Turkish-English translations for serseri:

punk · bastard · bum · asshole · rascal · lowlife · drifter · tramp · hooligan · prick · thug · ass · rogue · hoodlum · vagabond · hobo · scumbag · outcast · bummer · creep · varmint · loser · bully · dawdler · roguish · other translations

serseri punk

Sana her şeyi ben öğrettim, küçük serseri!

I taught you everything, you little punk!

Seni küstah, küçük serseri!

You arrogant little punk!

O bir serseri, Peder.

He's a punk, Reverend.

Click to see more example sentences
serseri bastard

Gel ve beni al küçük serseri.

Come and get me, you little bastard.

Bir serseri gibi değil.

Not like a bastard.

Yine geç kaldın, seni serseri!

Late again, you bastard!

Click to see more example sentences
serseri bum

O kapı dışarı yürüyor tekrar bu serseri görmek asla.

He walks out that door, you never see this bum again.

Herkes ücreti öder benim gibi bir serseri bile.

Everybody pays the price even a bum like me.

Bu serseri de benim gölgem gibi.

This bum here is my shadow.

Click to see more example sentences
serseri asshole

Billy, seni küçük serseri!

Billy, you little asshole!

Şimdi mutlu musun serseri?

You happy now, asshole?

Bana bir kere daha serseri de.

Call me a asshole one more time.

Click to see more example sentences
serseri rascal

Senin gibi bir serseri değil.

He's not a rascal like you.

O serseri Emil nerede?

Where's that rascal Emil?

Bu yüzden hemen defol, seni serseri!

So get out right now, you rascal!

Click to see more example sentences
serseri lowlife

Sonra diğerleri var: hırsızlar, serseriler ve haydutlar, daha da kötüsü, Mor Ejderhalar.

Then there's the others: thieves, lowlifes and thugs, and worse, Purple Dragons.

Ne zamandan beri böyle bir serseri oldun?

Since when have you become such a lowlife?

Louis Blanchard, yerel bir serseri, tetikçi.

Louis Blanchard, local lowlife, hitman.

Click to see more example sentences
serseri drifter

O bir serseri değil. bir yerde kendi evi var, apartman değil.

He's not a drifter. He's got his own house somewhere, not an apartment.

Oh, Tanrım, yoksa o elinde bir kancayla bir serseri mi?

Oh, my God, is that a drifter with a hook for a hand?

Karım, bebeğim O serseri ve ah Ve ben.

My wife, my baby that drifter and, uh and me.

Click to see more example sentences
serseri tramp

Öğle yemeğinden beri seni bekleyen bir serseri var.

There's a tramp been waiting for you since lunch.

Bu Hitler hakkında değil bu Serseri hakkında.

It's not about Hitler, it's about the Tramp.

O kesinlikle bir serseri değil, anne.

He ain't exactly a tramp, Mother.

Click to see more example sentences
serseri hooligan

Dinle, bir serseri gibi davranmayı kes!

Listen, stop acting like a hooligan!

Bir koruma değil ama o serserileri buradan kovabilecek biri.

Not a bodyguard but somebody who can make these hooligans leave!

Bahse girerim o serseriler beni burada bulamaz.

I bet the hooligans can't find me here.

Click to see more example sentences
serseri prick

Ne, o küçük serseri mi?

What, that little prick?

Ve sen beni bir tür sadist serseri olmakla suçluyorsun.

And you accuse me of being some kind of sadistic prick.

Bence bencil ve depresyonda bir serseri değilsin.

I don't think you're a selfish, depressed prick.

Click to see more example sentences
serseri thug

Sonra diğerleri var: hırsızlar, serseriler ve haydutlar, daha da kötüsü, Mor Ejderhalar.

Then there's the others: thieves, lowlifes and thugs, and worse, Purple Dragons.

Birkaç gün önce üç serseri beni soymaya çalıştı.

A few days ago, three thugs tried to mug me.

