Turkish-English translations for seçkin:

distinguished · elite · outstanding · select, selected · exclusive · privileged · prominent · eminent · vintage · excellent · exquisite · sophisticated · other translations

seçkin distinguished

Başkan Yardımcısı Cheney, değerli kongre üyeleri, seçkin ve değerli yurttaşlarım:

Vice President Cheney, members of Congress, distinguished citizens and fellow citizens.

Bilardo odasında seçkin bir yabancı beyefendi var. İlgiye ihtiyacı var.

There's a distinguished foreign gentleman in the billiard room in need of attention.

Hizmetinde uzun ve seçkin bir kariyerden sonra.

After a long and distinguished career in the service.

Click to see more example sentences
seçkin elite

Belki seçkin bölümlerimiz var şef Johnson ama, seçkin sorunlarımız yok.

We may have elite divisions, Chief Johnson, but we don't have elite problems.

Bir başka olay daha ülkemizin en seçkin polis timi Five-O tarafından çözüldü!

Another case solved by our nation's most elite task force, Five-O!

Adolf Hitler'in seçkin S.S. Birlikleri Vincy'yi istila etti.

Adolf Hitler's elite S.S. troops have invaded Vichy.

Click to see more example sentences
seçkin outstanding

Ve benim seçkin uzmanlığım için rica ederim.

And you're welcome for my outstanding expertise.

Onbaşı Price seçkin bir deniz piyadesiydi.

corporal price was an outstanding marine.

Winston Churchill, seçkin bir briç oyuncusuydu.

Winston Churchill was an outstanding Bridge player.

Click to see more example sentences
seçkin select, selected

Ben Seçkin Zirve'nin Maden Yatakları Satış Müdürü, Mike Pankek.

Um, I'm Mineral Deposits Sales Director at Apex Select, Mike Pancake.

Seçkin bir izleyici için gizli bir gösteri.

A secret show for a select audience.

Seçkin altı. ne demek ki bu?

The select six. What does that mean?

Click to see more example sentences
seçkin exclusive

Merak etme, sadece bir seçkin davetli listesi.

Don't worry. It's a very exclusive guest list.

Burası çok seçkin bir yer.

This place is very exclusive.

Bu çok seçkin bir acil durum sığınağı, dostum.

This is a very exclusive bunker, my friend.

Click to see more example sentences
seçkin privileged

Bay Başbakan, Bay Başkan, seçkin konuklar, Sayın Lordlar, bayanlar ve baylar bu gece size "hoşgeldiniz" demek benim görevim ve ayrıcalığım.

Mr. Prime Minister Mr. President distinguished guests my lords, ladies and gentlemen it's my duty and privilege to welcome you this evening.

Özellikle de seçkin, zengin Amerikalı teröristleri.

And, in particular, privileged wealthy American terrorists.

Ben seçkin bir çocuğum.

I'm a privileged boy.

Click to see more example sentences
seçkin prominent

Önemli ve seçkin bir bilim adamı.

A great man and a prominent scientist.

Bayan Gold seçkin bir restoran sahibiyle görüşüyor.

The Mrs. Gold, she's seeing a prominent restaurateur.

Ve şimdi de seçkin bir yerel cerrahın peşine düşmen.

And now going after a prominent local surgeon.

Click to see more example sentences
seçkin eminent

Bu bizim seçkin beyin araştırmacılarımızdan ve lokomotiflerimizden, Dr Carl Hill.

This is our eminent brain researcher and "grant machine" Dr Carl Hill.

Francoise lütfen, Dr. Gallo seçkin bir bilim adamı.

Francoise please, Dr. Gallo is an eminent scientist.

O bir seçkin general.

He's an eminent general.

Click to see more example sentences
seçkin vintage

Hayır, bu sadece seçkin Rachel.

No, this is just vintage Rachel.

Bu, seçkin bir düz yol yarış motosikleti.

This is a vintage flat track racing bike.

Seçkin bir hurda.

It's vintage junk.

Click to see more example sentences
seçkin excellent

Okul da var, çok seçkin bir okul.

There's a school too, an excellent school.

seçkin exquisite

Jane Forrest, uygun müşteriler için seçkin mülkler.

Jane Forrest, exquisite properties for appropriate buyers.

seçkin sophisticated

Bianca, bu çok seçkin ve sofistike olmuş.

Wow, Bianca, this is so elegant and sophisticated.