seviyelerde

Ama biz aynı seviyede değiliz ve o asla benim gibi bir kaçıkla birlikte olmaz.

But we're not on the same level, and he can never be with a freak like me, so

Bayanlar ve baylar, Tehlike Seviyesi: Gece Yarısı.

Ladies and gentlemen, Threat Level Midnight.

Bu yeni bir seviye, senin için bile anne.

This is a new low, even for you, Mom.

Ki bu ya çok iyi bir şey ya da bambaşka seviyede korkunç bir şey.

Which is either very good, Or a whole different kind of scary,

Bu seviyedeki bir araştırmayı sadece Pamela Black adında bir kadın yapıyor.

A woman named Pamela Black is the only one doing that level of research.

Basit bir insanlık meselesi ve bu seviyede hiç kimse mükemmel değil.

It's a very simple human issue. And no one is perfect on that level.

Şimdi, bu senden çok daha farklı bir seviyeye ait bir kılıçtır.

Now, this is a sword on a different level from yours.

Bu bir ulusal güvenlik tehlikesi, beşinci seviye önceliği var.

This is a national security emergency, priority level five.

Yer çekimi sıfır, oksijen seviyesi sarı. John A. Warden'a binmek için, Hazır.

Gravity zero, oxygen level yellow, ready to board the John A. Warden.

Radyasyon seviyesi senin için bile çok yüksek.

The radiation levels are too high, even for you.