Turkish-English translations for sert:

tough · hard · rough · strong · harsh · stiff · hard-hitting · firm · bitter · violent · dry · solid · stern · hard-and-fast · sharp · sound · smart · strict · severe · rigid · fierce · rugged · hardening · brutal · hot · heavy · drastic · bad · high · rude · aggressive · leather · short · adamant · forbidding · spanking · crabbed · driving · generous · vicious · austere · pungent · unkind · stand-up · other translations

sert tough

Demek sen çok özel, çok sert bir adamsın, öyle mi?

So, you are a very special, special tough guy, right?

Çünkü sen sert bir adamsın ve kocaman taşakların var.

Because you're a tough guy and you got big balls.

Ben de ona ne kadar sert olduğumu göstereceğim.

So I'll show her how tough I really am.

Click to see more example sentences
sert hard

Git ve sert bir şey getir, kapı veya başka bir şey onu üzerine koymak için.

Go up and get something hard, a door or something, to put him on it. Go! Alright.

O herif sana ne kadar sert vurdu?

How hard did that guy hit you? Hard.

Bu uzun, zor ve sert olacak.

This is going to be long hard and rough.

Click to see more example sentences
sert rough

Bir çocuk için fazla sert değil mi bu sence?

Don't you think this is a bit rough for a kid?

Bu kadar sert bir oyun olduğunu bilmiyordum.

I didn't know it was such a rough game.

Laura, bu adam sert oynuyor.

Laura, this guy plays rough.

Click to see more example sentences
sert strong

Evet, çok sert. Kahve çok sert, ama çok güzel.

Oh, very strong, the coffee is very strong, but very good.

Bu çok sert bir şarap Bu ne tür bir şarap böyle?

This wine is strong Which kind of wine is it?

Özellikle iyi bir kahve, özellikle sert.

It's especially good coffee, especially strong.

Click to see more example sentences
sert harsh

Ve ben şimdi sert bir şey söylemek için gidiyorum.

And I'm going to say something harsh now.

Şimdi bir şey sert söylemek için gidiyoruz?

Now you're going to say something harsh?

Bu biraz sert oldu.

That was a little harsh.

Click to see more example sentences
sert stiff

Bu sefer, biraz daha az sert olmayı deneyin, Dr. Brennan.

Okay, this time, try to be a little less stiff, Dr. Brennan.

Alınma ama dostum. Bana biraz sert ve fazla yetişkince geldi.

No offense, buddy, but it sounded a bit stiff and grown-up.

Sert ve soğuk bir yeni adam ve daha dinlenmiş olarak tabii ki

A stiff and cold new man and better rested, of course

Click to see more example sentences
sert hard-hitting

Ama o lanet ağaç ona çok sert vurdu.

But that damn tree just hit him so hard.

Ona çok sert vurdu.

He hit him so hard.

O şey sana çok sert çarptı.

That thing hit you pretty hard.

Click to see more example sentences
sert firm

Evet, gerçekten sert ve gerçekten sağlam.

Yeah, really hard and really firm.

Sert ve kuru.

Firm and dry.

Sert, evet, böyle iyi.

Firm, yeah, that's good.

Click to see more example sentences
sert bitter

Öleceksin, sert adam ve onları bir daha asla göremeyeceksin.

You'll die a bitter man and never see them again.

O zamana kadar, sert yaşlı bir adamdı.

By then, he was such a bitter old man

Bu kadar sert olma, Bruno.

Don't be so bitter, Bruno.

Click to see more example sentences
sert violent

Biraz daha sert bir şeyler

Something a little more violent

Ben. Ben sert biri değilim.

And I'm not a violent man!

Hayır, bu çok sert olur.

No, that's too violent.

Click to see more example sentences
sert dry

Çok güzel, tıpkı şarap gibi, gayet de sert.

Very good, just like wine and very dry too.

İki Martini, ekstra sert, Ekstra zeytin, ekstra hızlı

Two Martinis, extra dry, Extra olives, extra fast.

Kim kuru sert toprak gibi biliyor musun?

You know who's like dry, hard Clay?

Click to see more example sentences
sert solid

Tamam, benim sadece iyi ve sert on dakikaya ihtiyacım var.

Okay, I just need, like, a good, solid ten minutes.

Kaya tuzu sert bir şeye çarptı.

