vaziyette

Hayal gücün karanlık ve saçma ama en azından mesaj orada bir yerlerde gömülü vaziyette.

Your imagination is dark and ridiculous, but at least the message is buried in there somewhere.

Bir gün, bir ağacın altında oturuyorum ve bu küçük çocuk karnı bir vaziyette yanıma geliyor.

One day, I'm sitting under a tree And this little boy comes over and he's hungry.

Dünya hasta bir vaziyette ve insanlar ne yapıyor?

The world is sick and what do people do?

Vaziyet herkes için zor.

Things are hard for everybody.

Bak, sorun bu vaziyet.

Look, it's this situation.

O zamandan beri çok kötü bir vaziyette.

And since then he's in such a poor shape.

Peki, Walker ne vaziyette?

Well, what about Walker?

Ne harika bir vaziyet.

It's a wonderful situation.

Burada bir kadın var... .çok dağılmış vaziyette.

There is a woman here... .she Iooks very distressed.

Şimdi evleri ya suyun altında, ya da ters dönmüş vaziyette.

Now their houses are either under water or upside down.