Ursus maritimus, or polar bears, possess a keen sense of memory and adaptability.