Turkish-English translations for soylu:

noble, nobles · Royal · well · nobleman · pedigreed · aristocratical, aristocrat, aristocratic · princely · high · gentleman · royalty · titled · Grand · gentle · wellborn · blue blood · well-bred · other translations

soylu noble, nobles

Bir zamanlar bir tanıdığım vardı soylu bir adam, prensip sahibi bir adamdı babamı çok severdi babam da onu severdi.

I knew a man once a noble man, a man of principle who loved my father and my father loved him.

Hayır ama o da soylu bir meslek.

No, but it is a noble profession.

Sen soylu ve iyi birisin.

You are noble and good.

Click to see more example sentences
soylu Royal

Sang real "Soylu kan" demek.

Sang real, it means "royal blood.

Senin kızın asla soylu olamaz!

Your daughter could never be royal!

Talip, evet, ama soylu değil.

A suitor, yes, but not royal.

Click to see more example sentences
soylu well

İyi dediniz soylu bayan.

Well said, noble woman.

Pekala, o soya değil.

Well, it's not tofu.

Son derece iyi. Çok soylu hükümdarlara yakışır şekilde bir son.

Extremely well, as befiitting the last of so many noble rulers.

Click to see more example sentences
soylu nobleman

Soylu, namuslu bir adamı soydun. Ve şimdi de ona iftira atıyorsun?

You robbed an honest nobleman, and now you're trying to slander him?

Görünen o ki, Bayan Luce soylu bir adamla evli.

Apparently, Miss Luce was married to a nobleman.

Onun gibi bir soylu asla satmaz, sadece harap eder.

A nobleman like him never sells, he just destroys.

Click to see more example sentences
soylu pedigreed

Ona soy ile Alman çobanı verdikten sonra bile yok bir şey

Not even after giving her the German shepherd with pedigree nothing

Mükemmel bir soy ağacı var.

It's a perfect pedigree.

O soylu bir kaniş

He's a pedigree poodle

Click to see more example sentences
soylu aristocratical, aristocrat, aristocratic

Ama.. soylu piçler, benim tatlı çocuğum.

But aristocratic bastards, my sweet boy.

Çok yavaş yiyorsun tıpkı bir soylu gibi.

You eat so slowly, Like an aristocrat.

Ne kadar soylu bir damat!

What an aristocratic bridegroom!

Click to see more example sentences
soylu princely

Bu adam tam bir soylu.

This guy's a real prince.

Gel seni bir kucaklayayım soylu prens.

Let me embrace you, noble prince.

Hakiki bir prens soyu geliyor.

One prince pedigree coming up.

Click to see more example sentences
soylu high

Yüksek früktoz mısır şurubu, soya, şeker, tuz.

High fructose corn syrup, soy, sugar, salt.

Onları koru, soylu ve yakışıklı kocalar nasip et.

Bless them and give them handsome and high-born husbands.

Asil idealler bir şey, banka soymak bambaşka bir şeydir.

Listen, high-minded ideals is one thing, robbing banks is another.

Click to see more example sentences
soylu gentleman

Teğmen Foster şimdi de bu soylu İskoç beyefendiyi bana takdim et hadi.

Now, Lieutenant Foster, you're going to introduce me to this noble Scottish gentleman.

Yaz, soylu beyefendi Conrade.

Write down, master gentleman Conrade.

Bay İmada-san çok soylu biri, gerçek bir beyefendi.

Mr. Imada-san is a class act, a real gentleman.

soylu royalty

Kendimi soylu hissediyorum. Burada oturmuş poz veriyorum.

Mmm, I feel like royalty, sitting here, posing.

Bu insanlar soylulara cevap verirler.

These people respond to royalty.

soylu titled

Ona soylu bir unvan verelim.

Give him a noble title.

Edna'nın babası, soylu bir damat kafeslemek istemektedir

Edna's father, out to snag a titled son-in-law

soylu Grand

O şu anda çok soylu biri.

Oh, he's very grand now.

Las Golondrinas şatosunun sahibesi, Bizim yerel soylu hanımımız.

The chatelaine of Las Golondrinas, our local grand dame.

soylu gentle

Sonra kavga başladı ve iki yeni soy ortaya çıktı.: Zalim Skeksiler. Nazik Mysticler.

Then strife began and two new races appeared: the cruel Skekses the gentle Mystics

Ve sen soylu bir şövalyesin.

You are our gentle-born chevalier.

soylu wellborn

Zengin olmak soylu olmakla eşdeğerdir. Aynı zamanda bir soyluyla evlenmek de.

Well-monied is the same as wellborn, and well-married is more so.

O kadar da soylu değilim.

Oh! I'm not so wellborn.

soylu blue blood

Gerçek bir soylu.

A true blue-blood.

soylu well-bred

Soylu hayaletler yapmaz, Watson.

Not well-bred ghosts, Watson.