That rock salt hit something solid.

Bu kapı çok sert.

That door is solid.

Click to see more example sentences
sert stern

Üstelik çok zengin bir centilmen, çok güçlü, sert, acımasız, ve taş kalpli biri.

He's also a very rich gentleman, very powerful, stern, cruel, a heart of stone.

Xiao Liu Sert Buda için çalışıyor

Xiao Liu works for Stern Buddha

O kadar da sert değildi.

It wasn't that stern.

Click to see more example sentences
sert hard-and-fast

Sert ve hızlı.

Hard and fast.

Onlar sert ve hızlı oynuyor.

They play fast and hard.

Evet, onlara sert ve de hızlı vuralım.

Yes, hit them hard, and hit them fast.

Click to see more example sentences
sert sharp

Oh, yumuşak bir şeyin içinde sert bir şey var.

Oh, there's something sharp inside of something soft.

Çok sert. Sana başka bir sürprizim var.

Very sharp. i got another surprise for you.

Bu gerçekten sert bir polislik işi, Carter.

That's some really sharp police work, Carter.

Click to see more example sentences
sert sound

Kulağa oldukça sert geliyor.

That sounds pretty hard.

İsmi kadar sert bir şey değil.

It's not as tough as it sounds.

Gerçekten sert ve kıskanç bir anne gibiymişim.

I sound like a really tough and jealous mother.

Click to see more example sentences
sert smart

Onlar yeterince sert, zeki ya da hızlı değiller.

They ain't tough enough, smart enough or fast enough.

Çok akıllı, çok kibar ama yine de sert biliyor musun?

He was really smart, really polite, but tough, you know?

Sert ve zeki.

Tough and smart.

Click to see more example sentences
sert strict

Kesinlikle çok sert ve Hitler gibi olacak!

He'll definitely be strict and will be like Hitler!

Megan'ın çok sert bir ahlaki kodu vardır.

Well, megan has a very strict moral code.

Çok sert biri olduğunu duydum.

I heard he was very strict?

Click to see more example sentences
sert severe

Tanrım, bu herifler gerçekten sert oynuyor!

Jesus, these guys are really severe!

Ve bunun sonuçları sert olabilir.

The consequences could be severe.

Ama Roxane'de, Olympias gibi sert oynamış ve bazı generaller tarafından destek görmüştü.

But Roxane too, like Olympias played by stern rules, supported by several generals.

Click to see more example sentences
sert rigid

Sert değil, bağırsak sesi normal.

Not rigid, bowel sounds normal.

Çift yönlü hemotoraks, sert karın, kafa travması.

Bilateral hemothorax, rigid belly, head trauma.

Tamam, karnı şişmiş ve sert.

Okay, distended and rigid abdomen.

Click to see more example sentences
sert fierce

Neden bir ayı ya da kaplan gibi daha sert bir şey değil?

Why not a bear or a tiger? Something more fierce.

Yine de sert görünüyorduk, değil mi?

We still looked fierce though, right?

Senin kadar cesur, veya Porsuk kadar güçlü ve sert değilim ben Fare.

I'm not brave like you. Ratty or strong and fierce like Badger.

Click to see more example sentences
sert rugged

Çok uzun boylu ve çekici koyu renk saç, sert bir yüz ifadesi

He's very tall and attractive dark hair, rather rugged face

Artık İnsanlar sert değil. temiz havlular istiyor.

Now, people don't want rugged. People want clean towels.

Sert hatlara sahip, ama duyarlı bir yüz.

It's a rugged but curiously sensitive face.

Click to see more example sentences
sert hardening

Sertleştirilmiş, elektro kaplama çelik.

It's hardened, electro-plated steel.

Tırmanılamaz demir kapı, sert elektro-kaplamalı çelikten.

An anti-scaling fence, hardened electro-plated steel.

Şimdi sertleştirilmiş kevlar tabakalar, esneklik için titanyumlu üçlü örgü lifler.

Now Hardened Kevlar plates over titanium-dipped tri-weave fibers for flexibility.

Click to see more example sentences
sert brutal

Sert konuştuğum için üzgünüm Jimmy. Ama bu bir cinayet davası.

I'm sorry to be brutal, Jimmy, but this is a homicide case.

Orada sert bir akıntı var.

There's a brutal current there.

Oh, çok sert bir düşüş olmalı.

