uçtu

Ne olduğunu bilmiyorum ama ucunda bir şey var değil mi?

I don't know what it is, but, well, that's something, right?

Beni dinle. Dışarıda bir şey var ve bize doğru uçuyor.

Listen to me, there's something outside and it's flying right at us.

Evet, bir kaya sesi gibi, ama uçan kuş sesi değil.

Yeah, it sounds like a rock, it doesn't sound like a bird.

Bir hafta daha bir hafta daha ve kızım uçup gidecek.

One more week one more week and I'm going to lose my daughter.

Hemen ve onlara söyle gerçek Ejderha Savaşçısı eve dönüyor.

Fly back there and tell them the real Dragon Warrior is coming home.

Ben de bir pilotum, bilirsin, ve bir gün buradan uçup gideceğim.

I'm a pilot, you know, and someday I'm gonna fly away from this place.

Bu uçan bir makine ya da en azından eskiden öyleydi.

It's a flying machine, or at least it used to be.

Uçarken, her şey çok küçük, her şey çok hızlı geçip gidiyor.

Flying around, everything is so small, everything goes by so fast.

Ya da gizli bir ajan, ve uçan bir arabası var ve diğer özel eşyaları.

Or he's a secret agent, and he's got a flying car and a jet pack and stuff.

Bu senin seçimin, değil mi, ama kendini havaya uçurmayı seçtin, değil mi?

It is your choice, right, but you've chosen to blow yourself up, haven't you?