Turkish-English translations for teklif:

offering, offered, offer · proposed, proposal · asking · proposition · bid · suggestion · proffer · motion · advance · overture · other translations

teklif offering, offered, offer

Teklif için teşekkür ederim ama Arthur öldü ve bu konuda yapabileceğim bir şey yok.

Oh, I appreciate the offer, but Arthur is gone and there's nothing I can do about it.

Çok daha iyi bir teklif aldım.

I just got a better offer.

Bunun için hâlâ büyük para teklif ediyorlar.

People still offer them big money for it.

Click to see more example sentences
teklif proposed, proposal

Annen bize uygun bir düğün istediğinden beri sen uygun bir yüzüğü ve uygun bir teklifi hak ediyorsun.

Since mama wants to give us a proper wedding, you deserve a proper ring and a proper proposal.

Ayrıca, Jim, bu bir teklif değil.

And, Jim, this is not a proposal.

Sevgilim, bana teklif yaptın Ben de kabul ettim

But, darling, you proposed to me, and I've accepted you.

Click to see more example sentences
teklif asking

Şimdi yakışıklı ve zengin bir adam bana evlenme teklif etti ve ben evet dedim.

And now a rich and handsome man has asked me to marry him, and I have said yes.

Evet Çünkü o ona çıkma teklif etti.

Yeah. Because he actually asked her out.

Dün gece teklif etti.

He asked me last night.

Click to see more example sentences
teklif proposition

Benim için bir teklifi var mı? Senin var mı?

So does he have a proposition for me, or do you?

Sana bir teklifim var, ama sadece bir teklif.

I've got one proposition for you, but only one.

Bu bir teklif mi?

Is this a proposition?

Click to see more example sentences
teklif bid

Tanrım o çirkin ve ona bu sabah teklifte bulundum.

God, she's ugly, and I gave her a bid this morning.

Belki birisi senden daha yüksek teklif verir.

'Maybe someone will bid higher than you.'

Evet aptal teklifi kabul etti.

Yes, she accepted the stupid bid.

Click to see more example sentences
teklif suggestion

Charles, kendisi ve York'lu Margaret arasında bir evlilik teklif etti.

Charles has suggested a marriage between himself and Margaret of York.

Hayır, daha çok bir teklif.

No. It's more like a suggestion.

Onu ben teklif ettim, çünkü bir gün zorunda kalacaksın

I suggested it, because some day you'll have to

Click to see more example sentences
teklif proffer

Özel bir teklif olarak Phelps Sırt için bir kemer hediye eder

As a special offer, Phelps will proffer A free belt in the back

Ben de teklifi hazırlarım.

I'll make the proffer.

teklif motion

Tüm kalbimle Marcus Tullius Cicero tarafından sunulan teklifi destekliyorum.

I heartily commend the motion proposed by Marcus Tullius Cicero.

O teklif garantiydi ve ona ihtiyacımız var.

That motion's a slam dunk, and we need it.

teklif advance

Evet, ve şimdiden özür dilerim ama bu akşam için senin partinden daha iyi bir teklif var.

Yeah, and, uh, I'm sorry in advance, but I have a better offer than your party tonight.

Teklif ettikleri avans, her zaman olduğu gibi, yetersiz.

The advance that they offered was, as usual, inadequate.

teklif overture

Bir teklif, Charles.

An overture, Charles.