Turkish-English translations for tehlikeli:

danger, dangerous · mean · hazardous · serious · grave · risky · perilous · treacherous · threatening · vicious · unsafe · desperate · adventurous · harmful · fearful · precarious · critical · fatal · nasty · unhealthy · breakneck · pernicious · speculative · wicked · hostile · other translations

tehlikeli danger, dangerous

Ama bu benim için yeni değil ve bence bu şey çok tehlikeli olabilir.

But it isn't new to me, and I think this thing could be very dangerous.

Dışarıda çok tehlikeli bir dünya var.

It's a dangerous, dangerous world out there.

Frank, çok tehlikeli bir adam

Frank is a very dangerous man.

Click to see more example sentences
tehlikeli mean

Bunun anlamı, bunun, çok fazla tehlikeli olacağı. Sadece senin için değil, arkadaşların için de.

It means going will be very, very dangerous, not just for you, but for your friends.

Diyorum ki, bu aptalca ve tehlikeli.

I mean, it's stupid and dangerous.

Tehlikeli ile ne demek istiyorsun?

What do you mean, dangerous?

Click to see more example sentences
tehlikeli hazardous

Polis toksik kimyevi ya da biyolojik bir tehlikeden şüpheleniyor.

The police suspect either a toxic chemical, or a biological hazard.

Bu bir mesleki tehlike.

It's an occupational hazard.

Kırsal bölgelerde hava soğuk ve bir sürü bilinmeyen radyasyon tehlikesi var.

The countryside is cold and full of unknown radiation hazards.

Click to see more example sentences
tehlikeli serious

Bu adam gerçekten ciddi ve gerçekten tehlikeli.

Don't, this guy is serious and he's really dangerous.

Yangın gemi için çok ciddi bir tehlike.

A fire is a serious threat to the ship.

Bu çok ciddi bir tehlike.

It's a serious risk.

Click to see more example sentences
tehlikeli grave

O zaman bu, benim için büyük bir tehlike demek çünkü ben de az orospu sayılmam.

Then that means I'm in grave danger because I am a bit of a whore.

Bayan Wilson Miami sakini bir yurttaş ve büyük tehlike altında olabilir.

Miss Wilson is a citizen of Miami and may be in grave danger.

Kraliçe Elsa bir canavar ve hepimiz büyük bir tehlike içindeyiz.

Queen Elsa is a monster, and we are all in grave danger.

Click to see more example sentences
tehlikeli risky

Ama lütfen beni dinle, bu çok tehlikeli.

But please listen to me, it is very risky.

Evet, kocan gerçekten olağanüstü bir polisti ama bazen bu tehlikeli olabiliyor.

Yes, your husband was really exceptional police officer but sometimes it is too risky.

Tehlikeli bir bu.

It's a risky business.

Click to see more example sentences
tehlikeli perilous

Yakışıksız ve tehlikeli biçimde cüretkar bir şey, biliyorum, ve yanlış, çok yanlış, ama

I know it's socially inappropriate, perilously presumptive, and wrong, wrong, wrong, but

Watson, Bayan St. Clair çok güçlü iradeli bir kadındır, onu redderek kendini tehlikeye atıyorsun.

Watson, Mrs. St. Clair is a very strong willed woman, you refuse her at your peril.

Zaman yok. Çok tehlikeli bir virüs Mumbai'ya yayıldı.

In no time, a perilous virus has taken over Mumbai.

Click to see more example sentences
tehlikeli treacherous

Gece oldu Elizabeth, yolculuk çok tehlikeli olur!

It's night, Elizabeth, the journey is too treacherous!

Sen çok tehlikeli bir kadınsın.

You're a treacherous kind of woman.

Bu yolculuk tehlikeli olabilir.

This journey may be treacherous.

Click to see more example sentences
tehlikeli threatening

SOnra bizi tehdit etti adam Tehlikeli olabilir yani

Then he threatened us. I think he might be dangerous.

Bizi tehdit etti ve oldukça tehlikeli.

He's threatened us, and he's dangerous.

Bence Madam Arika gibi güçlü ve ihtişamlı bir kadın senin için tehlikelidir.

I think a strong, regal woman like Madam Arika, I think she threatens you.

Click to see more example sentences
tehlikeli vicious

Ben tehlikeli, kalpsiz bir canavarım sen de bu yüzden Mikael'ı beni öldürmek için çağırdın.

Yes! I am a vicious, heartless monster, and so you summoned Mikael to kill me.

Çok tehlikeli bir çete bu.

This is a vicious gang.

O ahlaksız ve tehlikeli bir kadın.

She's a vicious, dangerous woman.

