tutuyor

Sakla bir yere ve çeneni kapalı tut. Bu ne be?

Just hide it somewhere and keep your mouth shut about it.

Bir dilek tut, Anne.

Make a wish, Mom.

Tut onu, oğlum.

Hold him, boy.

DCI Hunt fiziksel şiddet kullandı ve şimdi de Gil Hollis'i kefaletsiz olarak gözetim altında tutuyor.

DCI Hunt used physical violence and now he's holding Gil Hollis in custody without caution.

Merak etme, dün gece çok güvenilir bir dost gözlerini açık tuttu.

Don't worry, last night a very trustworthy friend kept his eyes open.

Oh evlat. tut bunu.

Oh boy. Hold this.

Aşçı ya da temizlikçi ya da hizmetçi tutmak gibi bir niyetim yok.

I have no intention of hiring a cook or a housekeeper or any other servants.

Tamam, tut onu.

Okay, grab him.

Tut şunu olur mu?

Hold that, will you?

Sıkı tutun, küçük dostum.

Hang tight, little buddy.