Turkish-English translations for takip:

follow, following, followed · tracking · chasing, chase · follow-up · pursue · pursuit · tracing · monitoring · suit · hunting · persecution · prosecution · other translations

takip follow, following, followed

Bayanlar ve baylar, beni takip edin.

Ladies and gentlemen, follow me

Tamam çocuklar, beni takip edin.

All right, kids, follow me.

Onu takip edebilir misin?

Could you follow him there?

Click to see more example sentences
takip tracking

Bu biraz garip gelebilir ama Jay dün gece bana bir vampiri takip ettiğini söyledi.

This is gonna sound weird, but last night, Jay told me that he was tracking a vampire.

Sanırım onu takip ediyorlar.

I think they're tracking him.

Fakat yerel rehber Joseph yıllardır onları takip ediyor.

But local guide Joseph has been tracking them for years.

Click to see more example sentences
takip chasing, chase

O helikoptere ihtiyacım vardı çünkü kötü adamı takip ediyorduk çünkü ben bir polisim.

I needed the helicopter because I was chasing a bad guy because I'm a cop.

Ne istiyorsun? neden beni takip ediyorsun?

What do you want? Why are you chasing me?

Bu resmi ele alalım, örneğin."Balina Jonah'ı takip ediyor.

Take this picture, for example, "The whale chasing Jonah.

Click to see more example sentences
takip follow-up

Tamam.Şimdi kapa çeneni ve beni takip et.

Okay. Just shut up and follow me.

O zaman, kapa çeneni ve beni takip et.

Then, shut up and follow my lead.

Kalk, beni takip et!

Get up Follow me

Click to see more example sentences
takip pursue

Bay Gardner ve ben bu davayı birlikte takip etmeye karar verdik.

Mr. Gardner and I have decided to pursue this case together.

Takip ettiğim kadın bir yol buldu.

The woman I'm pursuing found a way.

Eğer sadece bir başkası olsaydı, bunu takip ederdik.

If it were just anyone else, we'd pursue it.

Click to see more example sentences
takip pursuit

Dedektif, ben bir şüpheliyi takip eden, lisanslı özel araştırmacıyım.

Detective, I'm a licensed private investigator in pursuit of a suspect.

Şimdi ya bu takibi bırak ya da kovarım seni!

Now you stop your pursuit or I will fire you!

Tüm birimler küçük siyah ördeği takip edin.

All units in pursuit of little black duck.

Click to see more example sentences
takip tracing

Takip etmek imkansız değil ama zaman alır.

Not impossible to trace but it'll take time.

IP adresini takip ettim ve burayı buldum.

I traced his I.P. address and found this place.

I.P. adresini takip ettik.

We traced the I.P. address.

Click to see more example sentences
takip monitoring

Sadece Biz izleme Takip etmek Silva için yanlış izleme sinyal oluşturma.

We just monitoring creating a false tracking signal for Silva to follow.

Bir çevresel takip istasyonu inşa ediliyor.

They're building an environmental monitoring station.

Bir takip cihazı.

A monitoring device.

Click to see more example sentences
takip suit

Burada bir adam hayır der, diğerleri de onu takip eder.

This here guy says no, others will follow suit.

Buraya gelme nedenim..Hawai'nin güzel bir yer olması..seni takip etmek değil

Hawaï Is beautiful place. People come here you tend not to follow suit.

Xbox Live Arcade Playstation Network ve Wiiware takip etti.

XBox Live Arcade Playstation network and WiiWare followed suit.

Click to see more example sentences
takip hunting

O zamandan bu yana da beni ve eski ortağım Bill Hunt takip ediyormuş.

Ever since he's been following me and my former partner Bill Hunt.

Mac, bu takip katil için mi, yoksa ikinci kurban için mi?

Mac, is this a hunt for the second victim or for a killer?

Bu da El Asesino'nun hâlâ takipte anlamına geliyor.

That means El Asesino is still hunting them.

takip persecution

Sonra da Lila Loomis sizi takibe başladı.

Then Lila Loomis starts to persecute you.

Tipik bağımlı yanlış yönlendirilmiş öfke, takip kompleksi.

Typical addict misdirected anger, persecution complex.

takip prosecution

Ve 'Takip' yerine 'fuhuş' yazmışsın.

And 'prostitution' instead of 'prosecution'