uyarısı

Sonra aniden hiçbir uyarı olmadan atomik kıyamet.

But then, suddenly, without warning atomic holocaust!

Son uyarı, Antoine.

Last warning, Antoine.

Ama görüşme Pavlovitch için hem uyarı hem de bir aşağılanma olarak işe yarayabilir.

But the meeting can serve as both a warning and a humiliation for Pavlovitch.

Bu taşlar büyük vericiler, herkese bir uyarı gönderiyor, her yere, her zaman kuşağına.

These stones are great big transmitters, broadcasting a warning to everyone, everywhere, to every time zone.

en ufak bir uyarı olmadan,

Without the slightest warning,

Goreau'nun çalışması, mercan resiflerinin, küresel ısınma için küresel bir uyarı sistemi olduğunu gösterdi.

Goreau's work showed that the coral reefs were the global warning system for global warming.

Uyarı için teşekkürler kız kardeş.

Thanks for the warning, Sis.

Aniden, bir uyarı bile olmaksızın Olive Snook küçük ancak çok gerçek bir aydınlanma yaşadı.

Suddenly, without warning, Olive Snook had a tiny, yet very real, epiphany.

Bir numaralı güvenlik uyarısı: ona dokunma.

Safety tip number one: don't touch that.

Sainte Marina adasında NATO erken uyarı istasyonuna askeri nedenlerle el koyduk.

We have commandeered the NATO early warning station on the island of Sainte Marina.