Oh, it must be a brutal fall.

Click to see more example sentences
sert hot

Sıcak, sert ve iyi.

Hot, strong and good.

Sıcak bir çay ya da isterseniz daha sert bir şeyler içeriz.

Have a hot tea or something stronger, if you like.

Çok sert bir kız.

She's a hot girl.

Click to see more example sentences
sert heavy

Grant, sert bir şey ver bana!

Grant, give me something heavy!

O an inanılmaz derecede ağır ve sert bir şey hissetti.

Then he felt something hard and unbelievably heavy.

Kömür ağır ve sert.

Coal is heavy and hard.

Click to see more example sentences
sert drastic

Ve bu bazen sert önlemler gerektiriyor.

And this sometimes requires drastic measures.

Biraz sert bir tepki değil mi?

Is not that a bit drastic?

Hayır, daha sert olmalı.

It's gotta be more drastic.

Click to see more example sentences
sert bad

Sen de kötüsün, sert çocuk!

You're just as bad, tough guy!

Çok kötü sert çocuk.

Well, too bad, tough guy.

Fena değil ama biraz sert.

Not bad, a little stiff.

Click to see more example sentences
sert high

Bu yüksek sert bir tane Herneyse, neden gidiyorsun?

That's a high hard one. Where are you going anyway?

Yere sert basan ve yere sert vuran.. Güneydoğu Teksas Kementçileri.

Our own high-stepping and high-kicking Southwest Texas Ropers.

Beta önleyicileri, kalsiyum kanalı önleyicileri, adrenalin enjeksiyonları, yüksek doz ibuprofen, steroidler, metastikler, sert egzersiz, kafein, akupunktur, marihuana, perkodan, midrin, tenormen, sanser, homeopatikler

Beta blockers, calcium channel blockers, adrenaline injections, high-dose ibuprofen, steroids, trigger metastics, violent exercise, caffeine, acupuncture, marijuana, percodan, midrin, tenormen, sanser, homeopathics

sert rude

Bu sert bir uyanış olmalı.

It must be a rude awakening.

Hayal kırıklıkları ve sert sarsılmalar olacak.

There'll be disappointments and rude shocks.

Withney sert bir kızdır.

Withney is a rude girl

sert aggressive

Gerçekten çok sert bir sözcük.

Well, it's a very aggressive word.

Yakıcı ama sert değil.

Warm but not aggressive.

Durum, daha sert bir yaklaşımı gerektiriyor.

The situation warrants a more aggressive approach.

sert leather

Bu ayakkabı derisi gibi sert.

It's as tough as shoe leather.

Ve bir çift sert deri ayakkabı

And a pair of patent leather shoes

sert short

Söyle bana Shorts, buradaki en sert adam kim?

Tell me, Shorts, who's the toughest guy here?

Sert, etkili, dayanıklı ve kısa!

Sharp, efficient, tough, and short!

sert adamant

Açıkçası, bende merak ediyorum, ama, Kaptan bu konuda çok sert.

Frankly, I'm curious myself, but the Captain was very adamant about this.

Neden o kadar sert olduğunu sordum.

I asked, why were you so adamant?

sert forbidding

Çok güçlü görünüyorsun ve çok sert.

Looking very strong and forbidding.

Yaşlı bir kadın, buz gibi soğuk, ölümden bile sert.

An old woman, cold as ice, more forbidding than death.

sert spanking

Belki bir de sert bir şaplak?

Perhaps a hard spanking is in order?

O zaman daha sert vurabilirsin belki.

Then maybe you should spank me harder.

sert crabbed

İki sert kabuklu yengeç!

Two hard-shell crab dinners

sert driving

Yavaş ve sert sür.

Drive it slow and hard.

sert generous

Bu çok sertti, dostum.

That was generous, mate.

sert vicious

Braddock sert bir aparküt çakıyor.

Braddock gets in a vicious uppercut.

sert austere

O, sert ve katıydı.

He was strict, austere,

sert pungent

Bu normaldir ama çok sert olur.

It's normal but very pungent.

sert unkind

Hanzo, sert bir elmastı. Kaba ve soğuk biri gibi görünürdü.

Hanzo was a rough diamond and seemed unkind and emotionally cold.

sert stand-up

Patrick sert bir adam mı?

Is Patrick a stand-up guy?