sadakatten

Sadakatin çok dokunaklı ama korkarım ki hamlelerinin daha ciddi sonuçları var.

Your loyalty is very touching, but I'm afraid your actions have more serious consequences.

Ve tüm o sadakat, tüm o güven, senin için artık var olmayacak.

And all that loyalty, all that trust, will no longer exist for you.

Hiçbir şey bilmiyorum sadakat ya da kalp ile ilgili.

You don't know anything about loyalty or heart.

Tanrım, Justin, lanet olası Afrika için ağlamayı kes ve biraz sadakat göster.

Christ, Justin, stop bleeding for bloody Africa and show some loyalty.

Jones bana sadakat ile ilgili bir soru sordu.

Jones asked me a question about loyalty.

Sadakat benim için de çok önemli.

Loyalty is important to me, too.

Ama sadakat senin için önemli değil mi?

But what? But loyalty doesn't matter to you?

Çünkü bu bir sadakat meselesi.

Because it's a question of faith

Sadakat onun için önemli.

Loyalty is important to him.

En büyük amaçları uyuşturucu satmak, bu yüzden sadakatten önce gelir.

Their ultimate goal is to sell drugs, so business comes before loyalty.