Turkish-English translations for taşıma:

carrying, carry · moving, move · transportation, transport · bearing · shipping · handling · conveyance · tote · carriage · transfer · removal · other translations

taşıma carrying, carry

Tüm bulgular uyuyor bütün o garip davranışları sana söylüyorum, o içinde bir silah taşıyor.

All the symptoms fit. All that weird behavior. I'm telling you, man, she is carrying a weapon.

Albayın bana öğrettiği ilk şey her zaman bir kalıp sabun taşı.

The first thing the Colonel taught me. Always carry a bar of soap.

O benim çocuğumu taşıyor, benim DNA'mı.

She's carrying my child, my DNA.

Click to see more example sentences
taşıma moving, move

Ailem daha iyi bir hayat için bu ülkeye taşındı ve ben hala buna inanıyorum.

My parents moved to this country for a better life, and I still believe in that.

Savaştan sonra, Büyükbabam Amerika Birleşik Devletleri'ne taşındı. Ve kuzey Oklahoma bir çiftlik satın aldı.

After the war, Granddad moved to the United States and bought a farm in northern Oklahoma.

Bir köpek al ve taşın.

Buy a dog and move.

Click to see more example sentences
taşıma transportation, transport

Belki de tehlikeli biyolojik bir silahı taşıma esnasında korumak için kullanılıyordu.

Perhaps it was being used to protect a dangerous biological weapon during transport.

Bir hapisane taşıma aracı. Bu eski bir tane.

A prison transport vehicle, that's an old one.

Daphne ve Matt taşıma için hazırlar mı?

Daphne and Matt ready for transport?

Click to see more example sentences
taşıma bearing

Bir kıtayı aldı ve onu bir ülkeye çevirdi. O ülke şimdi onun adını taşıyor:

He took a continent and turned it into a nation that now bears his name

Senin adını taşıyor Carmen.

It bears your name, Carmen

Oğlum onun adını taşıyor.

My son bears his name.

Click to see more example sentences
taşıma shipping

Büyük gemilerin çoğu silah taşır.

Most big ships carry weapons.

Adres yok, taşıma bilgisi yok.

No address, no shipping info.

Gemin bir kız taşıyor.

Your ship carries a girl.

Click to see more example sentences
taşıma handling

Onun yerine Bay Taşıma ve Dağıtım oldun.

Instead, you're Mr. Shipping and Handling.

Kırk altı dolar, artı nakliye ve taşıma.

Forty-six bucks, plus shipping and handling.

Tutacak yeri kolay taşıma için ayarlanabilir.

The handle's adjustable for easy carrying.

Click to see more example sentences
taşıma conveyance

Jeolojik bir taşıma bandı gibi.

It's like a geological conveyer belt

Elektrik, ampflikasyonu, enerjiyi taşır.

Electric conveys, like, amplification., energy.

Daha az şüphe çeken bir taşıma seçmeliydin.

You might have chosen a less conspicuous conveyance.

taşıma tote

Ben bunu almadım, ben taşıma çantası aldım.

I didn't buy this. I bought a tote bag.

Üç Tenor taşıma çantası mı?

What? The Three Tenors tote bag?

taşıma carriage

Tabut, taşıma hizmeti ve evrak işleri.

The coffin, carriage and paperwork.

Kira ödemedğimiz taşıma evi.

Lavon's rent-free carriage house.

taşıma transfer

Buna STDS deniyor sanal-taşıma deliliği sendromu.

It's called HTDS holo-transference dementia syndrome.

taşıma removal

Sonra nehir yatağını ortaya çıkarmak için suyu alırız. Ve harçlı taş yapınızı inşa edebilirsiniz.

Then remove the water to expose the riverbed and build your mortared stone foundation.