Turkish-English translations for soğuk:

cold · water · freezing · cool · chilly, chilliness · cold-hearted · cold weather · chill, chilling · frozen · frigid · distant · cryo · unfriendly · stiff · lukewarm · frosty, frostiness · bleak · aloof · nippy · calm · dank · standoffish · unsympathetic · other translations

soğuk cold

Harika. Sakıncası yoksa ben de bir şey istiyorum. Bana gerçekten çok soğuk bir su getirebilir misin?

Great, if you don't mind I would like something too could you bring me up some really really cold water?

Balıklar için çok soğuk değil mi?

It's too cold for the fish, right?

Göremiyorum, soğuk ve sıcak ve karanlık ve aydınlık.

Can't see it's cold and warm, and dark and light.

Click to see more example sentences
soğuk water

Harika. Sakıncası yoksa ben de bir şey istiyorum. Bana gerçekten çok soğuk bir su getirebilir misin?

Great, if you don't mind I would like something too could you bring me up some really really cold water?

O su ne kadar soğuk biliyor musun?

Do you know how cold is that water?

Biraz soğuk su getireyim.

I'll get some cold water.

Click to see more example sentences
soğuk freezing

Gel benimle, çok soğuk, hadi gel, eve gidelim,

Come with me, it's freezing, come on, let's go home.

Su çok soğuk donuyor lütfen. Lütfen yardım et! Lütfen

water col cold freezing please help please please

Efendim, dışarıda dondurucu bir soğuk var.

Yeah? Sir, it's freezing out here.

Click to see more example sentences
soğuk cool

Evet, su çok güzel ve soğuktu.

Yeah, the water was nice and cool

Bu araba çok soğuk.

This car is so cool.

Hey, Bu şeyler ile adam çok soğuk.

Hey, cool it with that stuff, man.

Click to see more example sentences
soğuk chilly, chilliness

Genç bir kadın karanlıkta kayboldu, ve Nisan Ayı soğuk geçiyordu.

A young woman just disappeared into the darkness, and that April turned chilly.

Evet Taylor Briggs, çok soğuk bir gece.

Well, Taylor Briggs, it's a chilly night.

Dükkan çok soğuk ve burada bir şömine var.

The shop is chilly. And there is a fire here.

Click to see more example sentences
soğuk cold-hearted

Ve biliyorum ki, o soğuk çelikten rozetin arkasında bir yerlerde bir kalp yatıyor.

And I know, behind the cold steel of that badge, there's a heart in there somewhere.

Soğuk eller, sıcak bir kalp, ha tatlım?

Cold hands, warm heart, huh, honey?

Soğuk bir kalp.

A cold heart.

Click to see more example sentences
soğuk cold weather

Hayır, hayır, o soğuk hava için yaratılmış.

No, no, he's built for this cold weather.

Güzel ve sıcak, soğuk havada iyi gider.

Nice and hot, with this cold weather.

Artık ikimiz bir olduk, güle güle soğuk hava.

Now that we're together, say bye-bye to cold weather

Click to see more example sentences
soğuk chill, chilling

Dışarıda bir limuzin ve bir şişe soğuk "Cristal" var.

I got a limo outside, a bottle of chilled cristal.

Pekâlâ, küçük adam, soğuk.

All right, little man, chill.

Hey soğuk adam.

Hey, chill, man.

Click to see more example sentences
soğuk frozen

Donmuş gezegenler yaşam için çok soğuk.

Frozen planets too cold for life

Sonra bu soğuk donmuş küçük dünyayı sadece yıldızlar arasında gezerken karanlık ve yalnız bir halde bulurdunuz.

Then you would have this cold, frozen little world just streaking between the stars, dark and lonely.

Her zaman soğuk değil.

It is not always frozen.

Click to see more example sentences
soğuk frigid

Yani, nasıl o kadar soğuk ve duygusuz olabilirsin ki?

I mean, how could you be so cold and frigid?

Kahretsin be kızım, sen çok sıkıcı ve soğuk biri gibisin.

Damn, girl, you seem really boring and frigid.

Buz kraliçesi, soğuk ve ölümcül.

Ice queen, frigid and deadly.

