Turkish-English translations for sevgi:

love · dearness · affections, affection · endearment · heart · fondness · compassion · sympathies, sympathy · other translations

sevgi love

Sevgi hakkında hiçbir şey bilmiyorum.

I don't know anything about love.

Sevgi nasıl bir şey senin için?

What does love look like for you?

Harika bir kızım ve sevgi dolu kocam var.

I have an awesome daughter and a loving husband.

Click to see more example sentences
sevgi dearness

Yanlış bir şey yok. Bana inan sevgilim.

There is nothing wrong believe me, dear.

Üzgünüm, sevgilim, ama doktorun bana ihtiyacı var.

I'm sorry, my dear, but the doctor needs me.

Sevgilim, sadece bunu düşün.

Dear, just think about it.

Click to see more example sentences
sevgi affections, affection

Ben, bu ilkel olduğunu biliyorum ama sevgi bir işaretidir,

I know it's primitive, but it's a sign of affection.

Sevgi ve şefkate de ihtiyacı var.

He also needs love and affection.

Yoksa bu bir sevgi ifadesi mi?

Or is that a term of affection?

Click to see more example sentences
sevgi endearment

Bu bir sevgi ifadesi değil.

It's not a term of endearment.

Aşk Hikayesi", "Brian'ın Şarkısı"ve" Sevgi Sözcükleri".

Love Story, Brian's Song and Terms of Endearment.

Bu bir sevgi ifadesi.

It's a term of endearment.

Click to see more example sentences
sevgi heart

Annenin kalbi her zaman sevgiyle dolu.

Mother's heart is always full of love.

Ay hala çok parlak, kalbim hala sevgi dolu olsa da.

Though my heart be still as loving The moon be still as bright.

Sen de ilk bakışta benim kalbimi çaldın, sevgilim.

You stole my heart at first sight, darling.

Click to see more example sentences
sevgi fondness

Müdire Higgins ondan sık sık ve sevgiyle bahsediyor.

Headmistress Higgins speaks of her often and fondly.

Sık sık ve sevgiyle senden bahsederdi.

He spoke of you often and fondly.

senin sevgi hatırladı mulsum. için

I recalled your fondness for mulsum.

Click to see more example sentences
sevgi compassion

Merhamet ve sevgi bize yol gösterecek ve ödülümüz de özgürlük olacak.

Compassion and love will guide us, and freedom will be our reward.

Açıkçası, çocuklar için büyük bir sevgi hissediyorum.

Obviously, I feel great compassion for the children.

Onlara çok fazla sevgi ve şefkat gösteriyorsun.

You have so much love and compassion for them.

Click to see more example sentences
sevgi sympathies, sympathy

Sevgi ve karşılıklı güven

Sympathy and trust abounding