Turkish-English translations for uygun:

for · appropriate · good · proper · inappropriate · suitable · fitted, fitting, fit · right · convenient · suited · available · well · likely · okay · matching · seemly · viable · fine · decent · reasonable · fair · eligible · according · comely · qualifying, qualified · lovely · answerable · nice · friendly · affordable · adequate · compatible · free · all right · open · timely · relevant · normal · presentable · acceptable · done · becoming · consistent · accommodating · sufficient · pertinent · apt · opportune · meet · seasonable · agree · happy · toward · worthy · favourable · equal · befitting, befit · correct · applicable · due · commensurate, commensurable · square · tailored · ripe · other translations

uygun for

Sadece bana uygun değil.

It's just not for me.

Hiçbir şey için uygun değiller.

They're not good for anything.

Ama ben güzel şeyler için uygun biri değilim.

I know. But I'm not cut out for beautiful things.

Click to see more example sentences
uygun appropriate

Profesör herşeyi biliyor ve uygun bir çözüm yolu bulmaya çalışıyor.

The professor knows everything and is trying to find the appropriate solution.

Bunu söylemek için uygun bir yer değil.

It's not the appropriate place to tell it

Pekala, bu hiç uygun değil.

Okay, that is not appropriate.

Click to see more example sentences
uygun good

Tamam, tamam. Bu uygun bir zaman değil.

Okay, okay, okay, this is not a good time.

Evet, belki de uygun bir zaman değildir.

Yeah, maybe this isn't a good time.

Şu an çok uygun bir zaman değil.

It's, uh, it's not a good time.

Click to see more example sentences
uygun proper

Yarın senin için uygun bir doğum günü olacak, ama, ben sana bunu vermek istedim.

We'll have a proper birthday for you tomorrow, but I wanted to give you this.

bu sefer uygun bir mesaj bırak, tamam mı?

this time, leave a proper message, okay?

Gelinle damat için en uygun yer, değil mi?

Very proper place for a bride and groom, isn't it?

Click to see more example sentences
uygun inappropriate

Uzun zaman önce sana hiç de uygun olmayan bir şey yaptım. Özür dilerim.

A long time ago I did something very very inappropriate with you, and I'm sorry.

Bu konuda uygunsuz bir şey yok.

There's nothing inappropriate about it.

Bu çok uygunsuz bir şaka, Gary.

It's an inappropriate joke, Gary.

Click to see more example sentences
uygun suitable

Ve o her ne yaptıysa onun için uygun bir ceza bulabileceğine eminim.

And whatever he did, I'm sure you can find a suitable punishment for him.

Daha uygun bir yer yoktur bu insanlar için?

Isn't there a more suitable place for these people?

Bunun çocuklar için uygun olduğuna emin misin?

Are you sure this is suitable for kids?

Click to see more example sentences
uygun fitted, fitting, fit

İyi bir uyum yakalayamadık ve sen Catherine için uygun değilsin.

We're not a good fit, and you're not good for Catherine.

Hayır Ama gerçekten zor uygun hokey eldiven bulmak.

No. But it's really tough to find hockey gloves that fit.

Ben bu şehre ve bu hayata uygun değilim.

I'm not fit for this life or this city.

Click to see more example sentences
uygun right

Şu an gerçekten bizim için uygun bir zaman değil.

This isn't really a good time for us right now.

Başka biri için uygun olduğuna eminim sadece benim için değilsin.

I'm sure you're right for somebody else, just not for me.

Bazı insanlar için bu dünya asla uygun olmayacak.

For some people, this world ain't ever gonna be right.

Click to see more example sentences
uygun convenient

Bu çok uygun bir cevap ve sanırım öyle şanslıyım ki o bunu sizin için doğrulayamıyor.

That's a very convenient answer, and I guess lucky for you that she can't confirm it.

Daha uygun bir zaman var mı?

Is there a more convenient time?

Senin için çok uygun, Katherine.

Yes. Very convenient for you, Katherine.

Click to see more example sentences
uygun suited

Bir karım var ve bu yatak bize düğün hediyesiydi ama bize uygun gelmedi.

I have a wife and the bed was a wedding gift but it doesn't suit us.

Yani bu takım için, Hangi renk kravat uygun olurdu?

So for this suit, what color of tie would it match?

