Turkish-English translations for sefer:

time · next time · go · expedition · trip · run · campaign · round · occasion · journey · other translations

sefer time

Ve her zaman "bu sefer gerçek" dediğimi biliyorum ama bu sefer gerçekten gerçek.

And I know I always say, "this time it's real," but this time it's really real.

Belki bu sefer bu sefer farklı olabilir.

Yes. Perhaps this this time it could be different.

Birkaç soru daha soracağım ve belki de bu sefer seni eve gönderebiliriz.

Good. Just a few more questions, and maybe this time, we can send you home.

Click to see more example sentences
sefer next time

Bir dahaki sefere seni yalnız bırakacağım ve sakın bir şey söyleme! Yemin ederim seni bırakacağım.

The next time I leave you alone and you don't say anything I swear I'll leave you.

Ve bir dahaki sefere

And the next time

Gelecek sefer ilk bana söyle.

The next time, tell me first.

Click to see more example sentences
sefer go

Bu sefer sen git.

You go this time.

Bir dahaki sefer, eve git ve ye.

Next time, go home and eat.

Bir dahaki sefere daha iyi olacaksın.

You're going to do better next time.

Click to see more example sentences
sefer expedition

Şayet Einstein haklıysa, o zaman bir İngiliz keşif seferi bunu kanıtlamış olacak.

If Einstein is right, then an English expedition will have proved it.

Bu seferin çok önemli olduğunu söyledi.

He said this expedition Was Too important.

Viktorian-dönemi orkide avcısı William Arnold bir toplama seferinde boğuldu.

Victorian-era orchid hunter William Arnold drowned on a collecting expedition.

Click to see more example sentences
sefer trip

Ama ilk önce ilk sefer için biraz paraya ihtiyacım var.

But I need a little money for the first trip.

Bu seferki uzun bir seyahat.

It's a long trip this time.

On yıl, tek kutu, tek sefer

Ten years, one box, one trip.

Click to see more example sentences
sefer run

Belki bu sefer Michael da seninle gelir.

Maybe this time, Michael will run with you.

Bu sefer kaçmak o kadar kolay değildi!

It wasn't so easy to run away this time!

Daha önce kaçmıştım, ama bu sefer olmaz.

I've run before, but not this time.

Click to see more example sentences
sefer campaign

Yine de sizi uyarıyorum beyler, bu uzun bir sefer olabilir.

However, gentlemen, I warn you, this may be a long campaign.

Demiryolu Güvenlik Seferi!

Railroad Safety Campaign!

Taktiklerin, stratejilerin seferlerin ve düşman işgallerin, ha?

Your tactics, strategies, your campaigns and hostile takeovers, huh?

Click to see more example sentences
sefer round

Gelecek sefere daha mutlu olursun.

You'll be happier next time round.

Bakalım bu sefer kim önce bitirecek?

Let's see who finishes first this round.

İlk seferler benden, çocuklar.

First round's on me, guys.

sefer occasion

Evet ama bu seferde Bay Adler yalnız geldi.

Yes, but on this occasion, Mr. Adler came alone.

Kahvaltıda bir kaç sefer içmiştim ama, kahvaltıdan önce asla.

With breakfast on several occasions, but never before before.

sefer journey

Bu sefer daha uzun bir yolculuk olacak.

It'll be a longer journey this time.