Turkish-English translations for seçmen:

voter · constituent, constituency · choosing · electoral, electorate, elector · other translations

seçmen voter

Polisler, muhabirler, seçmenler, muhbirler, yankesiciler vardı

There were cops, reporters, voters, informants, pickpockets

Kayıtlı bir seçmen misiniz?

Are you a registered voter?

Milletvekili Bookman genç seçmenleri Warwick Mall'da selamlıyor.

Representative Bookman greets young voters at the Warwick mall.

Click to see more example sentences
seçmen constituent, constituency

Peki, bu seçmen onu ilgilendiren başka konular da var mı?

And this constituent, does he have any other matters that concern him?

Hatta sana sadık bir seçmen bile değilim.

I'm not even a loyal constituent.

Stokes'in bir seçmen bürosu var.

Stokes got a constituency!

Click to see more example sentences
seçmen choosing

Sana başka bir şey seçmeni söylemiştim.

I told you to choose something else

Bir Klingonlu olarak bir Federasyon subayını oğlunun vaftiz babası olarak seçmen.

For a Klingon to choose a Federation official as his son's godfather

Senden ya beni, ya da onu seçmeni istedi.

He asked you to choose, me or him.

Click to see more example sentences
seçmen electoral, electorate, elector

Belki de, sempatik bir Amerikan Başkanı, bana değişken İngiliz seçmenlerden daha mantıklı geliyordur.

Perhaps a sympathetic American President means more to me than an ambivalent British electorate.

Sevgili seçmenlerin, iyi akşamlar.

My dear electors, good evening.

İtalyan seçmenlerin beyinlerini yıkamak için.

To brainwash the Italian electorate.

Click to see more example sentences