Turkish-English translations for seçim:

choice · elective, election · choosing · selection · pick · option · polling, poll · preference · other translations

seçim choice

Ama şimdi farklı bir an, Ve farklı seçimler yapmak için bir şans.

But this is a different moment, and it's a chance to make a different choice.

Doğru bir seçim yaptım.

You made the right choice.

Bu zor bir seçim.

It's a tough choice.

Click to see more example sentences
seçim elective, election

Birkaç dakika önce oğlum bana bu seçimin benim için ne kadar önemli olduğunu sordu.

A few minutes ago, my son asked me how important this election was to me.

Kazanamam gereken bir seçim var, ve o çekirdeği istiyorum.

I got an election to win. And I want that core.

Bu aptal seçim kimin umurunda?

Who cares about this stupid election?

Click to see more example sentences
seçim choosing

Merak etme dostum. Çünkü bu evde bir seçim yapmak zorunda değilsin.

Don't worry about it, buddy, because in this house, you don't have to choose.

Sana bir seçim şansı daha vermek istiyorum.

I want to give you another chance to choose.

Bu yüzden seçim yapmak zordur.

That's why it's hard to choose.

Click to see more example sentences
seçim selection

Daha var Bay Yeager. Ama bu birkaç saat iyi bir seçimdi.

There's more, Mr. Yeager but those few hours is a good selection.

Gerçekten harika bir kağıt seçimi.

Really excellent paper selection.

Seçili komite, Treadstone olarak bilinen sorunlu bir CIA programı ile bu adam, Jason Bourne arasındaki bağlantıları araştırıyordu.

That select committee is investigating links between a troubled ClA program known as Treadstone and this man, Jason Bourne.

Click to see more example sentences
seçim pick

Gerçekten favori eski kız arkadaşım için daha iyi bir seçim yapamazdım.

I really couldn't have picked a better choice for my favorite ex-girlfriend.

Aslında bu çok zor bir seçim.

Well, it's a tough one to pick.

Emin annen çirkin bir seçim değil olun!

Make sure your mother doesn't pick an ugly one!

Click to see more example sentences
seçim option

Ama bir seçim yapmalıyız ve askeri çözüm şu an en iyi seçenek.

But you must make a choice, and military option is the best.

Oh. Bu kadar korkunç bir seçim olduğunu fark etmemiştim.

Oh, well I didn't realize it was such a horrible option.

Dürüst olmak gerekirse, en iyi seçim Çinliler olur.

To be honest, Chinese were the best option.

Click to see more example sentences
seçim polling, poll

Bethesda, Maryland'de beş tane seçim merkezi var.

There are five polling stations in Bethesda, Maryland.

Birileri bana seçim bilgilerini faksladı.

Someone faxed me the polling data.

seçim preference

Eğer seçim şansım varsa, Nina'yı tercih ederim.

If it's a straight choice, I prefer Nina.