Turkish-English translations for tane:

piece · pair · grain · copy · bean · berry · kernel · bead · corn · item · seed · other translations

tane piece

Her şeyden bir tane var bu evde.

Everything is one piece in this house.

Bir tane kağıt, bir tane kalem, dört tane de bira lazım,

I need piece of paper, I need a pen, I need four more beers,

Bu tehlikeli, o yüzden bir tane taşıyorum.

It's dangerous, you know, so I carry a piece.

Click to see more example sentences
tane pair

Marshall pantolonunu unutmuş, ben de ona yeni bir tane getirdim.

Marshall forgot his pants, so I'm bringing him a new pair.

Evet, bir tane daha lazım.

Yeah, now I need another pair.

Tek bir tane, J.D., duygusal davrandığım için kusura bakma.

It's just one pair, J.D. Excuse me for being sentimental.

Click to see more example sentences
tane grain

Ve bu tür gibi bir istiridye bir inci yapar bir kum tanesi dışında.

And, um it's kind of like an oyster makes a pearl out of a grain of sand.

Senin gibi, bir kum tanesi gibi

Like you, like a grain of sand

Her vadiyi, her kum tanesini her tepeyi seviyorum

I love each valley, each grain of sand, each hill

Click to see more example sentences
tane copy

İsa aşkına, bir tane renkli kopya alabilir miyim?

Jesus Christ, can I just get one color copy?

Ah, sana bir tane veririm.

Ah, I'll get you a copy.

Daha bugün iki tane "Star Parade" teslim ettim.

Today I delivered two copies of Star Parade magazine.

Click to see more example sentences
tane bean

Bir torba un, bir tane bezelye ve kahve. dört kutu fişek, tütün ve tabaka

A sack of flour, one of beans and one of coffee. Four boxes of cartridges, tobacco and papers.

Morley sigaraları, bir şişe Haiti romu ve. .üç tane çok nadir görülen mavi Haiti kahve çekirdekleri.

Morley cigarettes, bottle of Haitian rum and three extremely rare Haitian Bleu coffee beans.

Kızarmış lor taneleri ve soya sosu Japon adetleridir, Kore değil.

Using fried bean curd and soy sauce is a Japanese tradition, not Korean.

Click to see more example sentences
tane berry

Bir kaç tane çilek buldum.

I found some berries.

Tanelerinin hoş bir tadı var.

The berries have a sweet flavor.

Tekil kullandım, çünkü yalnızca bir tane cevizin var.

I made it singular 'cause you only have one man-berry.

tane kernel

Bu mısır patlağı tanesi Virginia'nın göğüs arasına kaçmıştı.

This kernel of popcorn fell down Virginia's cleavage.

Gördün mü, on tane.

Did you see ten kernels.

tane bead

Olmaz, sadece bir tane boncuğum var.

I can't, I only have one bead.

Bunlar ufak ve ucuz boncuk taneleri.

They're just cheap little beads.

tane corn

İki tane mısırlı geliyor.

Two corn dogs coming up.

tane item

Her şeyden bir tane.

One item of everything.

tane seed

Chuck, ana vagonlardan kaç tanesi sağlam?

Chuck, how many 'seed wagon's are okay?