Ve uygun bir elbise al.

And buy a decent suit.

Click to see more example sentences
uygun available

İyi haber bu sabah uygun bir kalp bulunmuş olması.

The good news is, a heart became available this morning.

Aslında ben uygun değilim.

I'm actually not available.

Bu gece uygun değiliz.

We're not available tonight.

Click to see more example sentences
uygun well

Pekala, açıkçası şimdi gerçekten uygun bir zaman değil.

Well, now actually isn't a really good time.

Sonsuza kadar sana uygun mu?

Well, does forever work for you?

Çok uygunsuz bir durum, değil mi?

Well, this is awkward, isn't it?

Click to see more example sentences
uygun likely

Eğer söylemek istediğin bir şey varsa, şimdi uygun bir zaman.

If you have anything you'd like to say, now would be the time.

Ne anlama geldiğini bilmiyorum ama "prezervatif takmak" daha uygun bir cevap gibi.

I don't know what that means but "wear a condom" seems like an appropriate response

Görünüşe göre, her şey plana uygun gidiyor.

Looks like everything is going according to plan.

Click to see more example sentences
uygun okay

Tamam, tamam. Bu uygun bir zaman değil.

Okay, okay, okay, this is not a good time.

Bunun için en uygun yer orası, tamam mı?

That's the best place for it, okay?

Ama herkese uygun değil tamam mı?

It's just not for everyone, okay?

Click to see more example sentences
uygun matching

Bunun için en uygun zaman bir futbol maçı sonrasıdır.

Best time for that's right after a football match.

Bu canavarlar insan ruhu için uygun değiller.

These monsters are no match for the human spirit.

Sen onlara uygun değilsin.

You're no match for them

Click to see more example sentences
uygun seemly

Ne anlama geldiğini bilmiyorum ama "prezervatif takmak" daha uygun bir cevap gibi.

I don't know what that means but "wear a condom" seems like an appropriate response

Ama bu sabah, pencere daha uygun geldi, öyle mi?

But this morning, the window seemed more appropriate, did it?

İnsanlar için daha uygun bir zaman olur gibi.

Seems like it would be more convenient for people.

Click to see more example sentences
uygun viable

Ama bizim gibi insanlar için normal bir ilişki uygun değil.

But a normal relationship isn't viable for people like us.

Ayrıca bu da organlarının nakil için daha uygun olduğu anlamına gelir.

Also means that her organs were more viable for transplant.

Ve uygun bir çıkış stratejisi.

And a viable exit strategy.

Click to see more example sentences
uygun fine

Evet, tamam, bu uygun.

Yes, okay, that's fine.

Bu gece uygun.

Tonight is fine.

Tamam, peki ama sadece ona uygun bir ev bulana kadar.

Okay, fine. But only until we find him a suitable home.

Click to see more example sentences
uygun decent

Fakat sen ona yardım edemezsin. İki saniye bir bak, çünkü kadın uygun değil.

But you can't help it, just because no decent woman look at you for two seconds.

Ve uygun bir elbise al.

And buy a decent suit.

Edith, buralarda uygun bir kravat yok mu?

Edith, haven't you got a decent tie around here?

Click to see more example sentences
uygun reasonable

Bence böylesi daha uygun ve bu benim son teklifim.

I think this is more reasonable, and it's my final offer.

Mükemmel durumda ve çok uygun fiyatta.

Excellent condition and a very reasonable price.

Taze domuz, uygun fiyata!

Fresh pork, reasonable price!

Click to see more example sentences
uygun fair

Uygun bir soru gibi duruyor.

Seems like a fair question.

Yine de uygun değil.

Oh. It's still not fair.

Bu uygun bir fiyat.

That seems a fair price.

Click to see more example sentences
uygun eligible

O, şu anda uygun ama sadece tek yumurta ikizleri katılabiliyor.

That one is available now, but only identical twins are eligible.

Neden şehrin en uygun bekarı ben değilim?

Why am I not the city's eligible bachelor?

Bugünkü Bay Elliot en uygun, en iyi centilmen

The present Mr Elliot is the most eligible gentleman

Click to see more example sentences
uygun according

Görünüşe göre, her şey plana uygun gidiyor.

Looks like everything is going according to plan.

Hayır, her şey plana uygun gidiyor.

