Turkish-English translations for siz:

you · yours, your · that you · ye · you lot · without · thee · y'all · non · yous · other translations

siz you

Ve sen ve sen.

And you and you.

Sen benim için bir şey yap, ben senin için yapayım.

You do something for me, I do something for you.

Ama bunu sen de biliyorsun, değil mi?

But you know that too, don't you?

Click to see more example sentences
siz yours, your

Ama bu senin Hayır!

But this is your No!

Bu senin baban değil.

This is not your father.

Bu adam senin baban mı?

This man is your father?

Click to see more example sentences
siz that you

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Ama sen zaten bunu biliyorsun.

But you know all about that.

Ama senin için yeterince iyi değildi, öyle değil mi?

But that wasn't good enough for you, was it?

Click to see more example sentences
siz ye

Şey evet Hayır Evet Benim için de iyi değil, senin için de iyi değil.

Well, yes, no, yes It's not good for me. It's not good for you.

Evet, sen de aynı şeyi yaptın.

Yes, you did the same thing.

Evet, sen bile.

Yes, even you.

Click to see more example sentences
siz you lot

Güzel, bu çok güzel. Çünkü muhtemelen onlar sana benden daha çok yardım eder. Bilemiyorum ben

Well, good, that's very good, because they can probably help you out a lot more than I can.

Bir sürü insan seni arıyor.

Lot of people looking for you.

Sen iyi bir arkadaşsın, birlikte çok şey yaşadık.

You're a good friend; we've been through a lot.

Click to see more example sentences
siz without

Senin onlara ihtiyacın var çünkü onları istiyorsun, çünkü onlar olmadan kim olduğunu bilmiyorsun.

You need them because you want them, because you don't know who you are without them.

Acı başka bir şey ama bu. Özgür irade olmadan, sen nesin?

Pain is one thing, but this without free will, what are you?

Evet, sen olmadan.

Yes, without you.

Click to see more example sentences
siz thee

Seni seviyorum kadın ama senin gücün beni korkutuyor.

I love thee woman, but your strength frightens me.

Ben, Annie Banks. Sen, Bryan MacKenzie'yi.

I, Annie Banks take thee, Bryan MacKenzie

Sana dua ediyorum Tanrım, Merhametin için.

I pray Thee, God, for forgiveness.

Click to see more example sentences
siz y'all

Tamam, şimdi, size söylemem gereken bir şey var.

All right, now, I have something to tell y'all.

Bu şarkı hakkında siz ne düşünüyorsunuz?

What y'all think about this song, huh?

Bu sizin için bebekler.

This is for y'all, babies.

Click to see more example sentences
siz non

Muhtemelen beni anlayamazsın. Çünkü sen normal, Ortabatılı, yaratıcı olmayan bir tipsin.

You probably wouldn't understand because you're a normal, Midwestern, non-creative type.

Senin için yağsız Double Mocha.

Non-fat double mocha for you.

Bu sizin babanız, Monsieur Oglander, değil mi?

This is your father, Monsieur Oglander, non?

Click to see more example sentences
siz yous

Ben de seni, Gino Giuseppe Santino Moretti.

I love youse, too, Gino Giuseppe Santino Moretti.

Evet ve ben de sizi seviyorum.

Yeah, and I love youse, too.

Sizin için özel bir yerim var.

I have a special place for youse.

Click to see more example sentences