Olivia Pope ve onun serseri takımı mı?

Olivia Pope and her team of thugs?

Click to see more example sentences
serseri ass

Hala bazı insanlar aptal ve küstah bir serseri olduğunu düşünüyor.

Some people still think you're a foolish, arrogant ass.

Evet, seni pis serseri!

Yeah, you little punk ass!

Seni kibirli serseri.

You arrogant ass.

Click to see more example sentences
serseri rogue

Jenny o serseri Tony ile birlikte olamaz.

Jenny shouldn't be with that rogue Tony.

Ancak kalpsiz bir serseri bir ulağı öldürür.

Only a heartless rogue would kill the messenger.

Ne demek istiyorsun, serseri herif?

What do you mean, you rogue?

Click to see more example sentences
serseri hoodlum

Öldürülen bir serseri, karantina altına alınan bir gemi, şimdi de ölü bir kadın.

A murdered hoodlum, a ship in quarantine, and now, a woman dead.

Bir, serseri bir arkadaş.

One, a hoodlum friend.

Sonny, bunlar önemsiz serseriler.

Sonny, these are petty hoodlums.

Click to see more example sentences
serseri vagabond

Burada ne işin var, serseri şey?

What are you doing here? You vagabond!

Dün akşam dans eden kız, serseri havalı, alacalı kostümü olan.

The girl who danced last evening, vagabond sort, hodgepodge costume

Burada bir serseri var.

A vagabond is here.

Click to see more example sentences
serseri hobo

Hey, sen serseri misin?

Hey, are you a hobo?

Seni seviyorum, pis serseri.

I love you, filthy hobo.

Çık buradan, seni serseri!

Get outta here, you hobo!

Click to see more example sentences
serseri scumbag

Birkaç serseri arıyoruz yanlarında bir, belki iki rehine ve kocaman metal bir çanta var.

We're tracking a couple of scumbags with one, maybe two hostages and a big metal suitcase.

Bu serseri aslında benim ortağım.

This scumbag is actually my partner,

Sakın geri gelme, serseri!

Don't come back, scumbag!

Click to see more example sentences
serseri outcast

Daniel Alexander Dolphin artık bir serseri, sonsuza kadar.

Daniel Alexander Dolphin is now an outcast forever.

Hey, biz Serseriler adasındayız.

Hey, we're on Outcast island.

Snotlout, biz Serseriler adasındayız.

Snotlout, we're on Outcast island.

Click to see more example sentences
serseri bummer

Ama bu Serseri Dan.

But this is Bummer Dan.

Bu tam bir serseri.

This is a bummer.

Tam bir serseri.

What a bummer.

Click to see more example sentences
serseri creep

Her blokta bir serseri vardır.

Every other block there's a creep.

Harika, evli bir serseri.

Oh, great, a married creep.

Etrafta çok serseri var, biliyor musun?

Too many creeps around here, you know?

Click to see more example sentences
serseri varmint

Buraya geri gel seni küçük serseri!

Come back here, you little varmint!

Ağzını aç. Seni pis serseri.

Open up, you filthy varmint.

Hey, küçük serseriler!

Hey, little varmint!

Click to see more example sentences
serseri loser

Çok şanslı bir serseri.

That is one lucky loser.

Buddy, sen serseri değilsin.

Buddy, you're not a loser.

Ben en azından bir şeyde uzmanım kahrolası serseri.

At least I'm an expert on something, fucking loser.

serseri bully

Çünkü o bir serseri.

And because he's a bully.

Dostum, tanıştığım en çenesi düşük serseri sensin.

Man, you're the talkiest bullies I ever met.

serseri dawdler

Bu sabahtan beri tüm dilenciler, tüm serseriler neşe içinde.

Since this morning all beggars, all dawdlers are merry.

serseri roguish

Vay, uyanık, serseri ve yetenekli.

Wow. Impish, roguish and talented.