No, everything's going according to plan.

Bu talimatlara uygun değil bayan.

It's not according to regulations, lady.

Click to see more example sentences
uygun comely

Daha uygun bir zaman gelecek.

A better time will come.

Ash, gel de bu akşam için uygun bir şeyler seçmeme yardım et.

Ash, please. Come and help me pick out something appropriate for this evening.

Bebek doğduğunda ve uygun bir aile tarafından evlat edinildiğinde eve dönecek.

Once the baby is born and adopted by a suitable family, she'll come home.

Click to see more example sentences
uygun qualifying, qualified

Başka bir şey için uygun değilim.

I'm not qualified for anything else.

Ben uygun değilim.

I'm not qualified.

Ve bu gemi kesinlikle uygundu.

And this ship sure qualified.

Click to see more example sentences
uygun lovely

O zaman, uygun zaman değildi ama bu aşk yoktu anlamına gelmez

That time was not ours, but that doesn't mean it wasn't love

Bu rakip müsbaka için uygun değil, fakat şimdi bizim erkek de aşk için geç kalmış olabilir.

This rival is not up to the challenge, but now our male may be too late for love.

Sorunlu bir geçmişi ve sevgiye ihtiyacı var ve uygun bir çevreye.

He has a troubled background and needs love and a stable environment.

Click to see more example sentences
uygun answerable

Bu çok uygun bir cevap ve sanırım öyle şanslıyım ki o bunu sizin için doğrulayamıyor.

That's a very convenient answer, and I guess lucky for you that she can't confirm it.

Beni affedin ama, kariyer ve zamanlama, bunlar sıklıkla uygun cevaplardır.

Forgive me, but career and timing, those are often very convenient answers.

Bu kadar büyük bir soru uygun bir cevabı hak ediyor.

Such a big question Deserves a fitting answer

Click to see more example sentences
uygun nice

Burası görüşmek için uygun bir yer değil.

This is not a nice place to meet.

Ama iyi bir adam, uygun bir

But he's a nice man, a good catch

Dodge City güzel bir uyku çekmek için uygun bir yer.

Dodge City's a nice place to get some sleep.

Click to see more example sentences
uygun friendly

Belki de insan arkadaşın uygun bir meydan okuma yapmak ister.

Perhaps your human friend would make a suitable challenger.

Uygun bir arkadaş.

A decent friend.

Garip, yaşlı, uygunsuz arkadaş!

Weird, old, inappropriate friend!

Click to see more example sentences
uygun affordable

Bu uygun bir nişan yüzüğü veya hiçbir şey değil, ama bütün ödeyebileceğim bu kadar.

It ain't a proper engagement ring or nothin', but it's all I can afford.

Jerry size bütçenize uygun kumaş verir. Uygun fiyata en kaliteli kumaşı verir.

Jerry gives you affordable fabric, a quality fabric, at affordable prices.

Yetkin, çalışkan ve uygun fiyatlı olan birisi?

Someone who's competent and hardworking and affordable?

Click to see more example sentences
uygun adequate

Bayan Johansen lütfen yaralılar için uygun bir konaklama yeri bulun. Ve diğer herkes

Ms. Johansen, please find adequate accommodation for the injured, and everyone else

Buna uygun bir tıbbi teşhisin olduğundan bile emin değilim.

I'm not sure a medical diagnosis is even adequate.

Bu aptalca soruna uygun bir cevap oldu mu?

Is that an adequate answer to your stupid question?

Click to see more example sentences
uygun compatible

Biz de uygun insan DNA'sıyla radyoaktif izotop kullandık.

We've used a radioactive isotope with compatible human DNA.

Bana uygun bir kadın bulmak.

Finding a compatible woman.

Paul de nakil için uygun.

Paul is compatible too.

Click to see more example sentences
uygun free

Bu arada, bu akşam yemek için uygun değilsin, değil mi?

By the way, um, you're not free for dinner tonight, are you?

O uygun değil.

He's not free.

Cuma gecesi kim uygun?

Who's free Friday night?

Click to see more example sentences
uygun all right

O kadın o adam için hiç uygun değil.

She's not right for him at all.

Bugün için uygun mu?

All right for today?

Tamam, bu biraz uygunsuz oldu.

All right, that was inappropriate.

