Turkish-English translations for somut:

concrete · tangible · solid · real · physical · hard · other translations

somut concrete

Martin ölmeyi hak etmedi ama artık somut bir şeyimiz var.

Martin didn't deserve to die, but now we have something concrete.

Somut bir bilgi var mı? Yoksa bu bir tür mesleki terapi mi?

Is there any concrete information or is it occupational therapy?

Bize somut bir örnek verebilir misiniz?

Can you give us a concrete example?

Click to see more example sentences
somut tangible

Onlara kabul edecekleri bir şey gerekiyor. Somut bir şey. Bir hediye gibi.

What they really need is something for them to accept, something tangible, like a gift.

Ben biraz daha somut bir şey üzerinde çalışacağım.

I'm gonna work on something a little bit more tangible.

Ama sanırım daha somut bir şeye ihtiyacım olacak.

But I think I'll need something a bit more tangible.

Click to see more example sentences
somut solid

Sonunda elimizde somut bir şey var.

We finally have something solid.

Somut bilgi, gizli bir terörist örgüt bir saldırı planlıyor

Solid information, a secret terrorist organisation is planning an attack.

Hiç değilse somut bir planın var.

At least you've got a solid plan.

Click to see more example sentences
somut real

Çünkü somut bir kanıt yok.

Because there's no real proof.

Bunlar gerçek ve somut sonuçlar.

These are real, tangible results.

Ben gerçeğin somut bir örneğiyim.

Please. I'm the epitome of real.

somut physical

Somut bir soygun değil.

Not a physical robbery.

Kurban ölmüş, somut kanıt yok.

Dead victim. No physical evidence.

somut hard

Biliyorum. Ama somut kanıt olmadan

I know, but without hard evidence

Ama somut kanıt olmadan

But without hard evidence