Turkish-English translations for tuhaf:

weird · strange · odd · funny · bizarre · awkward · peculiar · unusual · curious · queer · eccentric · freak · quaint · ridicule, ridiculous · wacky · quirky · mention · rich · cranky · erratic · exotic · freakish · unnatural · whimsical · flaky · funny peculiar · other translations

tuhaf weird

Senin için tuhaf bir durum olduğunu biliyorum ama hayatımı kurtardın ve sana borçluyum, tamam mı?

I know this has been weird for you, but you saved my life and I owe you one, okay?

Bu durum tıpkı senin gibi çok tuhaf ve esrarengiz.

It's very weird and it's very strange, just like you.

Tuhaf bir ses var.

There is a weird sound.

Click to see more example sentences
tuhaf strange

Kulağa tuhaf geliyor biliyorum ama şimdi bu önemli değil. Bana söz ver.

I know it sounds strange, but that's not what's important right now, so promise me.

Bu tuhaf bir dünya.

It's a strange world.

Bu biraz tuhaf sanki, sence değil mi?

Well, that's kind of strange, don't you think?

Click to see more example sentences
tuhaf odd

Ama daha önce aramadın ve bu başlamak için tuhaf bir zaman gibi.

But you never have before, and it seems like a really odd time to start.

Ama tuhaf bir şey oldu.

But an odd thing happened.

Tuhaf bir şey vardı.

There was something odd.

Click to see more example sentences
tuhaf funny

Biliyor musun, bu sabah çok tuhaf bir şey oldu.

You know, a funny thing happened this morning.

Tuhaf bir düşünce, değil mi?

That's a funny thought, isn't it?

Tuhaf, ben öyle bir şey duymadım.

Funny, I didn't hear nothing.

Click to see more example sentences
tuhaf bizarre

Ve bu da, benim tuhaf görünüşlü küçük dostum, karnavalın haritası.

And this, my bizarre looking little friend, is a map to the carnival.

Hayat çok tuhaf, değil mi?

Life is so bizarre, isn't it?

Bu dava Dade County tarihindeki en uzun ve en tuhaf dava oldu.

This was the longest and most bizarre trial in Dade County history.

Click to see more example sentences
tuhaf awkward

Bu gerçekten tuhaf, değil mi?

This is really awkward, isn't it?

Ne harika ve ne tuhaf bir fikir.

What an excellent and awkward idea.

Bu biraz tuhaf, öyle değil mi?

That is awkward, isn't it.

Click to see more example sentences
tuhaf peculiar

Tuhaf bir şey oldu, o adam cüzdanımı çaldığında tuhaf bir şey oldu.

Something peculiar, something strange happened when he stole my purse

Bu söylemek için tuhaf bir şey.

That's a peculiar thing to say.

Nasıl birisi? Çok iyi bir savaş muhabiridir. ama sanırım çok fazla ölüm, kan ve korku görmek onu biraz tuhaf yapmış.

What's he like? he's a very good war correspondent but I think seeing so much death and blood and horror has made him a little peculiar.

Click to see more example sentences
tuhaf unusual

Bu çok olağan dışı ve bir hayli tuhaf bir rica ama çok tuhaf bir durumdayız.

This is out of the ordinary and a highly unusual request, but this is a highly unusual situation.

Biraz tuhaf bir isim değil mi?

A bit of an unusual name, right?

Oldukça tuhaf ama çok önemli.

Quite unusual but very important

Click to see more example sentences
tuhaf curious

Burası buluşmak için tuhaf bir yer.

This is a curious place to meet.

Çok tuhaf bir dünya.

A very curious world.

Lisan tuhaf bir şey değil mi?

Isn't language a curious thing?

Click to see more example sentences
tuhaf queer

Evet, ben de tuhaf olduğunu düşündüm.

Yes, I thought it was queer too.

Bu çok tuhaf anne.

This is so queer, mom.

Tuhaf bir şeyler mi oluyor?

Is something queer going on?

Click to see more example sentences
tuhaf eccentric

Hayır, tuhaf bir milyoner olduğum için bu işi yapıyorum!

Nah, I'm doing this because I'm an eccentric millionaire

Benim annemdi ama aynı zamanda çok tuhaf biriydi.

She was my mother but also very eccentric.

Sadece tuhaf, ama zararsız görünüyordu.

He just seemed eccentric, but harmless.

Click to see more example sentences
tuhaf freak

O tuhaf bir kazaydı!

He was a freak accident!

