Turkish-English translations for verici:

transmitter · donor · destructive · transceiver · giver · maker · transmitting · other translations

verici transmitter

Tabii ki böyle bir verici, standart bir teçhizat değildir. Hayır.

Of course, a transmitter of that sort isn't exactly standard equipment.

Evet, bir verici var.

Yeah, I have a transmitter.

Evet ama verici nerede peki?

Yeah, but where's the transmitter?

Click to see more example sentences
verici donor

Çünkü sen bir doktorsun, organ verici değil.

Because you're a doctor, not a donor.

Çünkü o isimsiz bir verici.

Because it's an anonymous donor.

Sana bir verici bulduk.

We found you a donor.

Click to see more example sentences
verici destructive

Karmaşık karışık yetenekli, çok yetenekli ve kendine zarar veren bazen çok cömert

Complex, complicated, talented, very talented and self-destructive, sometimes very generous,

O zaman Hitler neden Paris'i yıkma emrini verdi?

Then why has Hitler ordered the destruction of Paris?

yetenekli kendine zarar veren bazen oldukça cömert ama karmaşık, karışık.

talented, self-destructive, sometimes very generous, but complicated, complex.

Click to see more example sentences
verici transceiver

Şimdi, sana zarar vermek istemiyorum ben sadece telsizimi geri istiyorum.

Now I don't want to hurt you. I just want my transceiver back.

Gövde alt uzay vericileri ile kaplı.

The hull's covered with subspace transceivers,

Sinaptik bir alıcı verici.

It's a synaptic transceiver.

Click to see more example sentences
verici giver

O dünyadaki en iyi hediye veren kişidir.

He's the best gift giver in the world.

Bu bir Doğa Ruhu, hayat verici ve yok edicidir.

It's an Elemental, a giver of life and a destroyer.

Ben bir sadaka verici değilim.

I'm not a giver of alms.

Click to see more example sentences
verici maker

Senin seçimin, Bay "Karar-Verici".

It's your choice, mister "decision-maker.

Bilim adamlarımıza ve tohum üreticilerimize çok değer veririz.

We value our scientists and our seed-makers very much.

verici transmitting

Burada homer denen küçük güzel bir verici cihaz var.

Here's a nice little transmitting device called a homer.

Çünkü o telefon bir vericiydi.

Because that phone was transmitting.