Turkish-English translations for sonunda:

last · finally · eventually, eventual · at last · end up · in the end · at the end · yet · after all · other translations

sonunda last

Seninle her zaman "son bir" şey olacak ama gerçek şu ki artık senin hayatın bu değil.

It's always gonna be "one last" something with you, but the truth is this is not your life now.

Onu en son ne zaman gördünüz, bugün mü?

When did you see her the last time, today?

Bu senin son gecen.

It's your last night.

Click to see more example sentences
sonunda finally

Bir an için, sonunda yaşamaya değer bir şey bulduğunu düşünmüştüm.

I thought for a moment there you'd finally found something worth living for.

Biliyorsun, en kötü şey sonunda olduğunda, o kadar da kötü değildir.

You know, the worst ain't so bad when it finally happens.

En sonunda, bütün bu yıllardan sonra, Biz bir anma töreni yapacağız.

Finally, after all these years, we're going to have a memorial service.

Click to see more example sentences
sonunda eventually, eventual

Hayır, hayır, hayır, hayır ama belki de eninde sonunda bizim gerçekliğimizde olan şey burada da oluyordur, sadece daha erken.

No, no, no, no, no, but maybe what eventually happens in our reality is happening in this one, only much sooner.

Polislerden kaçtı ve en sonunda burada intihar etti.

He ran from the cops and eventually committed suicide here.

Eninde sonunda, başka birini bulacak.

Eventually she will find someone else.

Click to see more example sentences
sonunda at last

En azından son şey o güzel bir gece gördüm.

At least the last thing he saw was a beautiful night.

En azından son gecesine çok güzeldi.

At least his last night was beautiful.

Çok özel partine beni son dakika davet ettiğin için teşekkürler.

Thanks for inviting me to your exclusive party at the very last minute.

Click to see more example sentences
sonunda end up

Ama yine de sonu kötü olabilir. Benimki gibi.

But they can still end up terrible, like mine.

Ben her şeyi doğru yaptım, ama yine de cehennemde sona erdi.

I did everything right. And I still ended up in hell.

Acele etsen iyi olur. Bu oyunlar mutlu sonla bitmiyor.

You'd better hurry up, these games don't have a happy ending.

Click to see more example sentences
sonunda in the end

Bu iyi bir kitap çavuş. Ama sonunda bu kitap bile sadece bir kitap.

It's a very good book, but in the end, even this book, is just a book.

Sonunda, her zaman, her şey normale döner.

In the end, everything always goes back to normal.

Ve sonunda da bunun için bize teşekkür eder.

And in the end he'll thank us for it.

Click to see more example sentences
sonunda at the end

Ve sonunda ben de bir katil oldum.

And at the end, I, too, became a killer.

Ama sonunda o kadar güzel değildim ki!

But I wasn't so pretty at the end.

Sonunda hep bir ölüm var.

Always a death at the end.

Click to see more example sentences
sonunda yet

Bak, bu daha sona ermedi. Tamam mı?

Look, this isn't over yet. all right?

Bu virüs son derece bulaşıcı ve henüz etkili bir aşısı yok.

This virus is extremely infectious and there is no effective vaccine yet.

Peki, Kutsal Peder, son gün Henüz gelmedi?

Well, Holy Father, last day not yet come?

Click to see more example sentences
sonunda after all

O kadar yıl sonra sonunda buradayız gerçek gibi gelmiyor.

After all these years, we're finally here. That doesn't seem real.

Bunca zaman sonra sonunda bu kadar kolay oldu!

After all this time, it was finally just so easy!

Bu kadar zamandan sonra sonunda.

Finally, after all this time.

Click to see more example sentences