Tuhaf bir uzaylı gibi görünüyor.

She looks like a freaking alien.

Ama ben ucube ya da tuhaf biri değilim.

Not that I'm a freak or a weirdo.

Click to see more example sentences
tuhaf quaint

Kulağa tuhaf geldiğini biliyorum ama ben evliliğe inanıyorum.

I know it sounds quaint, but I believe in marriage.

Ne tuhaf bir fikir.

What a quaint idea.

Yarısı yenmiş ekmeği paylaşmak tuhaf bir Fransız geleneğidir.

It's a quaint French custom sharing half-eaten bread.

Click to see more example sentences
tuhaf ridicule, ridiculous

Ne tuhaf bir kadın!

What a ridiculous woman!

Tuhaf bir adı var ve çirkin.

He's ugly and has a ridiculous name!

Evet, benim gibi yaşIı bir bayan için, çok tuhaf.

Yes, it's ridiculous for an old lady like me.

Click to see more example sentences
tuhaf wacky

Niye, sen, o tuhaf yaşlı adamla değil misin?

Why, aren't you with that wacky old man?

Ne kadar da tuhaf oysa, yaşlı adam, sana saygı duyar.

However wacky he is, the old man respects you.

Haydi onu duyalım Lisa Simpson ve tuhaf saksafonu.

Let's hear it for Lisa Simpson and her wacky sax.

Click to see more example sentences
tuhaf quirky

Ertesi gün Miriam,.. Avrupalı tuhaf bir yönetmenle bir toplantı düzenledi.

The next day Miriam arranged a meeting with a quirky European movie producer.

Brick çok tuhaf bir çocuk hatta belki de klinik bir vaka.

Brick is a very quirky child Maybe clinically quirky, even.

Tuhaf kader yardım edemez.

Can't help a quirky destiny.

Click to see more example sentences
tuhaf mention

Çok tuhaf ama, annem bana bundan hiç bahsetmedi.

Strange, mother never mentioned it to me.

Tuhaf, bundan hiç bahsetmedi.

Strange, he never mentioned it.

Tuhaf, senden hiç bahsetmedi.

Funny, he's never mentioned you.

tuhaf rich

Tuhaf evet Tuhaf ve çok zengin

Odd, yes. Very odd and very rich.

Seyahat eden zengin insanlar, göçmenler, tuhaf tipler ve biz.

Traveling rich folks, immigrants and strange people, and us

O tuhaf zengin bir adamdı sadece.

He was just some rich weirdo.

tuhaf cranky

Tuhaf mısın sen?

Are you cranky?

Bir Pinky misin tuhaf?

You feel Pinky, cranky?

Bir tuhaf mısın Pinky?

You feel cranky, Pinky?

tuhaf erratic

Şimdi kim "tuhaf ve dengesiz

Who's "erratic and unstable" now,

Nolan tuhaf ve dengesiz davranmaya başladı.

Nolan started acting strange, erratic.

Bay Dominic tuhaf davranışlar sergiliyormuş.

Mr. Dominic is exhibiting erratic behavior.

tuhaf exotic

Tuhaf yiyecekler, uzaylı içkisi Centauri toplantısı için egzotik dansçılar

Strange foods, alien booze, exotic dancers for a Centauri business meeting.

Lou, bu kaplama birtakım tuhaf alaşımlardan oluşmuş.

Lou, this casing's made out of some exotic alloy

tuhaf freakish

Tuhaf bir rastlantı duymak ister misin?

You wanna hear a freakish coincidence?

Tuhaf, sapkın, acayip

Weird, freakish, odd

tuhaf unnatural

Bu çok tuhaf ve doğal değil.

This is so weird and unnatural.

Bunu görmek çok tuhaf ve acı verici.

It's unnatural and painful to see.

tuhaf whimsical

Hayal ürünü, tuhaf bir şey değil derin ve güçlü bir arzu bu.

This is not a fanciful, whimsical thing. It is a deep and powerful desire.

Tuhaf şekilde yaratıcı zaman geçirmek için Leonard Hofstadter'ı arayın.

For a whimsically inventive time, call Leonard Hofstadter.

tuhaf flaky

New York için fazla tuhaf.

It's too flaky for New York.

Tuhaf biri olduğunu düşündüm.

I thought she was flaky.

tuhaf funny peculiar

Ama 'Tuhaf Dokunuş' kürek takımı için komik bir isim.

But 'Peculiar Stroke' is a funny name for a rowing team