tek

Ve bu yüzden, genç ve çılgınca bir şey yapmak istedim, bunu yapmak istediğim tek kişi de sensin.

And so I wanted to do something young and crazy. And you're the only one I wanted to do it with.

Evet ama şu an bildiğim tek şey bu.

Yeah, but that's all I know right now.

Tek çıkış yolu bu. Ve sen bana yardım edeceksin.

This is the only way out, and you're gonna help me.

Senin için söylediğim her şey, şimdi de benim için, tek bir şeyi yapacaksın.

Everything I did for you, and now for me, you are going to do one thing.

Sen sadece ama sadece tek bir şey için geldin.

You come back for one thing and one thing only.

Bu çok ilginç bir hikaye, gelecekten gelen çocuk ama mantıklı olmayan tek bir şey var.

It's a very interesting story, future boy but there's one thing that doesn't make sense.

Üzgünüm ama yine de benim için tek değilsin.

I'm sorry. But you're still not the one for me.

Peki, belki de sizin için büyük bir anlaşma değil, ama o benim tek kardeşim, biz asla onu ziyaret gitmek.

Well, maybe it's not a big deal to you, but she's my only sister, and we never go visit her.

Demek istediğim, evet, tek bir şey, ama büyük bir şey.

I mean, yes, it's one thing, but it's a big thing.

Sen de çok iyi biliyorsun ki canım, beni mutlu edecek bir tek şey vardı.

Darling, you know good and well there's only one thing that was gonna make me happy.