tasarlanmış

Ama ben, oğlanlar ve kızlar için ayrı odalar tasarladım

But I have designed separate rooms for boys and girls

Sana bir tek şey öğretmek için tasarlanmış başka bir eğitim programı.

It's another training program designed to teach you one thing:

Sharon Stone ve Jennifer Lawrence için de tasarlandı.

He's designed for Sharon Stone, for Jennifer Lawrence.

Hayır, çünkü o sadece bir amaç için tasarlanmıştır.

No, because that's designed only for one purpose.

Bu büyük numara her ne ise uzun bir süre önce tasarlanmış.

Whatever this grand trick is, it was designed a long time ago.

Tek şey için tasarlanmış bir ölüm makinesi.

A killing machine designed for one thing.

Bu bir nişan yüzüğü tasarımı. Ben tasarladım, ve inşa bile ettim!

That is a drawing of an engagement ring, which I designed and even built.

Bu ekipman farklı bir çağ için tasarlanmış.

This equipment was designed for a different era.

Bu bir problem, aklını geliştirmek için tasarlanan çok basit bir aritmetik problemi.

This is a problem, quite a simple problem in arithmetic designed to develop your mind.

Geminin orijinal sistemi daha kısa bir görev için tasarlanmıştı, doğru mu?

Well, the ship's original system was designed for a shorter mission, right?