Click to see more example sentences
tehlikeli unsafe

Evet, tüm bu fikrin çocukça ve sağlıksız hatta tehlikeli bile olduğunu düşünmeye başladım.

Yeah, I'm starting to think that whole idea was childish and unsanitary and maybe even unsafe.

Bu çok tehlikeli, ahbap.

This is really unsafe, dude.

İçindekiler çocuklar için tehlikeli olabilir.

Contents may be unsafe for children.

Click to see more example sentences
tehlikeli desperate

Şimdi çaresiz, ki bu onu daha da tehlikeli yapıyor.

Now he's desperate which makes him more dangerous.

Ümitsiz bir adamdan daha tehlikeli bir şey yoktur.

There's nothing more dangerous than a desperate man.

Her ne ise, o umutsuz, bu da onu tehlikeli yapar.

Whatever it is, she's desperate, which makes her dangerous.

Click to see more example sentences
tehlikeli adventurous

Macera, romantizm, tehlike bir çift olarak paylaşabileceğiniz aktiviteler.

Adventure, romance, danger activities you can share as a couple.

Heyecan, macera, her köşede gizlenen tehlike

Excitement, adventure, danger lurking around every corner

Heyecan, Macera, Tehlike Her köşede bir pusu

Excitement, adventure, danger lurking around every corner

Click to see more example sentences
tehlikeli harmful

Bunlar Tokugawa'ya zarar verecek üç tehlikeli isyankardır.

These three are dangerous rebels who will harm Tokugawa.

Ne çeşit bir baba, kızını böyle tehlikeli bir durumun içine sokar, Alan?

What kind of father sends his daughter into harm's way like that, Alan?

Bunlar Tokugawa'ya zarar verecek üç tehlikeli isyankârdır.

These three are dangerous rebels who will harm Togugawa.

Click to see more example sentences
tehlikeli fearful

Korku ve tehlike.

Fear and danger.

Korkarım en az Ultron kadar tehlikeli ama, ondanda kötü bir şey geliyor.

I fear that as dangerous as Ultron was, something worse is coming.

Ama görünüşe göre, sandığımdan çok daha tehlikeli biriymiş.

But apparently, he was far more dangerous than I feared.

Click to see more example sentences
tehlikeli precarious

Bu tehlikeli yer Kenya'nin en genis kolonisinin evidir: Ruppell grifon akbabalari.

This precarious location is home to Kenya's largest nesting colony of Ruppell's griffon vultures.

Beyler, çok tehlikeli bir durum içindeyiz.

Gentlemen, we are in a precarious position.

Bu hamilelik çok tehlikeli.

This pregnancy is precarious.

Click to see more example sentences
tehlikeli critical

Jedi generalin tehlikeli taktiklerine rağmen, Yüzbaşı Rex'in mangası kritik hava üssünü başarıyla ele geçirdi.

Despite the Jedi general's dangerous tactics, Captain Rex's squad successfully captures a critical airbase.

Lakin Fujikaze Yukie en tehlikeli rolü oynar.

But Fujikaze Yukie plays the most critical role.

Walker tehlikeli bile değil!

Walker's not even critical!

tehlikeli fatal

Bu Çok tehlikeli, çok nadir ve çoğu vakada ölümcüldür.

Well, it's very dangerous very rare, and fatal in most cases.

Son derece tehlikeli ve ölümcül.

It is extremely dangerous and fatal.

tehlikeli nasty

Eğer bu şey onları yakalamışsa, o zaman o zaman bu bir tehlikeli böcek kişi.

If that thing took them all out, then then that is one nasty bug person.

Evet, tehlikeli meretler.

Yeah! Nasty buggers.

tehlikeli unhealthy

Bazı uzmanlara göre silikon meme implantları tehlikeli, sağlıksız ve aşağılayıcı.

Some experts say silicone breast implants are dangerous, unhealthy and degrading to women,

Bu çok zararlı ve tehlikeli olurdu.

It was unhealthy, and dangerous.

tehlikeli breakneck

Ve bu da Tehlikeli bataklıktandı.

And it was from Breakneck Bog.

Biz Tehlikeli Bataklığa gideceğiz.

We're going to Breakneck Bog.

tehlikeli pernicious

Beyler, bu tehlikeli eşya, hayalet gömleği olarak bilinir.

This pernicious item, gentlemen, is known as a ghost shirt.

tehlikeli speculative

Bu tehlikeli bir varsayım.

That's a dangerous speculation.

tehlikeli wicked

Muzip ve tehlikeli.

Wicked and dangerous.

tehlikeli hostile

New York tehlikeli ve düşmanca bir yer olabilir.

New York City can be a real dangerous, hostile place.