Turkish-English translations for ve:

and · so · or · both · plus · species · vee · other translations

ve and

Ve sen ve sen.

And you and you.

Konu bu değil ve bunu sen de çok iyi biliyorsun.

That is not what this is about, and you know it!

Hadi, sadece sen ve ben!

Come on, just you and me!

Click to see more example sentences
ve so

Sana yardım edebileceğim bir çok şey var, ve senin de bize yardım edebileceğin bir çok şey var.

There is so much that I can do to help you, and there's much that you can do to help us.

Ve bu işte gerçekten sana ihtiyacım var, yani

And I really need you on this one, so

Pekâlâ, bayanlar ve baylar benim burada, okulda yaptığım şey bu.

So, ladies and gentlemen, this is what I do here at this school.

Click to see more example sentences
ve or

Ben yalnızca bir ve ya iki gece için gidiyorum.. hem her zaman da geri geliyorum.

Yes, but I only go for a night or two at a time, and I always come back.

Ya da o iyi bir insan ve daha da önemlisi iyi bir cerrah.

Or because he's a good person, and better yet because he's a good surgeon.

Üç deyince mi yoksa daha yaygın olan "bir, iki, üç ve sonra" mı?

On three? Or one, two, three, and then go? Which is more common.

Click to see more example sentences
ve both

Çünkü baban beni seviyor ben de babanı seviyorum ve ikimiz de seni çok ama çok seviyoruz.

Because your daddy loves me, and I love him, and we both love you, very, very, very much.

Jack ve Ben ikisi de adaya geri dönmek istiyordu, ve bir yolunu buldular.

Jack and Ben both wanted to return to the island, So they found a way.

İkimize de bir kıyak yap ve yürümeye devam et.

Do us both a favor and just keep walking.

Click to see more example sentences
ve plus

Ve artı, ben şu anda yalnız olmaktan gerçekten çok mutluyum.

And plus, I'm I'm actually really happy being alone right now.

Ayrıca diğer iki adamı ve diğer gardiyanı da.

Plus those other two guys and and that other guard.

Üç ay Artı fazladan eleman ve kaynaklar.

Three months, plus additional staff and resources.

Click to see more example sentences
ve species

Bu türler için burdayız. erkekler ve kızlar.

We're in this for the species, boys and girls.

Sen ve ben aynı türden bile değiliz.

You and me aren't even the same species.

Bugün kasabada Jimmy'yi gördüm, ve o bir şeyler alıyor gibiydi uyuşturucu veya bir silah, veya tehlike altındaki bir tür et veya başka bir şey

I saw Jimmy in town today, and it looked like he was buying drugs, or a a gun, or endangered species meat or something.

Click to see more example sentences
ve vee

Red ve Vee'nin bir geçmişi vardı.

Well, Red and Vee, they had history.

Evet, Vee ve ben çok yakınız.

Yeah, Vee and I are close.

Arlin ve Vee'ye yemek borcumuz var.

We owe Arlin and Vee a dinner.

Click to see more example sentences