Turkish-English translations for temel:

basics, basic · fundament, fundamental · base, based · foundation · basis · essential · first · ground, grounding · cornerstone · main · primary · principal · elementary · working · baseline · master · primitives · core · elemental · root · rudimentary · substructure · pedestal · other translations

temel basics, basic

Bir de su kolonu var. Temel yaşam desteği için. Özel kasa için mi?

There's another one for water for basic life support. What, for a private vault?

Benim daha temel bir şeye ihtiyacım var.

I need something a little more basic.

Hala temel insan haklarım var.

I still have basic human rights.

Click to see more example sentences
temel fundament, fundamental

Bu insan beyni hakkındaki temel şey gibi bir şey, ama kimse bunu bilmiyor ve kimse bunun hakkında konuşmuyor.

It's like this fundamental thing about the human brain, but no one knows about it and no one talks about it.

Ama daha temel bir sorun var.

There's a more fundamental problem.

Benim hakkımda bazı şeyler değişti, ama temelde ben

Some things have changed about me, but fundamentally I'm

Click to see more example sentences
temel base, based

Gerçek evren için bir temel var mı?

Is there a base for the real universe?

Belki temeli içgüdü gibi basit bir şeydir.

Maybe it's based on something as simple as instinct.

Bu temel bir model.

It's only a base model.

Click to see more example sentences
temel foundation

Şey, bu bir ilişki için harika bir temel sence de öyle değil mi?

Well, that's a great foundation for a relationship, don't you think?

Bunun gibi bir enkaz harika bir temel sağlıyor.

A wreck like this provides an excellent foundation.

Hayır, hayır, hayır, Bay Gardner, temel dayanaklara itiraz edemezsiniz çünkü ortada bir dayanak var.

No, no, no, Mr. Gardner, you're not objecting on foundational grounds because there is a foundation.

Click to see more example sentences
temel basis

Efendim, o, etkin bir performans için uygun bir temel olamaz.

Sir, that is not an appropriate basis for an effective performance.

Ya da belki bu efsanenin temeli olan bir Ardra vardı.

Or maybe there was an Ardra who is the basis for this mythology.

Bu görüşme için iyi bir temel mi?

Is that a good basis for discussion?

Click to see more example sentences
temel essential

Hava kuvvetleri temel radyo parçaları çaldım ve onları kara borsada sattım.

I stole essential Air Force radio parts and sold them on the black market.

Bu temelde, dünyanın ilk gerçek gizli topluluğuydu.

This was essentially the world's first truly secret society.

Ama buradaki anahtar faktör şu ki, bunlar temelde sadece mortgage kredileri.

But the key factor here is these are essentially just mortgages.

Click to see more example sentences
temel first

İlk olarak bazı temel kurallar.

First, some ground rules.

Bu temelde, dünyanın ilk gerçek gizli topluluğuydu.

This was essentially the world's first truly secret society.

Sadece temel ilk yardım.

Just basic first aid.

Click to see more example sentences
temel ground, grounding

İlk olarak bazı temel kurallar.

First, some ground rules.

İşte bazı temel kurallar, Tamam?

Here are some ground rules, okay?

Temel kural, geçen sefer olduğu gibi.

Ground rules, same as last time.

Click to see more example sentences
temel cornerstone

Besin değeri yüksek bir kahvaltının temel taşı.

Hamburgers! The cornerstone of any nutritious breakfast.

Bu, demokrasinin temel taşıdır.

That's the cornerstone of democracy.

O vücut benim evliliğimin temel taşı.

That body's the cornerstone of my marriage.

Click to see more example sentences
temel main

Temel endişem bu benim.

That's my main concern.

Aradaki temel fark bu.

That's the main difference.

Onun temel amacı para kazanmak, terörizm değil.

His main agenda is making money, not terrorism.

Click to see more example sentences
temel primary

Üç temel renk. Mavi, sarı ve kırmızı.

The three primary colours, blue, yellow and red.

Temel uçuş sistemleri devre dışı.

Primary flight systems offline.

Temel araştırma, negatif.

Primary search negative.

Click to see more example sentences
temel principal

Ben Dr. Adrian Helmsley Temel bilimsel danışmanı eski cumhurbaşkanın.

I am Dr. Adrian Helmsley principal scientific advisor former president

Temel Hareket Coulson.

Acting Principal Coulson.

Temel Victoria diyeti ile

The Victoria principal diet.

Click to see more example sentences
temel elementary

Temel noktalar, sevgili Watson.

Elementary, my dear Watson.

Tekrar temelden Bayan Watson.

Elementary again, Mrs. Watson.

Bu temel bir dokunma iletimi, biraz kitap oku, olur mu?

It's just elementary haptic comunnication just read a book, would you?

Click to see more example sentences
temel working

Çünkü güvenli bir makine güvenli bir çalışma için temel şarttır.

Because a safe machine is the basic condition to safe working.

Kompost şu şekilde çalışıyor: temel olarak iki şeye ihtiyacınız var.

That' the way compost works: basically you need two things.

Dr John Polkinghorne kuarklar üzerine yaptığı öncü temel atom altı parçacıklar üzerine bir çalışmadır.

Dr. John Polkinghorne did pioneering work on the quark, a fundamental subatomic particle.

Click to see more example sentences
temel baseline

Yine de temel için bize özgün bir doku örneği lazım.

But we still need an original tissue sample for a baseline.

Bir poligraf, tam bir temel okuma gerektirir.

DUNCAN: A polygraph requires an accurate baseline reading.

temel master

Çünkü bizler onların efendileri değiliz, hatta en garip aşırılıklar bile saflığın temel kuralından çıkarılacak.

Because we're not their masters, even the most bizarre manias derive from a basic principle of refinement

Tardis temel kodları şu anda transfer ediliyor.

Master! TARDlS basecode now being transferred.

temel primitives

Ama temel bir şeyin deneyimi o ilkel şeyi uyandırabilir.

But an experience of something basic can awaken that primitive thing.

Yoldaşlar, subaylar ve denizciler, unutmayın, Amerikan propagandası her zaman sizin en temel ilkel içgüdülerinizle oynayacaktır.

Comrades, officers and sailors, remember, the American propaganda will always try to play on your baser primitive instincts.

temel core

Ne? küçümsemenin nedenini yok etmektir, temel faktör her zaman bu.

What? core of self-contempt that is always a principal factor.

Temel seyirci kitlen bunu bekler.

Your core audience justexpects it.

temel elemental

Dünyadaki hayatı sağlayan, dört temel element, başka bir şey değil.

The four basic elements of life on Earth, nothing else.

İlk dört tanesi, bilimin dört temel elementidir:

The first four are the fundamental elements of science.

temel root

Lavanta, istiridye biberiye, çikolata ve senin temel bazik kök bileşimin.

Lavender, oysters, rosemary and chocolate and your basic caris-root compound.

El Kaide ve Al-Shabab'ın da Somali'de güçlü temelleri bulunmakta.

Both Al Qaeda and Al-Shabab have strong roots in Somalia.

temel rudimentary

Zoe bir tür temel benzetim yazılımını falan hackledi?

Did Zoe hack some kind of rudimentary emulation software or something?

temel substructure

Harriman binası.Temeli su bastı.

The whole substructure was flooded.

temel pedestal

Ve bu temel üzerinde kelimeler belirir

And on the pedestal these words appear