tomarı

Bir tomar para kazan.

Win a bunch of money.

Bir kaç yıl önce Suriye yakınlarında elindeki tomarları açığa çıkardı.

A few years ago, he uncovered some scrolls near the Syrian border.

Bu gece yarışlara git, Dan ve kendine bir tomar para kazan.

You just go to the races tonight, Dan, and win yourself a bundle.

Ama Koç da bana bir tomar kaybetti.

But the Coach just lost a bundle to me.

Senin için bize bir tomar verecekler.

They'll give us a bundle for you.

Bu sabah biri seni bir tomar para ile görmüş.

Someone saw you with a wad of cash this morning.

Ayrıca, sana bir tomar paraya mal olmuştur.

Besides, this must've cost you a bundle.

Bu gece bir tomar elde ettik, Bay Jerome.

We took in a bundle tonight, Mr. Jerome.

Sen yeni bir alıyorsun, hastane bir tomar nakit alıyor.

You get a new job, hospital gets a nice wad of cash.

Burada bir sürü hafıza tomarı var.

There's a file of memory coils here.