Click to see more example sentences
soğuk distant

Ne kadar korkunç ve soğuk ve mesafeli ve dalgın

I know how awful and cold and distant and preoccupied

Phillip beni affettiğini söyledi ama bütün gün bana garip ve soğuk davrandı.

Phillip said he forgave me, but he's been weird and distant all day.

Soğuk ve mesafeli, neredeyse ilkel diyeceğim.

You know, cold and distant, almost primitive.

Click to see more example sentences
soğuk cryo

Beş küreli domates çorbası, soğuk-terbiyeli kızarmış peynirli sandviçler

Sphere five tomato soup, cryo-desecrated grill cheese sandwiches

Soğuk bölmelere geri dönün. Emirleriniz bu değil.

'Return to cryo-chambers. ' This is not the order!

Bugün Simon Phoenix bu soğuk hapishaneden kaçtı.

Today Simon Phoenix escaped from this cryo-facility.

Click to see more example sentences
soğuk unfriendly

Belki de o herkesin düşündüğü gibi, soğuk biri değildir.

Maybe she's not as unfriendly as everyone thinks.

Sert ve soğuk bir Dünya.

A hard, unfriendly world.

Mutsuz bir anne, soğuk bir karıdan daha iyidir.

Better an unhappy mother than an unfriendly wife.

Click to see more example sentences
soğuk stiff

Sert ve soğuk bir yeni adam ve daha dinlenmiş olarak tabii ki

A stiff and cold new man and better rested, of course

Diğer kurbandan daha az soğuk ve katı.

Little less cold and stiff than the other victim.

Soğuk, sert ve tuzlu!

It's cold, stiff and salty!

Click to see more example sentences
soğuk lukewarm

Sıcak ya da soğuk olmak ılık olmaktan iyidir.

'Tis better to be hot or cold than lukewarm.

O kadar soğuk değil, ılık hatta.

It's not that cold. It's lukewarm, so

Güzel, bende soğuk kahve severim.

Good I like lukewarm coffee

Click to see more example sentences
soğuk frosty, frostiness

Adaçayı çalısı beyaz ve soğuk, nehir kara ve gizemli.

The sagebrush white and frosty, the river black and mysterious.

Sana uzun, soğuk bir Molson vereyim mi?

Can I pour you a nice tall, frosty Molson?

Evet. Tam bir soğuk nevale.

She's such a frosty box.

Click to see more example sentences
soğuk bleak

Ve Merkür çok küçük, soğuk ve çok sıcak. Devasa bir çarpışmanın sonucu.

And Mercury is tiny, bleak, and super hot, the result of a monster collision.

Kuzey Kanada, kışın her avcı için; soğuk, kasvetli ve bir şey vadetmeyen bir yerdir.

Northern Canada in winter is a bleak and unpromising land for any hunter.

Soğuk ve sessiz bir dünya.

It's a bleak, quiet world.

Click to see more example sentences
soğuk aloof

Dediğin gibi, hem soğuk hem de mesafeli davrandım.

Like you said. I was both cold and aloof.

Babam çok soğuk biriydi.

My father was very aloof.

Soğuk ama düşünceli olacağım.

I'm aloof but thoughtful.

Click to see more example sentences
soğuk nippy

Bu gece hava biraz soğuk, ama şikayet etmemeliyiz.

It is a bit nippy tonight, but we mustn't complain.

Biraz soğuk, yılın bu zamanı zaten ne beklersin ki

Bit nippy, but this time of year, what do you expect?

soğuk calm

Çok kontrollü, sakin. Soğuk kanlı.

Very controlled, calm, cold-blooded.

Esirler soğuk kanlı bir şekilde gizlice, sistematik olarak öldürüldü.

POW's were murdered in cold blood calmly, systematically.

soğuk dank

Bu, zamanla ikinci bir deri oluşturdu. Soğuk ve iğrenç.

In time, it formed a second skin, dank and vile.

soğuk standoffish

Son komşularımız çok soğuk insanlardı.

Our last neighbours were so standoffish.

soğuk unsympathetic

Nasıl bu kadar soğuk ve sevimsiz olabilir?

How can it be so unsympathetic and cold?