Click to see more example sentences
uygun open

Bir kulüp açılışı uygun bir randevu mu?

Is a club opening a proper date?

Hadi onu açalım, iyi ve uygun.

Let's get him open, good and proper.

Bu Başmüfettiş üzgünüm, Vekili parantez, uygun bir aday buluncaka kadar, kapat parantez

This is Chief Inspector sorry, Acting open brackets, until we find a suitable candidate, close brackets

Click to see more example sentences
uygun timely

Beni affedin ama, kariyer ve zamanlama, bunlar sıklıkla uygun cevaplardır.

Forgive me, but career and timing, those are often very convenient answers.

Uygun bir zamanlama değil mi?

That's not convenient timing?

O videoyu sana uygun bir biçimde verdim.

I gave you that video in a timely manner.

Click to see more example sentences
uygun relevant

Kusura bakmayın Avukat Bey ama bu soru şu an uygun değil.

I'm sorry, Counsel, but the question is not relevant at this time.

Evet, tabi, bu fikir oldukça uygun.

Yeah, well, that idea is extremely relevant.

Yine ilginç ama uygun değil.

Again, interesting but not relevant.

Click to see more example sentences
uygun normal

Ama bence bu sadece normal, uygunsuz bir aile yemeğiydi.

But I think it was just a normal, awkward, family dinner.

Ama bizim gibi insanlar için normal bir ilişki uygun değil.

But a normal relationship isn't viable for people like us.

Hayır, sadece bu normalde öyle değil ama bu uygun olmamış

No, but it's just that, normally, it's just not on

Click to see more example sentences
uygun presentable

Şu an pasta ve hediyeler için uygun zamandır belki de.

Maybe now is a good time for cake and presents.

Bir şeker hastasına çok uygun bir doğum günü hediyesi değil ama

It's probably not the best birthday present for a diabetic, but

Bugünkü Bay Elliot en uygun, en iyi centilmen

The present Mr Elliot is the most eligible gentleman

Click to see more example sentences
uygun acceptable

Uygun mu, evet ya da hayır?

Is that acceptable, yes or no?

Ya şimdi Elaine olacak ya da sonra muhafazakarlar için daha uygun biri olacak.

It's either Elaine now, or someone more acceptable to the conservatives later.

Senin yaşın emekli olmak için son derece uygun.

Your age is perfectly acceptable to retire.

Click to see more example sentences
uygun done

Vicky, Dolly aradı ve bana yanlış birşey yaptığını söyledi. gerçekten sen uygunsuz birşey mi yaptın.

Vicky Dolly had called me, told me that you've done something wrong really you've done something very inappropriate

Her şey kurallara uygun, Carter.

Everything done by the rules, Carter.

Peter uygunsuz hiçbir şey yapmadı.

Well, Peter has done nothing untoward.

Click to see more example sentences
uygun becoming

Ve uygun zamanda, o, bir efsane olacak.

And in due time, he will become a legend.

Uygun bir konakçı olmak için.

To become a suitable host.

Çocuklar gerçekten uygunsuz oluyorlar.

The kids become really obnoxious.

Click to see more example sentences
uygun consistent

Ama Kenneth için uygun değil.

But it's not consistent With Kenneth.

Uygun bir hedef olman gerekiyor.

Supposed to be a consistent target.

Çünkü sıçrayan kan Üçlemeci'nin boy uzunluğuna uygun olacaktı.

Because the castoff pattern is consistent with Trinity's height.

Click to see more example sentences
uygun accommodating

Bayan Johansen lütfen yaralılar için uygun bir konaklama yeri bulun. Ve diğer herkes

Ms. Johansen, please find adequate accommodation for the injured, and everyone else

Gemide konaklama bayanlar için hiç uygun değil.

Accommodation onboard is not suitable for ladies.

Eğer kalacak yer arıyorsanız çok güzel, hobbitlere uygun odalarım var.

If you're seeking accommodation, we got some cozy Hobbit-sized rooms available.

Click to see more example sentences
uygun sufficient

Doğal ortamı yeterince uygun ya da besleyici değilse

If the habitat is not sufficiently favorable or nurturing

Eğer yaşam alanı yeterince uygun değilse ve besin bulunamıyorsa

If its habitat is not sufficiently favorable or nurturing

Asıl zor kısmı yeterli miktarda, uygun kalitede fizyonlanabilir malzeme olması.

