sosyopat

Bir federal ajan geldi ve senin saplantılı bir sosyopat olduğunu söyledi. Bana bir kayıt gösterdiler.

Some federal agent came up to me and said you were a delusional sociopath, and showed me this tape.

Bay Knox, çok iyi bir adam gibi duruyorsunuz ama Willa Monday bir sosyopat.

Mr. Knox, you seem like a very good man, but Willa Monday is a sociopath.

Çünkü o da senin gibi bir sosyopat.

Because he's a sociopath like you.

Çok zeki, çok becerikli ve çok paranoyak bir sosyopat.

A very smart, very resourceful, very paranoid sociopath.

Bu bebeğin ihtiyacı olan son şey sosyopat bir dayı.

The last thing this baby needs is an uncle psychopath.

O bir sosyopat değil.

He's not a sociopath.

Bu adam bir sosyopat.

The man is a sociopath.

Çünkü o küçük bir sosyopat.

Because she's a little sociopath.

Ama benim fikrime göre, O bir sosyopat olabilir.

But in my opinion, she may be a sociopath.

Yani teknik olarak o bir sosyopat.

Which means technically, she's a sociopath,