Turkish-English translations for sorun:

problem · wrong · trouble · fine · issue · matter · question · cause · concern · business · case · complication · difficulty · challenge · affair · snag · ill · look-out · hangup · other translations

sorun problem

Nasıl bir adamla olabilir Sen tüm ilgili çok şey ile ilgili bir sorun var olduğunu?

How can you be with a guy that's got a problem with the very thing you're all about?

Büyük bir sorun var efendim.

We have a big problem, sir.

O zaman bir sorunumuz var demektir.

All right, then we have a problem.

Click to see more example sentences
sorun wrong

Oh, aman tanrım senin gerçekten bir sorunun var.

Oh, my god, there really is something wrong with you.

Sorunun ne olduğunu zaten biliyorum.

No, I already know what's wrong.

Ah, tatlım, sorun nedir?

Oh, dear, what's wrong?

Click to see more example sentences
sorun trouble

Bir kardeşin ve bir karın var. Onlar için bu sorunu durdurman gerek.

You have a brother and a wife, and they need you to stop this Trouble.

Merak etme, sorun değil.

Don't worry. It's no trouble.

Eğer sorun çıkarsa, önce onu öldür.

If there is trouble, kill her first.

Click to see more example sentences
sorun fine

Sorun değil, çünkü ben orada ne olduğunu biliyorum.

That's fine, because I know what happened here.

Beni merak etme, benim için sorun değil.

Don't worry about me, I'll be fine.

Ama sorun değil, bu artık benim işim.

But fine, that's my business now.

Click to see more example sentences
sorun issue

Sadece sorunları olan bir kemandı ayrıca bu benim yazdığım bir şaka, sen de diğerleri gibi çaldın.

It's just a violin with size issues, which is also a joke I wrote, like the others that you stole.

Sadece güven sorunların değil, senin "sorunların" var.

You don't just have trust issues, you got issues.

Ciddi bir sorun mu bu?

This is a real issue?

Click to see more example sentences
sorun matter

Her konuda, ne olduğu önemli değil şimdi büyük bir sorun var.

On everything. Doesn't matter what it is. Now they have a big problem.

Aslında evet, ama sorun değil.

Well, yes, but it doesn't matter.

O zaman sorun yok değil mi?

Then doesn't it not matter?

Click to see more example sentences
sorun question

Bence, çok daha önemli bir sorun var.

I think you have a much more important question.

Aslında, efendim, bu sadece bir rapor sorunu.

Actually, sir, it's just a question of the report.

Muhtemelen bana soracak çok sorun vardır, değil mi?

You probably have a lot of questions for me, huh?

Click to see more example sentences
sorun cause

Pekala çünkü eğer bir sorunu varsa bizim de sorunumuz var demektir.

All right cause if he's got a problem, we've got a problem.

Güzel, çünkü başka bir sorunumuz var.

Good, 'cause we've got another problem.

İçeride, kalp ve akciğer tarafından oluşmamış kalp ve akciğer sorunlarımız var.

Inside, we have heart and lung issues not caused by heart and lung issues.

Click to see more example sentences
sorun concern

Sonuçta zaman, senin gibi bir melek için ufak bir sorun değil mi?

After all, time is of no concern to a little angel like you, is it?

Bir sorun mu var? Hayır, endişelenecek bir şey değil.

Is something the matter? no, nothing to be concerned about

Peki, bu senin sorunun değil.

Well, that doesn't concern you.

Click to see more example sentences
sorun business

Bu iyi değil, ama bizim sorunumuz da değil.

Not good, but also not our business.

Bu gerçekten bizim sorunumuz mu?

Is it really our business?

Belki de sorun işi değildir.

Maybe business isn't his problem.

Click to see more example sentences
sorun case

Evet ama sorun bu değil, değil mi?

Yeah. But that's not the case, is it?

Bu bir sorun bile değil.

This is not even a case.

Hayır, o bir olay, sorun değil.

No, she's a case, not an issue.

Click to see more example sentences
sorun complication

Ruhum çok karışıktır ve bana pek çok sorun getirdi.

My soul is quite complicated and brought me many problems.

Bu sadece bu sadece küçük bir sorun, o kadar.

It's just it's just a little complication, that's all.

Ne yazık ki, bazı sorunlarımız var

Unfortunately, there are some complications

Click to see more example sentences
sorun difficulty

Bayanlar ve baylar, bu teknik sorun için bizi affedin.

Ladies and gentlemen, please forgive us for this technical difficulty.

Aşk ve duygusal sorunlar üzerine çok araştırma yaptım.

I have done much research on emotional and love difficulties.

Komutan Uhura, teknik sorunlar yaşadığımızı söyledi, efendim.

Commander Uhura is experiencing technical difficulties, sir.

Click to see more example sentences
sorun challenge

Bu benim için gerçek bir sorun.

This is a real challenge for me.

Geriye tek bir sorun var.

There's only one challenge left.

Bu ufak bir sorundan daha fazlası.

That's more than a minor challenge.

Click to see more example sentences
sorun affair

Bu sadece onun ve benim arasında kişisel bir sorun tamam mı?

This is a personal affair between me and him, okay?

Demek ki bu bir aile sorunu.

So, it's a family affair.

Bu onların kendi sorunu.

Well, that's their own affair.

Click to see more example sentences
sorun snag

Evet, evet bu çok ilginç Madam ama tek sorun şu ki elbette Madam Marshall boğulmamıştı.

Very interesting, madame, the only snag is that Madame Marshall was not drowned

Pierre, bir sorun mu var? Doğruyu söyle.

Tell me the truth, Pierre, is there a snag?

Evet, bir sorun varmış.

Yes, there's a snag.

sorun ill

Zor bir hayat yaşamış olmalı belki bir hastalık ya da büyük bir sorun, çok büyük bir sorun.

Something must have wasted him, perhaps an illness or a big problem, a very big problem.

Hastasın, hafıza kaybı çok önemli bir sorun değil.

You're ill, loss of memory is not a difficult problem.

sorun look-out

Sorunları, onu denize kadar takip etmiş gibi gözüküyor.

Looks like his troubles followed him out to sea.

Bak, burada büyük bir sorunumuz var PUSA'yla ilgili.

Look, we have big problems out here with the UCAV.

sorun hangup

Dostum, senin ciddi bir kökenlerinle takıntı sorunun var.

Man, you have some serious hangups about your roots.