Turkish-English translations for sizi:

you · hurt · sickness · prick · pain · illness · sting · distress · soreness · ache · other translations

sizi you

Ve sen ve sen.

And you and you.

Sen benim için bir şey yap, ben senin için yapayım.

You do something for me, I do something for you.

Ama bunu sen de biliyorsun, değil mi?

But you know that too, don't you?

Click to see more example sentences
sizi hurt

Biliyor musun, sen çok tatlı bir adamsın ve ben, seni incitmek istemiyorum.

You know, you are such a sweet guy, and I don't wanna hurt you.

Çünkü sen de beni incittin.

Because you hurt me, too.

Ve sana zarar vermek istiyordu.

And he wanted to hurt you.

Click to see more example sentences
sizi sickness

Bütün bu şehir seni seviyorum olabilir Ama bir tek ben varım kim ne kadar hasta bilir.

This whole town may love you but I'm the only one who knows how sick you are.

Sen hasta bir pisliksin.

You are a sick bastard!

Sen zaten hastasın, değil mi?

You're sick already, aren't you?

Click to see more example sentences
sizi prick

Buraya gel seni küçük yarak! Buraya gel.

Come back here, you little prick! Come here!

Gel de al bunu, seni ufak kalleş!

Come and get it, you little prick!

Sen de hala bir pislik.

And you'll still be a prick.

Click to see more example sentences
sizi pain

Senin için ne kadar önemli olduğunu biliyorum ve sana ne kadar acı verdiğini biliyorum.

I know how important it is to you, and I know how much pain this is causing you.

Bu senin için çok acı verici olmalı.

That must have been very painful for you.

Seni bu korkunç yere getiren ne kadar da korkunç bir kazaydı. Ne büyük üzüntü, ne büyük acı.

What a terrible accident that brought you to this terrible place with so much sadness and so much pain.

Click to see more example sentences
sizi illness

Seni hala seviyorum, hasta olduğun için şimdi daha çok seviyorum.

I still love you," "even more now because you're ill.

Bu senin hastalığın değil. Bu senin karakterin.

It's not your illness, it's your personality.

Seni bu kadar hasta ettiğim için özür dilerim.

I am sorry that I've made you so ill.

Click to see more example sentences
sizi sting

Ben sana yardım ettim Sen ise neden beni soktun?

I was helping you. Why did you sting me?

Ey ölüm, senin dikenin nerede?

Where, O death, is your sting?

Hey, o şey seni soktu mu?

Hey, did that thing sting you?

Click to see more example sentences
sizi distress

Daniel, korkarım ki senin için birkaç üzücü haberim var.

Daniel, I'm afraid I have some rather distressing news for you.

Bu sizin için çok üzücü olmalı.

This must be very distressing for you.

Seni hiç bu kadar sıkıntılı görmemiştim.

I've never seen you this distressed

Click to see more example sentences
sizi soreness

Hiç kimse sana yaralı bir mağlup olduğunu söyledi mi, Joyce?

Has anyone ever told you you're a sore loser, Joyce?

Sen sadece öfkeli bir eziksin.

You're just a sore loser.

Senin gözlerin ağrılı ve benimki de öyle.

Your eyes are sore and so are mine.

Click to see more example sentences
sizi ache

Megan."Seni o kadar istiyorum ki vücudum senin için ağrıyor.

Megan, "I want you so badly my body aches for you.

Evet, ruhum acıyor ama sen yardım edemezsin.

Yes, my soul aches but you can't help me.

Senin için kalbim ağrıyor aşkım.

My heart aches for you, lover.

Click to see more example sentences