Turkish-English translations for samimi:

intimate · sincere · friendly · cozy · heartfelt · genuine · honest · warm · cordial · candid · devout · truthful · informal · Frank · true · familiar · close · open · real · forthright · other translations

samimi intimate

İnsanlar ve balıklar arasında bir duygu vardır. Bir bağ, balık ve balıkçı arasında samimi bir yakınlık.

There's a feeling between man and fish a bond an intimate connection between fish and fisherman.

Aslında çoğu kız biraz daha samimi bir şeyleri tercih eder.

Actually, most girls prefer something a little more intimate.

Metro cinayetlerinin aksine, bu samimi bir deneyim.

It's an intimate experience unlike the subway murders.

Click to see more example sentences
samimi sincere

Sence akıllı ve güzel bir kadını isteyen bir adam samimi olmaz mı?

Do you think a man who wants an intelligent and beautiful woman has no sincerity?

bu çok, çok etkileyici, ve çok samimi.

That's very, very moving, and so sincere.

Bana karşı tamamen açık ve samimi olmalısın.

You must be perfectly open and sincere with me.

Click to see more example sentences
samimi friendly

Onlar her zaman bizi çok samimi bir şekilde karşıladı ama hep aynı cevap.

They always received us in a very friendly way but it was always the same answer.

Ben de senin gibi samimi bir Kızılderili olabilirim.

I could always be a friendly Indian, like you.

Hoş, samimi bir öğle yemeği.

A nice, friendly lunch.

Click to see more example sentences
samimi cozy

Evin hoş, ama o kadar da samimi değil.

Your home is nice, but it's not that cozy.

Pek sıcak ve samimi bir yer değildir ama iyidir.

It's not really warm and cozy, but it's good.

Hoş ve samimi bir ortam oldu ha?

It's nice and cozy now, huh?

Click to see more example sentences
samimi heartfelt

Orası samimi, dürüst ve içten bir konuşma yapmak için harika bir yer.

It's the perfect place to have a sincere, honest, heartfelt conversation.

Yani en azından o zaman samimi ve içten olur.

I mean, at least then it would be heartfelt and honest.

Abby hakkında samimi bir şarkı yazdım.

I wrote a heartfelt song about Abby.

Click to see more example sentences
samimi genuine

Çok özgün, çok tatlı ve çok samimi olduğunu kabul ediyorum ve o iyi bir adam bulacak bence.

I agree she was very sweet, very genuine and very frank and I think that she will find a good man.

Bana daima oldukça samimi ve çok çalışkan bir adam olarak görünmüştür.

He always struck me as a very genuine man, and a very hardworking man.

Bu samimi bir teklif mi?

Is that a genuine offer?

Click to see more example sentences
samimi honest

Orası samimi, dürüst ve içten bir konuşma yapmak için harika bir yer.

It's the perfect place to have a sincere, honest, heartfelt conversation.

Yani en azından o zaman samimi ve içten olur.

I mean, at least then it would be heartfelt and honest.

Samimi bir soruydu, Mona.

It's an honest question, Mona.

Click to see more example sentences
samimi warm

Pek sıcak ve samimi bir yer değildir ama iyidir.

It's not really warm and cozy, but it's good.

Karısının açıklamalarına göre Luis her zaman sistemli, düzenli ve son derece samimi bir kişi iyi bir baba ve sıcak ve anlayışlı bir koca olmuş.

According to his wife's account, Luis has always been a methodical, tidy and extremely friendly person, a good father and a warm and understanding husband.

Ne samimi bir toplantı.

What a warm gathering.

Click to see more example sentences
samimi cordial

Şey, samimi ilişkiler için çok fazla.

Well, um, so much for cordial relationships.

Şu anki Fransız yönetimi her zaman samimi olmayabiliyor.

The present French administration hasn't always been so cordial.

Tanrım, burada çok daha samimi karşılanacağımızı ümit etmiştim.

My goodness. I had expected a more cordial welcome here.

Click to see more example sentences
samimi candid

Bayan Todd, samimi konuşabilir miyim?

Miss Todd, may I speak candid?

Jean-Luc, bir an olsun samimi olalım.

Jean-Luc, let's be candid for a moment.

Samimi olmak gerekirse Peder, uzun bir ömür beni heyecanlandırmıyor.

To be candid, Father, a prolonged future doesn't excite me.

Click to see more example sentences
samimi devout

Şey, ben de öyle düşünüyorum, fakat o samimi bir Katolik.

Well, I thought so, but she's a devout Catholic.

Kadın ayrıca samimi bir Hristiyan.

Plus, she is a devout Christian.

Siz bir zamanlar samimi bir katoliktiniz

You were once a devout Catholic.

samimi truthful

Ama en azından samimi.

But at least it's truthful.

Bana karşı samimi ol.

Be truthful to me.

O samimi biri.

She is truthful,

samimi informal

Bu gayri resmi bir olay olacak. Kişisel, samimi bir başvuru.

This will be an informal event personal intimate contact.

Küçük samimi bir çetemiz vardı.

We had a small informal gang.

Resmi değil, samimi ve bize özel.

It's informal, intimate, and just for us.

samimi Frank

Çok özgün, çok tatlı ve çok samimi olduğunu kabul ediyorum ve o iyi bir adam bulacak bence.

I agree she was very sweet, very genuine and very frank and I think that she will find a good man.

Oldukça samimi, konuşacak fazla bir şey yok.

Quite frankly, there's nothing much more to discuss.

samimi true

Çünkü sen samimi bir arkadaşsın.

Because you're a true friend.

Bay Bartley, eğer bu doğruysa Samimi A.Ş. tüm tekliflerini geri çekiyor.

Mr. Bartley, if this is true, then Heartfelt withdraws any offer of

samimi familiar

Bu biraz samimi oldu.

That's a bit familiar.

Senin iğrenç samimi ses tonun haricinde daha mutlu olamazdım!

Well, except for your grossly over-familiar tone, I couldn't be happier.

samimi close

O ve ben samimi değildik efendim.

He and I were never close, sir.

Brick ve ben o kadar samimi değiliz.

Brick and I aren't that close.

samimi open

Ama biri bir mektup okuduğunda, özellikle de samimi bir mektup. bu yoruma açıktır.

But when someone reads a letter, especially an intimate one, this is open to interpretation.

Bana karşı tamamen açık ve samimi olmalısın.

You must be perfectly open and sincere with me.

samimi real

Bu benim gerçek gülümsemem Samimi bir gülümseme.

This is my real smile a genuine smile.

Gerçek bir adam dürüsttür ve samimi ve güvenilirdir.

A real man is honest and forthright, and trustworthy.

samimi forthright

Gerçek bir adam dürüsttür ve samimi ve güvenilirdir.

A real man is honest and forthright, and trustworthy.