saldırganları

İki yıl önce askerden döndü ve o zamandan beri öfkeliydi ve üzgün ve bazen de saldırgan.

He came back from the army two years ago, and ever since then, he's been angry and sad and and violent sometimes.

Ve sonunda en az saldırgan, en huzurlu ve... .en mutlu onlar çıkıyor.

And they turn out to be the least violent the most peaceful, the most happy.

Ama şimdi elimde daha saldırgan bir savunma sistemi var.

But now, I have a more aggressive defense system.

Çok daha saldırgan bir virüs yapısına ihtiyacım var. Daha hızlı bir iletim yoluna. Çünkü bu oranlar

I need a more aggressive virus strain, a faster delivery method, because at this rate

Ama biz cinayet masasından değiliz. O yüzden biraz daha saldırgan olabiliriz.

But we're not homicide, so we can be a little more aggressive.

Bu çipi bizi daha saldırgan yapmak için bize karşı kullanıyorlar.

They use this chip against us to make us more violent than less.

Sayın yargıç, Charlotte Dalrymple kesinlikle değişken, agresif ve saldırgan hâllerhâller sergiliyor.

Your Honour, Charlotte Dalrymple clearly suffers from erratic, aggressive and violent emotions,

Pek çok insan onun saldırgan olduğunu düşünür ama bence o yanlış anlaşılıyor.

Most people think of him as aggressive, but I think he's misunderstood.

Küçük bir tümör çok saldırgan olabilir.

A small tumor can be very aggressive.

Bu saldırgan bir virüs.

This is an aggressive virus.