saatleri

Ve sonra, bilirsin bi kaç gün belki hafta, ya da saat sonra, her neyse..

And then, you know, maybe a couple days later, week later, hour later, whatever it was.

Dört yıl, dört ay, iki hafta, beş gün ve yedi saat.

Four years, four months, two weeks, five days and seven hours.

Bana geri dönmek için üç saat ver ve ben oraya gelene kadar kimseyle konuşma.

Just give me three hours to get back. And don't talk to anyone until I get there.

İki saat önce bir ablam bir de sevgilim vardı ve şimdi sahip olduğum iki tane "sadece" arkadaş.

Two hours ago, I had a sister and a boyfriend and now all I have are friends.

Tüm hafta sonu sen ve ben, tüm gün ve tüm gece, saatlerce beraber olacağız.

This whole weekend You and me All day and all night for hours we will with each other

Özür dilerim ama bu geç saate kadar yapmam gereken bir şey var.

I'm sorry, but I do have something that I'm late for.

Gerçek bir abla gibi. Ve sadece bir saat uzaklıkta, yani babacık istediği zaman gelip ziyaret edebilir.

Like a real big sister, and it's only an hour away, so daddy can come visit whenever he wants to.

Tamam, bu kadar geç bir saatte eve gitmek güvenli değil, o yüzden sabah gideceğim.

Okay, it's not safe to go home so late, so I'll leave in the morning

Senin gibi biri için en iyi yer buradan en fazla yarım saat uzakta.

The best place for someone like you is less than a half an hour from here.

Bu kadar geç bir saatte sizi rahatsız ettiğim için özür dilerim ama fazla zamanımız yok.

I'm sorry to bother you at such a late hour, but we don't have much time.