The hard part is having sufficient fissional materials of appropriate grade.

uygun pertinent

İkinci soru, belki de daha uygun bir soru olacak.

The second question, and perhaps the more pertinent one

Nihayet uygun bir soru.

A pertinent question at last.

Uygun meme uçların.

Your pertinent nipples.

uygun apt

İmkansız bir görev desek daha uygun düşer.

A mission impossible, might be more apt.

Uygun bir benzetme.

An apt metaphor.

Sorunlu" daha uygun gözüküyor.

Troubled" seems more apt.

uygun opportune

Benim işim sizin için uygun fırsatlar bulmak, senatör.

It's my job, senator Finding opportunities for you.

Bence Bay Keane, bu ara vermek için çok uygun bir fırsat.

And I think, Mr Keane, that this is a convenient opportunity to adjourn.

Bu bizim en uygun fırsatımız.

This is our tailor-made opportunity.

uygun meet

Burası görüşmek için uygun bir yer değil.

This is not a nice place to meet.

Uygun bir buluşma yeri seçin.

Choose an appropriate meeting place.

Bu tür poliüretan ulusal trafik güvenliği standartlarına uygun.

This type of polyurethane meets national traffic safety standards.

uygun seasonable

Herşey için uygun bir dönem ve her amacın bir zamanı vardır.

To everything, there is a season, and a time to every purpose.

Her şey için uygun bir dönem ve her amacın bir zamanı vardır.

MOHlNDER: To everything there is a season. And a time to every purpose.

Ve tatlı olarak, mevsime uygun jöle kupları.

And for dessert, some seasonal gelatin cups.

uygun agree

Vatikan Papazlar Meclisi'nden başpapaz Valachi de Sanguinem Kutsalı'nı bize ödünç vermeyi uygun gördü.

Cardinal Valachi from the Vatican chapter's also agreed to lend us the Sanguinem Sanctorum.

Katılıyorum, mantar endokarditi uygun.

I agree. Fungal endocarditis fits.

uygun happy

Böylesi uygun, değil mi? Okulda mutlu musun? Evet.

Convenient, right?. Are you happy at school?. Yes.

Artık yoksun! Uygun ve iyi. Ve ben mutluyum.

You're out, fit and well, and I'm happy.

uygun toward

Stewie, Bay Jackson size uygunsuz davranışlarda bulundu?

Stewie, did Mr. Jackson behave inappropriately toward you?

Cy hiç Tammy'e uygunsuz şekilde davrandı mı?

Has Cy ever acted inappropriately toward Tammy?

uygun worthy

Hiç şüphesiz, uygun bir rakip olduğunu kanıtladın.

Without a doubt, you've proved a worthy adversary.

Rose sana uygun bir rakip mi?

Is Rose a worthy opponent?

uygun favourable

..yani en uygun gezegenin.

the most favourable planet.

Belki de koşullar daha uygun hale gelmiştir.

Perhaps circumstances have become more favourable.

uygun equal

Alkış bekliyordum ama sanırım sersemlemiş sessizlik de bir o kadar uygundur.

I was expecting applause, but I suppose stunned silence is equally appropriate.

Evet, para için uygun zaman, Simon.

Yeah, well time equals money, Simon.

uygun befitting, befit

Yeteneklerine daha uygun bir şey.

Something more befitting of your talents.

uygun correct

Ve anatomik olarak da uygun.

And he's anatomically correct.

uygun applicable

Sıvı Flubber ve uygun bir püskürtücü alet.

Fluid flubber with a convenient spray applicator.

uygun due

Ve uygun zamanda, o, bir efsane olacak.

And in due time, he will become a legend.

uygun commensurate, commensurable

Bu sefer doğru düzgün bir mürettebatın da olacak, Senin taktiksel ve liderlik özelliklerine uygun

And this time you'll be given a proper crew, one commensurate with your tactical and leadership abilities.

uygun square

Madison Square Garden bunun için uygun olabilir.

Madison Square Garden is nearby. It might fit there.

uygun tailored

Bu bizim en uygun fırsatımız.

This is our tailor-made opportunity.

uygun ripe

Zaman aşk için uygundur

Time is ripe for love