Turkish-English translations for tartışma:

discussing, discussion · argumentation, argument · debate · arguing · controversy · dispute, disputation · conflict · quarrel · altercation · disagreement · deliberate · contention · bickering, bicker · other translations

tartışma discussing, discussion

Bu konuda büyük bir tartışma yapmak istemiyorum, sadece senin için doğru yer değil

I don't wanna get into a big discussion about it. It's just not right for you.

Kurt, Albert ve ben bir keresinde bir Princeton futbol maçında bu tartışmayı yapmıştık.

Kurt and Albert and I got into this discussion once at a Princeton football game.

Bu tartışmaya sonra devam ederiz,

We'll continue this discussion later

Click to see more example sentences
tartışma argumentation, argument

Lee'nin hizmetçi kavga tanık lp Man ve Lee arasında hararetli tartışma dün gece

Lee's servant witnessed a fight and heated argument between lp Man and Lee last night

Bu sabah bir tartışma yaptık.

We had an argument this morning.

O gerçek bir tartışma değildi.

It wasn't really an argument.

Click to see more example sentences
tartışma debate

Hava çok soğuk ve bu tartışmaya şu an devam etmek için bana göre çok inatçısın.

It's too cold and you're too stubborn for me to continue this debate right now.

Bu tartışmaya ekleyeceğin bir şey var mı?

Do you have anything to add to this debate?

Şimdi, kim bir tartışma izlemek için hazır?

Now, who's ready to watch a debate?

Click to see more example sentences
tartışma arguing

Bak, şu an benimle tartışma tamam mı?

Look, just don't argue with me right now, okay?

Bu konuda tartışmanın bir anlamı yok.

There's no point arguing about it.

Daha fazla tartışma yok.

Hey, no more arguing.

Click to see more example sentences
tartışma controversy

Ve bu renkli bakış açısı kesinlikle tartışma konusudur.

And that colored angle in it, it's absolutely controversial.

Biliyorsun, sen ne zaman "tartışma"desen. ben her zaman" dikkat" duyuyorum

You know, when you say controversy, I always hear attention.

Andrew Vaughn, tartışmalara yol açan ve kutuplaşmış tarikat simgesinin öldüğü açıklandı.

Andrew Vaughn, the controversial and polarizing religious figure has been pronounced dead.

Click to see more example sentences
tartışma dispute, disputation

Gatsby bir tür tartışmayı halletmek için ortadan kayboldu.

Gatsby disappeared to deal with the dispute of some sort.

Bu konu bariz, bilimsel bir tartışma yok.

There's no significant scientific dispute about that.

Sağ ol Daniel ama buraya bir şey tartışmaya gelmedim.

Thank you, Daniel, but I'm not here to dispute anything.

Click to see more example sentences
tartışma conflict

Tartışma çözüldü, kriz önlendi.

Conflict resolved, crisis averted.

Wardeh'teki basit bir tartışma mezhepsel çatışmaya dönüştü.

A simple altercation in Wardeh degenerate into sectarian conflict

Fakat sizi temin ederim ki, zorluklar ortaya çıkacak çatışmalar ortaya çıkacak ve tartışma ortaya çıkacak.

But I can assure you that challenges will arise, conflicts will arise, and controversy will arise.

tartışma quarrel

'Eğer sadece bu doğru olsaydı, Hiç bir zaman. .' '..yanlış anlaşılmalar, ya da tartışmalar veya çiftler arasında boşanmalar olmazdı.'

'If that was only true, then there would've never been..' '..any misunderstandings, or quarrels or divorces between couples.'

Bir tartışma yaşandı mı?

Was there a quarrel?

Sayın Yargıç, iddia makamı bir tartışma olduğunu varsayıyor.

Your Honour, the prosecution is assuming a quarrel.

tartışma altercation

Barlow ile dün Her neyse, biz Deveraux bir tartışma olduğunu biliyorum.

Anyway, we know that Deveraux had an altercation with Barlow yesterday.

Wardeh'teki basit bir tartışma mezhepsel çatışmaya dönüştü.

A simple altercation in Wardeh degenerate into sectarian conflict

Sabah, Shiri ve Angel koridorda bir tartışma yaşadılar.

Earlier, Shiri and Angel had an altercation in the hallway.

tartışma disagreement

Anlaşmazlık demek istiyorsunuz, bir tartışma.

A disagreement, you mean, an argument.

Anlaşmazlık tartışma mı?

A disagreement or argument?

tartışma deliberate

Şüphe ve tartışmalar sona erdi.

Doubts and deliberations are ended.

tartışma contention

Bu bizim tartışma konumuz, Sayın Yargıç.

That is our contention, Your Honor.

tartışma bickering, bicker

Beyler, lütfen tartışmayı kesin.

Gentlemen, please stop this bickering!