Turkish-English translations for sebep:

reason · cause · motive · why · inducement · occasion · due · excuse · grounds, ground · matter · subject · account · justification · other translations

sebep reason

Her ne ise, o arabaya girmek için iyi bir sebebi vardı.

Whatever it was, he had a good reason for getting into that car.

Çünkü başka bir sebebi vardı.

Because there was another reason.

Belki de bunun bir sebebi vardır.

Perhaps there's a reason for that.

Click to see more example sentences
sebep cause

Ama, iyi bir sebep için, değil mi?

But for a good cause, right?

Ama doğal sebeplerle değildi ve bu bir kaza değildi.

But it wasn't natural causes and it wasn't an accident.

Yeterince belaya sebep oldun.

You've caused enough trouble.

Click to see more example sentences
sebep motive

Bu çok önemli. Çünkü eğer bir sebep yoksa, dava nerede, değil mi?

That's very important because if you don't have a motive, where's your case, right?

Bana bir sebep gibi geldi.

Sounds like motive to me.

Bu cinayet için sebeptir Bayan Lopez.

That's motive for murder, Mrs. Lopez.

Click to see more example sentences
sebep why

Sebebi bu değil, değil mi?

That's not why, is it?

Çünkü onun işi var, sebebi bu.

Because he's got a job, that's why.

Ve artık herkes sebebini biliyor.

And now everyone knows why!

Click to see more example sentences
sebep inducement

Bu kadar yükseklikte bir miktar aşırı ağırlığa sebep olur.

An amount this large would induce extreme drowsiness.

Umarım bir sıçramaya sebep olacak kadar yeterli olur.

Hopefully it'll be enough to induce a jump.

Başdöndürücü bir uyku durumuna sebep olur, otomatikman doğruyu söylemeni sağlar.

And induces a 'twilight' hypnotic state, and elicits a mechanical recitation of truth.

Click to see more example sentences
sebep occasion

Evet beyler, bugün burada özel bir sebep için bulunmaktasınız.

So gentlemen, you are here today for a special occasion.

Özel bir sebebi var mı?

Is there a special occasion?

Görünüşe göre Bay Wilson özel bir sebeple için buradaymış.

Looks like Mr. Wilson was here for a special occasion.

Click to see more example sentences
sebep due

Çünkü çeşitli sebeplerden dolayı bana ihtiyacın var.

That's because due to various reasons, you need me.

Bayanlar ve baylar, Uçaktaki kötü koku sebebiyle,

Ladies and gentlemen, due to the foul odor aboard,

Hayır. Disiplin problemleri sebebiyle açığa alınanlardan biri.

No, she's been delisted due to disciplinary reasons

Click to see more example sentences
sebep excuse

Bir bahane değil bu, bir sebep.

It's not an excuse, it's a reason.

Yeni bir kavga için iyi bir sebep.

It's a good excuse for another fight.

Yine de öldürmek için bir sebep değil bu.

It's still not an excuse to kill.

Click to see more example sentences
sebep grounds, ground

Boşanmak için nasıl bir sebep olabilir ki?

What grounds could that possibly be for divorce?

Bu boşanmak için sebep sayılmaz değil mi?

That's hardly grounds for divorce, is it?

Bu bile yeni bir duruşma için sebep.

That's grounds for a new trial.

Click to see more example sentences
sebep matter

Önemli olan, her ne olduysa, bunun bir sebebi var.

What matters is that whatever happened, happened for a reason.

Ve bu sebeple ben de öyle.

And for that matter, so am I.

Grayson'ın bir sebebi yok ama Dracula bu tamamen farklı bir konu.

Grayson has none, but Dracula, that is a different matter entirely.

sebep subject

Edward Van Blundht, doğal sebeplerden dolayı ölmüş.

The subject, Edward Van Blundht, Sr., died of natural causes.

Dövme aslında bir sıyrıktır ve tüm sıyrıklar bazen biraz kızarıklığa sebep olur.

Tattoos are essentially abraisons, and all abrasions are subject to a little redness sometime.

sebep account

Düzensiz kalp atışları akciğer ödemine sebep olabilir.

Irregular heartbeat would account for the pulmonary edema.

sebep justification

Bu cinayet için bir sebep değil.

That is no justification for murder.